KESK Malatya bileşenleri, Emeksiz Caddesi üst kavşağında düzenledikleri basın açıklamasında Orta Vadeli Program ve özelleştirme kararlarına tepki gösterdi.
Basın açıklamasını KESK adına SES Malatya Şube Başkanı Cansu Can yaptı. Can, üç yıllık dönemin ekonomik ve sosyal politikalarına yön verecek, aynı zamanda bütçenin hazırlanmasında temel alınacak politika belgesi niteliğindeki OVP’ye ilişkin KESK’in yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı.
“Bu Program Kimler İçin Hazırlanıyor?”
KESK açıklamasında, her OVP döneminde aynı soruların gündeme getirildiği belirtilerek, “Bu program kimler için hazırlanıyor? Kimlerin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kimlere dağıtılıyor? Külfet kimlerin sırtına yükleniyor?” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada TÜİK verilerine göre, 4 milyonu kamu emekçisi olmak üzere istihdamdaki yurttaş sayısının 32,5 milyon olduğu, yaklaşık 10 milyon kişinin ise kayıt dışı çalışmaya devam ettiği ifade edildi. Bu sayıya göçmen ve sığınmacı pozisyonunda olanların dahil olmadığı kaydedilirken, 16 milyonu aşkın emeklinin bulunduğu belirtildi.
KESK, gelir ve yaşam koşullarına ilişkin değerlendirmesinde; Türkiye’nin yalnızca enflasyon ve faiz oranlarında değil, gelir adaletsizliğinde de Avrupa ülkeleri içinde ilk sırada yer aldığını savundu.
Açıklamada kayıtlı her iki işçiden birinin açlık sınırının en az 10 bin TL altında kalan asgari ücretle çalıştığı, kayıt dışı çalışan yaklaşık 10 milyon kişinin ise başta sosyal güvenlik hakkı olmak üzere yasal haklardan mahrum kaldığı ifade edildi.
Her dört emekliden birinin 23 bin 552 TL en düşük emekli aylığına mahkûm edildiği belirtilen açıklamada, ortalama emekli maaşının da giderek en düşük emekli aylığı seviyesine yaklaştığı savunuldu. Her 5 emekliden birinin yaşamını sürdürebilmek için yeniden çalışmak zorunda kaldığı kaydedildi.
“Enflasyon Düşecek Deniliyor, Hedefler Yükseliyor”
KESK, OVP’nin emekçilere sunduğu tabloyu eleştirerek enflasyon hedeflerindeki değişikliklere dikkat çekti.
Açıklamada, bir önceki OVP’de yüzde 16 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin yüzde 28,4’e, yüzde 9 olarak açıklanan 2027 hedefinin yaklaşık 2,3 kat artırılarak yüzde 21’e ve yüzde 8 olan 2028 hedefinin yüzde 13,5’e çıkarıldığı belirtildi.
KESK, bu tabloyu “Yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz: Enflasyon düşecek deniliyor, hedefler yükseliyor” sözleriyle değerlendirdi.
Geçen dönemin Orta Vadeli Programı’nın kamu emekçilerinin toplu sözleşme sürecine denk geldiği hatırlatılan açıklamada, 2026-2027-2028 yılları için OVP enflasyon hedeflerine endeksli toplu sözleşmenin esas alındığı belirtildi.
KESK, OVP’de ücretlerin gerçekleşen enflasyona göre değil, önceden açıklanan ve sonrasında güncellenen hedeflere göre belirlenmeye devam ettiğini savundu.
KESK’ten Ek Zam Çağrısı
Açıklamada, 2024 yılının yüzde 44,38 enflasyonla kapandığı ancak 2025 asgari ücretinin yüzde 30 artırıldığı ifade edildi. 2025 yılının yüzde 30,89 enflasyonla kapandığı, asgari ücret artışının ise yüzde 27’de kaldığı belirtildi.
Kamu emekçilerinin maaş artışlarında da benzer bir tablonun ortaya çıktığını savunan KESK, özellikle 2027 yılı için yapılacak artış ile OVP’deki enflasyon hedefi arasındaki farka dikkat çekti.
OVP ile 2027 enflasyon oranının yüzde 21 olarak güncellendiği belirtilirken, toplu sözleşmeyle 2027 yılı için bağıtlanan artışın yüzde 5 + yüzde 4 olduğu hatırlatıldı.
