Saç ekimi alanında yıllardır çözüm bekleyen donör alanı yetersizliği problemi, bilim dünyasının son dönemdeki başarılı çalışmalarıyla tarihe karışmaya hazırlanıyor. Dr. Muhammet Emrah Çinik, saç klonlaması teknolojisinin saç ekimiyle ilgili tüm bilinen doğruları değiştireceğini belirterek bu yenilikçi tedavinin detaylarını aktardı.
Dr. Çinik, çok uzun yıllardır saç ekimi doktorlarının karşılaştığı en büyük problemin, saç ekimi yapılacak kişideki donör alanındaki saç kökü sayısının yetersizliği olduğunu ifade etti. Günümüzde FUE, DHI ve Long Hair FUE yöntemleri ile hem doğal hem de çok başarılı sonuçlar almak mümkün olsa da çok büyük kelliği olanlar ya da saç ekimi için yeterli miktarda donör alanı bulunmayanlar için bu operasyonlar yeterli olmuyor. Donörü yetersiz olan hastalarda maksimum bir veya iki operasyon yapılabilirken, klonlama sonrasında ise kişiye defalarca saç ekimi gerçekleştirilebilecek.
"Laboratuvarda Binlerce Yeni Saç Grefti Üretilecek"
Bu noktada bilim dünyasının çok uzun süredir üzerinde çalıştığı ve herkesi mutlu edebilecek yeni bir teknoloji olan “saç klonlaması” gündeme geliyor. Dr. Çinik, saç klonlamasının temel mantığının, hastada yeterli sayıda olmayan donör saçlarını laboratuvar ortamında çoğaltmak olduğunu kaydetti. Böylece saç ekim operasyonunda kullanılmak üzere binlerce saç grefti donör olarak kolaylıkla elde edilebilecek.
Bu teknoloji sayesinde saç ekim dünyasında şu gelişmeler yaşanacak:
-
On binlerce saç grefti laboratuvar ortamında kolayca elde edilebilecek.
-
İleri derecede kel olan, özellikle Norwood 7 seviyesindeki hastalar için saç ekimi yapılabilecek.
-
Daha önceden birkaç saç ekimi geçirmiş ve donör alanı artık kullanılamayacak düzeyde olan hastalar tekrar saç ekimi yaptırabilecek.
-
Özellikle saç ekimine uygun olmadığı için peruk kullanmak zorunda kalan hastalar rahatlıkla kendi saçlarına kavuşabilecek.
-
Saç ekiminden sonra finasteride ve minoksidil gibi hormon benzeri ilaçları içme zorunluluğu tamamen ortadan kalkacak.
"Bilim Dünyası Artık Yapılabilirliğini Tartışmıyor"
Son 5-6 yılda saç genetik çalışmaları önemli bir ilerleme kaydetti. Bilim insanları saç yapısını elektron mikroskobu boyutunda inceleyip, saç folikülünü oluşturan her yapının birbiriyle iletişimini, kan damarlarının, sinir yapısının ve hormonal bağlantıların nasıl çalıştığını üç boyutlu bir harita gibi görmeye başladı. Bu hakimiyet, tedavi ve yeni teknoloji için büyük bir ışık oldu. Artık hangi kök hücrenin veya hangi hormonun saç foliküllerinde etkili olacağı net olarak biliniyor.
Detaylı bakıldığında saç folikül hücreleri, kök hücre fizyolojisi, üç boyutlu laboratuvar hücre kültürleri, genetik doku mühendisliği ve genetik haritalama alanındaki gelişmeler, saç klonlamasına doğrudan hizmet etmeye başladı. Eskiden "saç folikülü çoğaltılabilir mi" diye soran bilim insanları artık bu soruyu geride bıraktı. Çalışmalar; klonlanarak üretilen saç foliküllerinin ne kadar uzun süre yaşayacağı, seri üretim ve herkese klonlama işleminin ne zaman başlayacağı, uzun dönemde bu tedavinin yan etkilerinin ne olabileceği ve bu işlemi yapacak doktorların nasıl eğitileceği gibi sonraki aşama sorularına odaklanıyor.
"Klonlama Tedavisi Artık Kapıda"
Dr. Çinik, son aşamaları anlatırken, birçok bilim insanının önümüzdeki süreçte laboratuvar denemelerinin klinik olarak onaylanmasını beklediğini belirtti. Laboratuvarda çoğaltılan saçların insanlar üzerinde başarılı olması için önce hayvan deneylerinin sonuçlarının netleşmesi ve bilimsel otoritelerce onaylanması gerektiğini vurguladı. Dr. Çinik, bugün için saç klonlamasının henüz saç ekim doktorlarının rutin olarak tedavide kullanacakları bir yöntem olmadığını, hala laboratuvar ortamlarındaki çalışmaların güvenlik testleri bitmeden uygulamaya geçilmediğini kaydetti.
Ancak saç klonlaması artık bir hayal olmaktan çıktı. Son yıllardaki genetik bilimi, kök hücre çalışmaları ve rejeneratif tıptaki gelişmeler, saç klonlama teknolojisini insanlığa fazlasıyla yakınlaştırdı. Net bir tarih verilmese bile artık klonlama tedavisi kapıda bekliyor. Dr. Çinik, "Özellikle ülkemizin saç ekimi alanındaki dünya lideri pozisyonunu düşünürsek, saç ekim kliniklerimizin bu tedaviyi dünyada ilk kullananlardan olacağından hiç şüphemiz yoktur" dedi.
"Mevcut Teknolojiler ve Güncel Alternatifler"
Günümüzde saç ekiminde oldukça doğal sonuçlar alınabiliyor. FUE, DHI ve Long Hair FUE yöntemleri mevcut yapılan ve hala en güncel operasyon teknikleri olarak öne çıkıyor. Saç ekimine uygun olmayan hastalar için ise ameliyatsız tedavilerde son derece başarılı sonuçlar elde ediliyor. Exosome, mezoterapi, PRP ve stem cell (kök hücre) gibi invazif tedaviler bu kapsamda sıkça tercih ediliyor.
Saç ekimi yaptırmak istemeyen veya bir klinikte tedavi görmeyi tercih etmeyen hastalar için ise ilaç tedavileri uzun dönemde saç dökülme karşıtı olarak güvenle kullanılabiliyor. Finasteride, minoksidil, dutasteride ve saw palmetto gibi ilaç tedavileri bu alanda hala en popüler seçenekler arasında yer alıyor.