Yozgat’ın yüksek rakımlı, dağlık ve ormanlık yapısı sayesinde arıcılık ve bal üretimi açısından önemli bir merkez olan Çayıralan ilçesine bağlı Elçi köyünde asırlık bir gelenek yaşatılıyor. Yozgat’ın Kayseri ve Sivas illerine sınır, ormanla kaplı Akdağların eteğinde kurulu Çayıralan ilçesinin orman köylerinde arıcılık faaliyetleri artarak devam ediyor. Bilimsel araştırmalara göre bölgedeki ballara şifa ve aroma veren 38 farklı çiçek florası bulunuyor. İlçenin yüksek rakımlı yaylaları ve kırsal karakteri, çiçeklerin uzun süre canlı kalmasını sağlarken, katkı maddesi olmadan doğal yöntemlerle üretim yapılıyor. İlçede yaklaşık 5 binin üzerinde arı kovanından 110 üretici ortalama 450 ton civarında bal alırken, bu yıl yağışlara bağlı olarak bin ton civarında bal rekoltesine ulaşıldı.
"İlçede Zengin Flora Ve Yüksek Rakım Avantajı"
Çayıralan Kaymakam Vekili Emre Açar, bal üreticilerini ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. İlçedeki zengin floranın ve bitki çeşitliliğinin yanı sıra yüksek rakımın arıcılık faaliyetleri ve bal üretimi konusunda Çayıralan'ı önemli bir merkez haline getirdiğini hatırlatan Açar, sezonda farklı bölgelerden de konar-göçer arıcıların bölgeye gelip konakladıklarını ifade etti.
Kuştan Kuşağa Asırlık Gelenek
Çayıralan ilçesine bağlı Elçi köyünde, kayınbabasından kalan sepet kovanlarda kara kovan balı üretimi yapan Hatice Orhan, sepet içerisinde arılar tarafından tamamen organik olarak oluşturulan peteklerden elde ettiği balı talep edenlere satıyor. Suni petek kullanılan bala göre kalitesi ve lezzetiyle ön plana çıkan sepet balına olan talebin son derece fazla olduğunu aktaran Hatice Orhan, oğlunun ve torunlarının da sepette kara kovan balı üretimine yönelmelerini istediğini söyledi.
"Kendi Üretir, Alanlar Kaliteli Bal Diyor"
Elinde bastonu ile kayınbabasından kalan sepet kovanlarla başladığı arıcılık hikayesini anlatan 85 yaşındaki Hatice Orhan, "İki kovan arım vardı, ondan türedi geldi. Yaşlandım, gücüm yetmiyor. Bunlara zor kötek yavrularım için bakıyorum" dedi. Yaşlandığı için çerçeveli kovan yerine kara kovanı tercih ettiğini belirten Orhan, şu ifadeleri kullandı:
"Kara kovan balı isteyen çok oluyor. Kara kovana daha çırpıyım. Arıcılık zahmetli. Petek alıyoruz, ilacıydı, çerçevesiydi, telliydi derken çeviremedim. Yaşlandım, kara kovanı çırpması biraz kolay oluyor. O yüzden kara kovana çevirdim. Her şeyi kendi üretir. Peteğini, balını ama kovanın ortasına peteğini biz bağlarız. Kara kovanı hep kendi üretiyor. Alanlar kaliteli bal diyor, alan memnun. Kara kovan diyorlar, bir daha demiyorlar. Oğlum Bayram’a da ‘Oğlum kara kovana çevir, isteyen çok oluyor. Ben yaşlandım, göremiyorum. Sen yap bu işi’ diyorum. Böylelikle bu zamana geldik. Şu anda beş kovanımız var. İkisi oğul, üçü anaydı. Alıyorum Allah'a bereket olsun. 50 kilo, 100 kilo kadar alıyorum sepetten, kovandan. Benim kayınbabam Mükremin Orhan'ın babası Şevket Orhan vardı, oradan sürüp geliyor. Yani dedesinin dedesinden, kayınbabamın babasından. Hala yapıyoruz."
"Bu Yıl Maşallah 500 Kilo Bal Aldık"
Çayıralan ilçesinde, yerleşim yerlerinden uzak ormanlık alanda dördüncü nesil olarak arıcılık faaliyetini sürdüren Bayram Orhan da 15 yıldır profesyonel olarak arıcılık yaptığını, bu yıl önceki yıllara oranla rekor düzeyde bal elde ettiklerini bildirdi.
Bayram Orhan, "Yüzde 90 kekik, yüzde 70'i kefenle olduğu için, çiçeklerimiz bol olduğu için, bulunduğumuz yer 1800 rakımlı bir yer. Bu yıl maşallah 500 kilo bal aldık. Geçen yıllara göre bu yıl yüzde 100 oranında fazla bal aldık. Önceleri bu kadar bal alamıyorduk. İklim çok güzel geçtiği için çok güzel bal aldık. Annem 85 yaşında, annem de uğraşır. Kara kovanı var, uğraşır. Çayırlarında arkadaşlarımız var. Onlar da arıcılıkla uğraşır. Yüzde 70 arıcılıkla uğraşan arkadaşlarımız var. Kara kovanın özelliği kendisi doğal olarak peteğini kendisi yapar" diyerek verimli geçen sezonu değerlendirdi.