KESK açıklamasında, “Yapılması gereken bellidir: Acilen ve ertelemeksizin emekçilerin ek zam talebi karşılanmalıdır” denildi.
“Gençlere Güvencesizlik ve Esneklik Taahhüt Ediliyor”
TÜİK verilerine göre geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30,6’ya çıktığı belirtilen açıklamada, OVP’de başta gençler olmak üzere güvenceli ve kadrolu istihdama ilişkin bir düzenleme bulunmadığı savunuldu.
OVP’de yer alan, “Yeni nesil çalışma modellerine ilişkin mevzuat düzenlemelerinin etkin uygulanması sağlanacak, mevzuat çalışmaları tamamlanarak güvenceli esneklik yaygınlaştırılacaktır” ifadesine dikkat çekildi.
KESK, söz konusu yaklaşımın gençlere “güvencesizlik ve esneklik, yani geleceksizlik” sunduğunu ileri sürdü.
Açıklamada, “güvenceli esneklik” kavramıyla yaygınlaştırılması planlanan yeni nesil çalışma biçimlerinin “Aile On Yılı” çerçevesinde yürütülen planların da bir parçası olduğu savunuldu.
Kadınlara cinsiyete dayalı görev tanımlamalarıyla bakım ve ev işlerinin yüklendiği, emeğin hane içinde görünmez hale geldiği ve istihdamda güvencesizliğin arttığı ifade edildi.
Vergi Politikalarına Tepki
KESK açıklamasında OVP’nin vergi politikaları da eleştirildi.
2027 yılı enflasyon hedefi yüzde 21 olmasına rağmen vergi gelirlerinde yüzde 36 artış, 2028 yılı enflasyon hedefi yüzde 13,5 iken vergi gelirlerinde yüzde 20,4 artış hedeflendiği belirtildi.
Açıklamada 2025 yılında toplanan vergilerin yüzde 62,4’ünün KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluştuğu, patronlardan ve sermaye çevrelerinden alınan kurumlar vergisinin payının ise yüzde 11,1’de kaldığı ifade edildi.
KESK, işçi, kamu emekçisi, emekli ve dar gelirlilerin ücretlerini almadan önce vergi ödediğini, ardından yaptıkları harcamalar üzerinden yeniden vergilendirildiğini savundu.
Son beş yılda patronlara, büyük sermaye gruplarına ve yüksek gelir çevrelerine sağlanan istisna, muafiyet ve indirimlerle 3 trilyon liradan fazla verginin alınmasından vazgeçildiği belirtilen açıklamada, “Kısacası bu OVP’nin de özeti: ‘Emekçiden al, sermayeye aktar’dır” denildi.
MESEM ve İş Kazaları Gündeme Getirildi
Açıklamada Milli Eğitim Bakanı’nın TBMM’ye sunulan bir soru önergesine yaklaşık 1 ay önce verdiği yanıta da yer verildi.
Buna göre 2025 ve 2026 yıllarında mesleki eğitim merkezlerinde kayıtlı öğrencilerden 9 bin 950 öğrencinin iş kazası geçirdiği, MESEM kapsamında iş kazası geçiren öğrencilerden 37’sinin hayatını kaybettiği ifade edildi.
KESK, buna rağmen OVP’de, “Çalışmanın fazileti ve üretmenin toplumsal değeri, örgün eğitim sürecinin başlangıcından itibaren müfredata yansıtılacaktır” denildiğine dikkat çekti.
Ayrıca mesleki ve teknik eğitim müfredatının özel sektörle iş birliği içerisinde güncellenmesi, staj ve işbaşı eğitimi programlarının yaygınlaştırılması ve özel sektör katılımının artırılmasının hedeflendiği hatırlatıldı.
KESK, bu politikanın çocuk işçiliğinin eğitim politikaları aracılığıyla piyasanın ihtiyaçlarına göre artırılması sonucunu doğuracağını savundu.
Faiz Harcamalarına Ayrılan Pay Eleştirildi
KESK, OVP’de bütçeden faize ayrılan paylara da tepki gösterdi.
Açıklamada, “Öncelik emekçilere, yoksul halka değil faizden, ranttan, özelleştirme talanından beslenenlere verilmiştir” ifadeleri kullanıldı.
2022 yılında Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın yüzde 2,2’sinin faiz harcamalarına ayrıldığı, bu oranın sonraki yıllarda arttığı belirtildi.
