Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Türkiye ekonomisi, fon soruşturması, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısı, dış politika ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türkiye'deki yüksek enflasyonu savaş koşullarındaki ülkelerle karşılaştıran Özdağ, ekonomik tablonun vatandaşların alım gücünü ciddi biçimde olumsuz etkilediğini savundu. Fon soruşturması üzerinden iktidarın ekonomi yönetimini de eleştiren Özdağ, finansal piyasalardaki güven kaybının daha geniş bir ekonomik krize dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Özdağ: “Suriye daha ucuz diye dönmeye karar verebilirler”
Türkiye'deki enflasyonun Rusya, Ukrayna ve Suriye'deki oranların üzerinde olduğuna dikkati çeken Özdağ, Rusya'da enflasyonun yüzde 6,35, Ukrayna'da yüzde 10, Suriye'de ise yüzde 24 olduğunu belirtti.
Söz konusu ülkelerin savaş koşullarıyla karşı karşıya bulunduğunu vurgulayan Özdağ, Türkiye'nin ekonomik performansını eleştirerek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e şu sözlerle seslendi:
“Farkında mısınız övündüğünüz durum bu. Ve Suriyeli sığınmacılar bile Suriye daha ucuz diye dönmeye karar verebilirler. Şimdi Mehmet Şimşek de cevap olarak, 'Ümit Bey, ben de zaten size çalışıyorum' derse hiç şaşırmam doğrusu. Nasıl oluyor da aktif sıcak savaş halinde olan ülkelerden daha yüksek bir enflasyonla bu halk bu şekilde eziliyor?”
Özdağ, Türkiye'nin ekonomik sorunlarının yalnızca enflasyonla sınırlı olmadığını, gelir kaybı ve geçim sıkıntısının emeklilerden esnafa kadar toplumun geniş kesimlerini etkilediğini ifade etti.
Fon soruşturması için iktidara sert suçlama
Basın toplantısının önemli gündem maddelerinden biri de finans piyasalarındaki fon soruşturması oldu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in soruşturmaya ilişkin açıklamalarını değerlendiren Özdağ, finansal istikrarı sağlamakla görevli kurumların yöneticileri hakkında ortaya çıkan iddiaların devlet yönetimi açısından ciddi sorular doğurduğunu savundu.
Özdağ, siyasi iktidarın bürokrasiyi denetlemekle sorumlu olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Adalet Bakanı'nın yaptığı açıklama göstermektedir ki finansal istikrarı ve güvenliği sağlamakla görevlendirilen kurumların yöneticileri finansal yolsuzluğu organize suç örgütü yapılanmasıyla gerçekleştirmiştir. Bu ne kadar büyük bir felakettir. Millet devleti bürokratlara değil, siyasete ve siyasetçilere emanet eder. Bürokrasiyi kontrol etmesi gereken siyasi iktidardır.”
AK Parti'nin devlet yönetimindeki sorumluluğunu sorgulayan Özdağ, bürokrasi içerisindeki olası suç yapılanmalarına imkân sağlayan siyasi koşulların da araştırılması gerektiğini dile getirdi.
“100 milyon TL'nin üzerinde kâr ettiği ifade edilen 214 kişi kim?”
Fon krizinde yüz binlerce yatırımcının mağdur olduğunu ileri süren Özdağ, soruşturmanın yalnızca bürokratlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Özellikle kriz ortaya çıkmadan önce yüksek kazanç elde ettiği iddia edilen kişilerin açıklanmasını isteyen Özdağ, iktidara şu soruları yöneltti:
“Peki, bu yatırımcıyı silkeleyen ve 100 milyon TL'nin üzerinde kar ettiği ifade edilen 214 kişinin adı ne zaman açıklanacak? Evet, kim bu 214 kişi? Bu listeleri kamuoyuyla ne zaman paylaşacaksınız? Fon krizi patlamadan önce yüksek karla çıkan bu kişiler hakkında hukuki işlem yapmayı düşünüyor musunuz?”
Özdağ, fon soruşturmasının zamana yayılarak kamuoyunun gündeminden düşürülmeye çalışıldığını öne sürdü.
Gazetecilere yönelik gözaltı ve soruşturmaları da eleştiren Özdağ, basın mensupları hakkında ağır cezalar talep edilirken finansal usulsüzlük iddialarının siyasi boyutunun yeterince araştırılmadığını savundu.
Bankacılık sektörüne sıçrama uyarısı
Fon krizinin yalnızca yatırımcıları değil, bankacılık sistemini ve reel ekonomiyi de etkileyebileceğini belirten Özdağ, özellikle değerinin üzerinde fiyatlandığını öne sürdüğü hisseler üzerinden kullanılan kredilerin araştırılmasını istedi.
