"Vicdanlar kör, zihinler abluka altında; dostluklar çıkarlarla kuşatılmış..."

Ne acı ki yaşadığımız qçağın fotoğrafını birkaç cümleyle özetlemek mümkün. İnsanlığın en büyük sermayesi olan vicdan, kimi zaman hırsın, öfkenin ve bencilliğin gölgesinde kalıyor. Düşünceler özgürce yeşermek yerine önyargılarla kuşatılıyor; insanlar birbirini anlamaktan çok yargılamayı tercih ediyor.
Dostluklar ise eskisi gibi karşılıksız emek ve sadakat üzerine değil, çoğu zaman menfaat dengeleri üzerine kuruluyor. İşimiz düştüğünde yanımızda olanlar çoğalırken, zor günümüzde omuz verenlerin sayısı azalıyor. Çıkarların gölgesinde kalan ilişkiler, güveni de beraberinde tüketiyor.
Ancak bütün bu karamsar tabloya rağmen umut hâlâ yaşıyor. Çünkü her karanlık, bir aydınlığın habercisidir. Umut; vicdanını kaybetmeyen insanların yüreğinde, doğruluktan vazgeçmeyenlerin duruşunda ve iyiliği çoğaltmaya çalışanların gayretinde filizlenir.
"Yeni" dediğimiz şey sadece takvim yaprağının değişmesi değildir. Yeni; zihniyetin değişmesidir. Yeni; birbirini dinleyen, ötekileştirmeyen, paylaşmayı bilen insanların çoğalmasıdır. Yeni; adaletin, merhametin ve samimiyetin yeniden hayat bulmasıdır.
Bugün ihtiyacımız olan şey umutsuzluğu büyütmek değil, umudu çoğaltmaktır. Çünkü toplumları değiştirenler karamsarlığı anlatanlar değil, umudu diri tutanlardır.
Her şeye rağmen, YENİ ile gelen umuda inanmak ve onu yaşatmak zorundayız. Çünkü yarınları inşa edecek olan, umudunu kaybetmeyen insanların vicdanı olacaktır.
Saygılarımla...