Çünkü Malatyalılar için mayıs ayının en özel lezzeti hiç şüphesiz Kiraz Yaprağı Sarma Köftedir.
Yılın yalnızca birkaç haftasında yapılabilen bu yemek, sadece damak tadıyla değil, hazırlanışındaki emek ve gelenekle de Malatya mutfağının en değerli miraslarından biri olarak kabul ediliyor.
Bir yemekten çok daha fazlası
Kiraz yaprağı sarma köfteyi ilk kez görenler, onu klasik yaprak sarması sanabiliyor. Ancak Malatyalılar için bu yemek bambaşka bir anlam taşıyor.
Çünkü içinde pirinç yok...
Kıyma yok...
Hatta birçok yöresel yemeğin vazgeçilmezi olan baharat bile yok.
Buna rağmen sofraya geldiğinde kendine has hafif ekşimsi tadı ve kiraz yaprağının bıraktığı aromayla unutulmayacak bir lezzete dönüşüyor.
Belki de onu özel yapan tam olarak bu sadelik.
Sadece Malatya'da yapılıyor
Anadolu'nun pek çok kentinde üzüm, dut ya da lahana yaprağıyla sarma yapılırken, kiraz yaprağıyla hazırlanan sarma köfte neredeyse yalnızca Malatya mutfağında görülüyor.
Bu yönüyle yemek, kentin en özgün gastronomi değerlerinden biri olarak gösteriliyor.
Üstelik bu eşsiz lezzet, coğrafi işaret tesciline de sahip.
Mayıs ayını kaçırırsanız bir yıl bekliyorsunuz
Kiraz yaprağı her zaman toplanamıyor.
En uygun dönem, yaprakların ince, yumuşak ve taze olduğu mayıs ayı.
Bu nedenle birçok aile, bahar gelir gelmez kiraz bahçelerine giderek yaprak topluyor.
Toplanan yapraklar aynı gün kullanılıyor ya da salamura yapılarak kış için saklanıyor.
Malatyalıların "Kiraz yaprağı zamanı geçti mi yemek de biter." demesinin nedeni de bu.
Eskiden "avrat köftesi" denirdi
Kiraz Yaprağı Sarma Köfte'nin ilginç bir lakabı da var.
Eskiden Malatya'da bu yemeğe "Avrat Köftesi" denirdi.
Bunun nedeni ise hazırlanmasının oldukça zahmetli olmasıydı.
Yaprakların tek tek ayıklanması...
İç harcın tam kıvamında hazırlanması...
Her sarmanın kalem inceliğinde sarılması...
Pişerken açılmaması için gösterilen özen...
Bütün bunlar ciddi el becerisi gerektirirdi.
Bu yüzden eskiler, "Bunu her kadın yapamaz." diyerek yemeği becerikli ev hanımlarıyla özdeşleştirirdi.
Sırrı baharatta değil
Belki de bu yemeğin en şaşırtıcı özelliği burada başlıyor.
İç harcında ne pul biber var...
Ne karabiber...
Ne kimyon...
Ne de başka bir baharat.
Lezzetini tamamen kiraz yaprağının kendine özgü aroması, doğal kırma buğday ve yoğurtlu sos oluşturuyor.
Bu yüzden birçok Malatyalı, "Baharatsız olup da bu kadar lezzetli başka yemek yok." diyor.
İncecik sarılıyor
Kiraz yaprağı, üzüm yaprağına göre çok daha ince ve narin.
Bu yüzden içine konulan harç oldukça az tutuluyor.
Adeta kalem gibi ince sarılan köfteler, tencereye özenle diziliyor.
Üzerlerine tabak kapatılarak dağılmadan pişmeleri sağlanıyor.
Servis aşamasında ise bol yoğurt ve tereyağında kavrulmuş kuru soğan yemeğin üzerine gezdiriliyor.
İşte o an mutfağı saran koku, Malatyalılar için çocukluğun ve aile sofralarının kokusu oluyor.
Anneannelerden torunlara uzanan tarif
Kiraz Yaprağı Sarma Köfte'nin en önemli özelliği tarif kitaplarından değil, aile büyüklerinden öğreniliyor olması.
Bugün hâlâ birçok evde mayıs ayı geldiğinde anneler, kızları ve torunları aynı sofranın etrafında toplanıyor.
Yapraklar birlikte ayıklanıyor.
Sarmalar birlikte hazırlanıyor.
Sohbetler eşliğinde saatler süren bu hazırlık, yemeği sadece bir tarif olmaktan çıkarıp kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültüre dönüştürüyor.
Malatya'nın en özel mevsim lezzetlerinden biri
Kayısı Malatya'nın dünyaya açılan yüzü olabilir.
Ancak mutfak kültürünü bilenler için kiraz yaprağı sarma köfte, şehrin en özgün tatlarından biridir.
Yalnızca belirli bir mevsimde yapılabilmesi, zahmetli hazırlanışı ve başka şehirlerde neredeyse hiç bilinmemesi onu sıradan bir yemek olmaktan çıkarıyor.
Belki de bu yüzden Malatyalılar her mayıs ayında aynı heyecanı yaşıyor.
Çünkü kiraz yaprağı sadece ağaçta değil, Malatya sofralarında da baharın habercisi oluyor.