Özdağ, ekonomi yönetimine şu soruları yöneltti:
“Değeri şişirilmiş hisseleri teminat göstererek banka kredisi alan var mı? Fon mağdurlarının geri ödemede bankalara yüklenen meblağ nedir? Krizin bankacılık sektörüne sıçramaması için gereken önlemler alınmış mıdır?”
Olası bir krizin iflaslara, işten çıkarmalara ve ekonomik büyümede yavaşlamaya neden olabileceğini savunan Özdağ, hükümetin riskleri önceden değerlendirmesi ve gerekli tedbirleri alması gerektiğini söyledi.
Emekli maaşlarına tepki: “Kazanılmış bir hak”
Emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Özdağ, yılbaşında yapılması beklenen maaş iyileştirmelerinin mevcut geçim sıkıntısını gidermekte yetersiz kalabileceğini savundu.
2023 yılında memurlara verilen seyyanen zammın memur emeklilerine yansıtılmadığını hatırlatan Özdağ, bunun emekliler açısından gelir kaybına yol açtığını ifade etti.
Emekli maaşının bir sosyal yardım olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özdağ, emekliliğin çalışma hayatı boyunca ödenen primler karşılığında kazanılmış bir hak olduğunu vurguladı.
Emeklilerin geçinebilmek için yeniden çalışmak zorunda kaldığını ifade eden Özdağ, ekonomik sıkıntıların toplumun farklı kesimlerinde derinleştiğini ileri sürdü.
“Sandık gelecek ve iktidar gidecek”
Ekonomi politikaları üzerinden iktidara yönelik eleştirilerini sürdüren Özdağ, vatandaşların seçim beklentisi içerisinde olduğunu savundu.
Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Emekli, işçi, orta direk, esnaf, yoksul bıraktığınız, açlığa sürüklediğiniz, elindeki mütevazı birikimini korumak için yatırım yapınca fonuna kadar soyulan vatandaşlarımız şimdi sandığa gitmek için bekliyor. Sandık gelecek ve iktidar gidecek. Bu iktidarın Türk halkının önüne koyabileceği herhangi bir umut, herhangi bir proje yok.”
Mahmud Abbas'ın Güney Kıbrıs ziyaretini eleştirdi
Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın 29 Ekim'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne gerçekleştirdiği ziyarete tepki gösterdi.
Filistin yönetiminin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımadığını hatırlatan Özdağ, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Filistin arasındaki üçlü iş birliğinin Türkiye'nin dış politika yaklaşımı açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Gazze'de yaşananlara karşı çıkmanın insani bir sorumluluk olduğunu belirten Özdağ, Türkiye'nin milli önceliklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Özdağ, “Gazze'de yapılan siyonist soykırıma karşı durmak bir insanlık meselesidir. Fakat kimse de bize Gazze'de gerçekleşen soykırıma karşı durmanın Filistin'in bir milli dava olduğu masalını anlatmasın. Bizim için milli dava başta Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir” dedi.
Er şehit aileleri ve gazilere destek çağrısı
Eşit özlük hakları talebiyle mücadele eden er şehit aileleri ve er gazilerin 7 Kasım'da Ankara'da yeniden bir araya geleceğini belirten Özdağ, Zafer Partisi Genel Merkezi'nin kendilerine açık olduğunu duyurdu.
Çankaya Belediyesi'ni de eleştiren Özdağ, gazilerin önceki eylemlerinde yeterli destek görmediklerini savundu.
Özdağ, belediyenin DEM Partili gruplara yönelik yaklaşımıyla gazilere yönelik tutumunu karşılaştırarak Çankaya'daki seçmenlere eleştiriler yöneltti.
“Jandarmaya mı Terörsüz Türkiye'yi anlatacaksınız?”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nda gerçekleştirilen “Terörsüz Türkiye” toplantısını da gündemine alan Özdağ, toplantıya jandarma temsilcilerinin davet edilmesini eleştirdi.
Terörle mücadelede çok sayıda şehit ve gazi veren jandarma teşkilatının böyle bir bilgilendirmeye ihtiyaç duyduğu yaklaşımını sorgulayan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Jandarma gidip Terörsüz Türkiye'nin ne olduğunu anlayacakmış. Elinden alay sancakları alınan, yüzlerce evladını şehit ve yüzlercesini gazi vermiş jandarmaya mı Terörsüz Türkiye'yi anlatacaksınız? Hiç sanmıyorum anlatabileceğinizi.”
Özdağ, ekonomik sorunlardan güvenlik politikalarına kadar pek çok alanda iktidarın uygulamalarına yönelik eleştirilerini sürdürdü.