Son OVP’ye göre 2027 yılında Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın yüzde 3,7’sine denk gelen 4 trilyon 93 milyar TL’nin faiz harcamalarına ayrılmasının hedeflendiği kaydedildi.
KESK, bu tutarın 2027 yılında toplanması hedeflenen her 100 TL verginin 20,3 TL’sinin faize gitmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Köprü ve Otoyol Özelleştirmeleri Gündemde
Açıklamada OVP’deki özelleştirme gelirleri kalemine de geniş yer verildi.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre 1986 yılından itibaren başlayan özelleştirme uygulamalarının yüzde 90’ının AKP iktidarı döneminde gerçekleştiği ifade edildi.
KESK, KİT’lerin, fabrikaların ve tesislerin özelleştirme yoluyla sermayeye aktarıldığını savundu.
Geçtiğimiz yıl 2 devlet köprüsü ve 8 otoyolun özelleştirilmesine ilişkin iddiaların gündeme geldiği hatırlatılan açıklamada, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile ikisi çevre otoyolu olmak üzere 8 otoyolun özelleştirme programına alındığı belirtildi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bunun satış değil, 30 yıllığına “işletme hakkı transferi” olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını savunduğu hatırlatıldı.
KESK ise Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre bakım ve diğer giderler düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edilen köprü ve otoyolların özel sektöre devredilmek istendiğini ifade etti.
Köprü ve Otoyol Ücretlerini Karşılaştırdı
Açıklamada kamu tarafından işletilen 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerinden bir otomobilin geçiş ücretinin 59 TL olduğu belirtildi.
Yap-İşlet-Devret modeliyle özel bir firmanın işlettiği Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden otomobil geçiş ücretinin 110 TL, Osmangazi Köprüsü’nden ise 1.170 TL olduğu kaydedildi.
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen 380 kilometrelik İstanbul-Ankara Anadolu çevre yolu için bir otomobilin 338 TL ödediği, özel şirket tarafından işletilen 330 kilometrelik Ankara-Niğde çevre yolu için ise 925 TL ödendiği ifade edildi.
KESK, köprü ve çevre yollarının özelleştirilmesinin geçiş ücretlerinin daha da yükselmesine neden olacağını savundu.
46 İldeki Maden İhalelerine Tepki
KESK açıklamasında özelleştirmelerin köprü ve çevre yollarıyla sınırlı olmadığı belirtildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülen ihale kapsamındaki satışların bir hafta önce tamamlandığı ifade edildi.
Toplam 46 ilde 29 bin 218 hektarlık, yaklaşık 40 bin futbol sahası büyüklüğündeki ormanlık ve tarımsal alanın özel maden şirketlerine satıldığı belirtildi.
OVP’ye göre iktidarın 2027’de 183 milyar TL, 2028’de ise 163,5 milyar TL özelleştirme geliri elde etmeyi hedeflediği kaydedildi.
KESK, ortak varlıkların bütçe açığını kapatmak ve kamu harcamalarını karşılamak amacıyla sermayeye aktarılacağını savunurken, bu gelirlerin önümüzdeki yıl belirli kesimlere “seçim yatırımı” olarak dağıtılacağını ileri sürdü.
Açıklamada, kamunun gelecek 30 yılda elde edeceği gelirin özelleştirmeler yoluyla tek seferde ve “büyük zararlarla, hazine garantileriyle” elden çıkarıldığı savunuldu.
“Bu Yıkım Bütçesini Kabul Etmeyeceğiz”
KESK açıklamasının sonunda mevcut ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerini yineledi.
“Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, çalışanların gelirlerinin küçüldüğü, buna karşılık sermaye ve patronların büyüdüğü savunuldu.
KESK, yoksullaştırma politikalarına rıza üretilmesi amacıyla antidemokratik uygulamaların artırıldığını ileri sürerek ekonomik ve siyasal programların emekçileri “iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek” üzerine kurulu olduğunu savundu.
Açıklamada, “KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmeyeceğimizi tüm kamuoyuna buradan bir kez daha ilan ediyor ve emeği ile geçinen tüm kesimlere çağrıda bulunuyoruz” denildi.
KESK çağrısını şu ifadelerle tamamladı:
“Gelin; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için, emek için bütçe, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur diyelim.”





