Ordu'nun Ulubey ilçesinde açılması planlanan maden ocağına karşı yöre halkının başlattığı hukuki mücadele Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşındı. Ordu Ulubey Doğa ve Canlıları Koruma Derneği (UDOK) temsilcileri, YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun ve İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ile birlikte düzenledikleri basın açıklamasında, maden projesinin bölgenin tarım, hayvancılık ve turizm potansiyeline zarar vereceğini savundu.
Ankara 19. İdare Mahkemesi'nde ilk duruşması yapılacak dava öncesinde konuşan dernek temsilcileri ve milletvekilleri, Ulubey'in doğal yapısının korunması gerektiğini vurguladı. Açıklamalarda, Ordu'nun Fatsa ilçesindeki geçmiş madencilik faaliyetleri de gündeme getirildi.
Ulubey halkından maden ocağına karşı hukuki mücadele
UDOK Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Yanık, Ulubey'de yapılması planlanan madencilik faaliyetlerinin bölgenin geçim kaynaklarını tehdit ettiğini belirtti.
Ulubey'in tarım, hayvancılık ve turizmle kalkınması gerektiğini söyleyen Yanık, Fatsa'daki madencilik faaliyetlerinin benzerinin ilçelerinde yaşanmasını istemediklerini ifade etti.
Yanık, “Bu madenin Ulubey'de açılıyor olması tarım ürünlerinin, turizmin, hayvancılığın yok olması demektir. Bizler Fatsa ilçesinde yaşanan o musibeti Ulubey ilçesinde yaşamak istemiyoruz. Biz kalkınacaksak Ulubey'de turizmle, hayvancılıkla, tarımla kalkınacağız” dedi.
Anayasal çevreyi koruma haklarını kullanarak dava açtıklarını belirten Yanık, mahkemeden olumlu bir karar çıkmasını umut ettiklerini söyledi.
Cemal Enginyurt: “Maden ocağı bir kapitaliste hizmet edecek”
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ise maden ruhsatlarının kamu yararı gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Ulubey'de kurulması planlanan maden işletmesinin yöre halkına ekonomik fayda sağlamayacağını ileri süren Enginyurt, “Kurulacak maden ocağı bir kapitaliste, bir zengine hizmet etmekten başka hiçbir işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.
Fatsa'nın Bahçeler bölgesindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin de eleştirilerde bulunan Enginyurt, geçmişteki faaliyetlerden elde edilen ekonomik kazancın yöre halkına yansımadığını iddia etti.
Enginyurt, “Ulubey'de de kurulacak maden ocağı Ulubey halkına, Ordu halkına hiçbir fayda getirmeyecek, yine birilerini zengin edecektir” dedi.
Daha önce maden ruhsatlarının iptali için Çevre Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunduklarını belirten Enginyurt, UDOK'un yürüttüğü hukuki mücadelenin yanında olduklarını söyledi.
Enginyurt, iktidara yönelik eleştirisinde, “Ormanlarla, bahçelerle, doğayla uğraşacağınıza fondaki paraları geri getirin, zaten ülke zenginleşir” ifadelerini kullandı.
Seyit Torun: “Ordu'nun yüzde 74'ü maden sahası olarak ruhsatlandırıldı”
YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun, Türkiye genelinde madencilik faaliyetlerinin doğal yaşam üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu savunarak Ordu'daki ruhsatlandırma çalışmalarına tepki gösterdi.
Ordu'nun yüzde 74'ünün maden sahası olarak ruhsatlandırıldığını ileri süren Torun, kentin birçok noktasında sondaj faaliyetlerinin devam ettiğini belirtti.
Torun, “Ne kanun tanıyorlar, ne ÇED raporu tanıyorlar, ne de insanımızın yaşadığı yere olan bir saygıları var. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.
COP31 üzerinden iktidara çevre eleştirisi
Antalya'da düzenlenmesi planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'e de değinen Seyit Torun, hükümetin çevre politikaları ile madencilik uygulamaları arasında çelişki bulunduğunu savundu.
