Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri durdurulamayan tırmanışını sürdürüyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2026 yılının ilk 6 ayında işlenen cinayetleri ve şüpheli ölümleri kapsayan kapsamlı raporunu kamuoyuyla paylaştı.
Ortaya çıkan acı bilançoya göre, 2026'nın ilk yarısında 10'u 25 yaşından küçük olmak üzere tam 150 kadın erkek şiddetiyle hayattan koparıldı. Aynı dönemde 151 kadının ölümü ise kayıtlara "şüpheli" olarak geçti. Rapordaki en sarsıcı detaylardan biri ise geçmişte şüpheli ölüm olarak arşive kaldırılan 12 dosyanın, ısrarlı takipler neticesinde aslında gizli kalmış birer kadın cinayeti olduğunun kanıtlanması oldu.
"Mesele Yalnızca Geçim Sıkıntısı Değil"
Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte kadına yönelik şiddetin bahanelerinin de farklılaştığı vurgulanan raporda, 2026 yılında öldürülen kadınların %7'sinin (11 kadın) ekonomik gerekçeler bahane edilerek katledildiği belirtildi.
Platform, kriz ortamının şiddeti meşrulaştırmak için kalkan yapıldığını ifade ederek, "Ancak mesele yalnızca geçim sıkıntısı değil; kadını kontrol etme, susturma ve cezalandırma çabasıdır. Bu düzen, kriz koşullarını erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakkümünü meşrulaştırmak için kullanıyor" tespitinde bulundu.
"Sözleşmeden Çekildikten Sonra Sayı Katlandı"
İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilme kararının üzerinden 4 yıl geçtiğini anımsatan platform yetkilileri, o tarihten bu yana her yılın ilk 6 ayında cinayet verilerinin düzenli olarak arttığını grafiklerle ortaya koydu.
Yıllara göre ilk 6 aylık cinayet verileri şu şekilde paylaşıldı:
| Yıl (İlk 6 Ay) | Öldürülen Kadın Sayısı |
| 2021 | 133 |
| 2022 | 164 |
| 2023 | 147 |
| 2024 | 205 |
| 2025 | 136 |
| 2026 | 150 |
"Kadınlar En Yakınlarındaki Erkekler Tarafından Öldürülüyor"
Raporda, kadınların dışarıdaki yabancılardan ziyade en güvenli alanlarında ve en yakınlarındaki erkekler tarafından hedef alındığı gerçeği bir kez daha yüzlere çarpıldı. 2026'da katledilen 150 kadının %43'ü (64 kadın) evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.
Birlikte olduğu, eskiden evli olduğu veya ayrıldığı erkekler de eklendiğinde bu sayı 95'e ulaştı. Faillerin geri kalanını ise baba, oğul, kardeş gibi aile bireyleri oluşturdu. Kadınların en çok boşanmak istediklerinde, ayrılmak istediklerinde ve kendi hayatlarına dair bağımsız kararlar almak istediklerinde vahşice hedef alındığı aktarıldı.
"En Güvenli Alanlar Şiddet Yuvasına Döndü"
"Aile Yılı" söylemleriyle kadınların sürekli ev içine hapsedilmeye çalışıldığını savunan KCDP, kadınların %61'inin (92 kadın) doğrudan kendi evlerinde katledildiğini açıkladı. Evlerin denetim ve tahakküm alanına dönüştüğü belirtilirken; 17 kadının sokakta, 8 kadının arabada, 6 kadının ise ıssız yerlerde can verdiği bildirildi.
Öldürülen kadınların yaş analizinde de dramatik sonuçlar çıktı. 36-65 yaş arası 58 kadın, 25-35 yaş arası 41 kadın katledilirken; aralarında bebek ve çocukların da bulunduğu 0-18 yaş grubundan en az 9 kız çocuğu hayatından koparıldı.
"Koruma Kararlarına Rağmen Öldürüldüler"
Devletin yasal mekanizmalarının işletilmesindeki zafiyetler de raporda geniş yer buldu. 2026'nın ilk yarısında katledilen kadınların 8'inin, öldürüldükleri anda 6284 sayılı Kanun kapsamında aktif koruma veya tedbir kararı altında olduğu belirlendi.
15 kadının ise adli sicil kaydı olan, yani daha önce de suç işlemiş sabıkalı erkekler tarafından öldürülmesi infaz yasalarındaki cezasızlık politikalarını yeniden tartışmaya açtı. Katledilen kadınların %92'sinin ise koruma altında olup olmadığına dair verilere resmi sistemlerin kapalı olması nedeniyle ulaşılamadı.
"Şüpheli Ölümler Karanlıkta Kalmasın"
Basın açıklamasında konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ve Genel Sekreter Fidan Ataselim, şüpheli ölümlerin zamanla yarış anlamına geldiğini ve dosyaların "intihar" denilerek hızla kapatılmak istendiğini söyledi.
Narin Güran, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş davalarındaki sis perdelerine değinen Kav, Adalet Bakanlığı'nın şüpheli ölümleri incelemek üzere özel bir büro kurma hazırlığını önemsediklerini ancak kendilerini açıklamaların değil, sonuçların ilgilendirdiğini vurguladı:
"Şüpheli ölümlerin karanlıkta kalması, adaletin yok olması anlamına geliyor. Ve bu cezasızlık başka suçlar için cesaret kazandırıyor. Biz sadece geçmişteki kadınlar için değil, gelecekteki tüm kadınların yaşam hakkı için örgütlü mücadelemize devam edeceğiz."



