Siyaset, toplumların yönünü belirleyen en güçlü materyallardan biri olmayı sürdürürken, bu gücün beraberinde getirdiği en temel sorumluluk “etik” kavramıdır. Ancak günümüz siyasetinde etik olmak, çoğu zaman bir yol gösterici olmaktan çıkıp bir vitrin süsüne dönüşmüş gibi görünüyor. Cümlelerin içinde sıkça yer bulsa da, pratikte giderek daha silik bir iz bırakmaktadır.
Siyaset arenasında etik davranışın kayboluşu, ani bir kırılmanın değil; uzun süredir biriken küçük
tavizlerin sonucudur. “Bir kereden bir şey olmaz” anlayışıyla başlayan esnemeler, zamanla norm haline gelir. Şeffaflık yerini kapalılığa, hesap verebilirlik ise kaçamak cevaplara bırakır. Böyle bir ortamda etik olmak, uygulanması gereken bir ilke olmaktan ziyade, gerektiğinde hatırlanan bir söylem haline gelir.
Bu durumun en dikkat çekici yönlerinden biri de etik olma ihlallerin normalleşmesidir. Toplum, sürekli tekrar eden sorunlara karşı bir tür duyarsızlık geliştirir. Skandallar artık şaşırtmaz, çelişkiler sorgulanmaz hale gelir. Siyasetçiler için bu durum bir konfor alanı yaratırken, demokrasi için ciddi bir aşınma anlamına gelir. Çünkü etik olmak, yalnızca bireysel bir erdem değil; aynı zamanda kurumsal güvenin temelini oluşturur.
Öte yandan, etik olmak tamamen yok olmuş değildir. Aksine, dikkatle bakıldığında her şeye rağmen hâlâ izlenebilir. Bazı siyasetçilerin tutarlılığı, bazı kurumların dirençli duruşu ve en önemlisi toplumun adalet arayışı, bu izleri görünür kılar. Ancak bu izler, güçlü bir yön belirleyici olmaktan çok, geçmişi hatırlatan silik işaretler gibidir.
Bugün asıl soru şudur: Etik olmak, siyasetin merkezine nasıl yeniden yerleştirilebilir? Bunun cevabı yalnızca siyasetçilerin değil, toplumun da sorumluluğundadır. Seçmen davranışları, medya dili ve sivil toplumun gücü, bu dönüşümün anahtar unsurlarıdır. Etik dışı davranışların ödüllendirilmediği, aksine sorgulandığı bir kültür inşa edilmedikçe, değişim de kalıcı olmayacaktır.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz, siyasette etik olmak kaybolmuş değil; fakat yolunu şaşırmış durumdadır. Onu yeniden bulmak için sadece izlemek yetmez, iz sürmek gerekir. Ve belki de en önemlisi, o izi genişletip bir yol haline getirecek ortak iradeyi ortaya koymak gerekir.
Saygılarımla...