Türkiye'nin konferansa ev sahipliği yapacağını hatırlatan Torun, iktidara şu sözlerle seslendi:
“Önümüzdeki hafta Antalya'da COP 31 toplanıyor. Çevreyi konuşacağız. Bu iktidar hangi yüzle çevreyi konuşacak orada? Ev sahipliği yapıyoruz. Orada diyeceğiz ki çevreyi koruyalım. Gelecek nesillere bırakalım. Doğayı talan ederek, sermaye peşkeş çekerek, 3-5 kuruş rant uğruna yaşadığımız yerleri kurban ederek mi yapacaksınız?”
Torun, çevre koruma söylemlerinin uygulamalarla desteklenmesi gerektiğini belirterek madencilik faaliyetlerinin tarım alanları ve ormanlar üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesini istedi.
“Fındık üretmeyen, hayvancılık yapamayan insanlar ne yapacak?”
Ulubey ve Ordu'nun birçok bölgesinde heyelan riskinin bulunduğunu vurgulayan Torun, madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim ve kırsal nüfus üzerindeki olası sonuçlarına dikkati çekti.
Bölge halkının geçimini büyük ölçüde fındık üretimi, hayvancılık ve diğer tarımsal faaliyetlerden sağladığını belirten Torun, yeni maden sahalarının kırsaldan göçü artırabileceğini savundu.
Torun, “Bakın Ulubey'imizin Ordu'muzun her yeri heyelan alanı ve oldukça da bereketli topraklar bunlar. O insanlar fındık üretmediği zaman, hayvancılık yapmadığı zaman ne yapacaklar? Göç mü ettireceksiniz? Zaten göç veren bir iliz. Hazır kalan nüfusumuzu da mı yerinden etmek istiyorsunuz?” diye konuştu.
Madencilik yerine tarımsal üretimin desteklenmesini isteyen Torun, fındık, arıcılık ve kivi yetiştiriciliğine daha fazla kaynak ayrılması çağrısında bulundu.
“Maden gelirinin yüzde 1'i bile ülkede kalmıyor”
Madencilik faaliyetlerinin ekonomik getirilerini de eleştiren Torun, bu alanda elde edilen kazancın önemli bölümünün yurt dışına aktarıldığını iddia etti.
Torun, “Gözünüzü diktiniz topraklarımıza. Gözünüzü diktiniz fındık bahçelerimize, ormanlarımıza hani buradan elde edeceğiniz 3-5 kuruşla mı ülke ekonomisini düzelteceksiniz? Mümkün değil. O da zaten bu ülkeye kalmıyor oradaki katma değer. Yüzde 1'i bile kalmıyor” dedi.
Verilen teşviklerin de değerlendirilmesi gerektiğini savunan Torun, doğal kaynakların kullanımından elde edilen ekonomik değerin halka yansıması gerektiğini ifade etti.
“Toprağın üstü altından değerlidir”
Kendisinin de Ulubeyli olduğunu hatırlatan Seyit Torun, yöre halkının maden projesine karşı yürüttüğü hukuki mücadelenin sonuna kadar destekçisi olacaklarını söyledi.
Doğal yaşamın, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunması gerektiğini belirten Torun, mahkemeden yöre halkı lehine karar çıkmasını umut ettiğini dile getirdi.
Torun, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Ben de bir Ulubeyliyim, hemşehrilerin bu haklı mücadelesini sonuna kadar takip edeceğiz. Sonuna kadar destekçisi olacağız. Asla ve asla doğamızın bozulmasına suyumuzun börtü böceğimizin kaybolmasına ve yaşadığımız yerlerin değersizleştirmesine izin vermeyeceğiz.”
İktidara madencilik politikalarını yeniden gözden geçirme çağrısında bulunan Torun, “Bu yanlıştan, bu hatadan dönün. Toprağın üstü altından değerlidir. Ve kıymayın bu topraklara, ormanımıza, fındık bahçelerimize, börtü böceğimize kıymayın. Bu ülkeye kıymayın diyoruz” ifadelerini kullandı.
Ulubey'deki maden projesine karşı açılan davanın ilk duruşması öncesinde yapılan açıklamada, yöre halkının çevreyi koruma talepleri ve madenciliğin bölge ekonomisine olası etkileri öne çıktı.





