İSTANBUL — İstanbul'da salı gece yarısı başlayarak kent genelini etkisi altına alan şiddetli yağışların ardından meydana gelen su baskınları ve ulaşım felaketine ilişkin TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu yazılı bir değerlendirme yayımladı.
"Bugün Yaşanan Tablo Yalnızca Yağışın Şiddetiyle Açıklanamaz"
Şiddetli yağmurun afete dönüşmesinin doğayla inatlaşan politikaların bir yansıması olduğu vurgulanan açıklamada, yağışın bir doğa olayı olduğu ancak can ve mal güvenliğini tehdit eden bir afete dönüşmesinin olağan olmadığı ifade edildi. Kentleşme modelinin sorgulanması gerektiğini belirten Şehir Plancıları Odası, rant odaklı planlama kararlarının İstanbul'u afetlere karşı korumasız bıraktığını kaydetti.
"Yağmur Suyunun Toprağa Sızabileceği Alanların Betonla Kaplanması Felakete Yol Açıyor"
Dere yataklarının daraltılması ve imar aflarıyla kaçak yapılaşmanın kalıcı hale getirilmesine dikkat çekilen metinde, yüzey akışının kontrol edilemez boyuta ulaştığı belirtildi. Üzeri kapatılan dere yataklarının şiddetli yağışlarda suyun doğal güzergahı haline geldiği vurgulanarak, parsellerde verilen emsal artışları ve altyapı yetersizliğinin su baskınlarını tetiklediği aktarıldı.
"Kuzey Marmara Otoyolu, YSS Köprüsü, İstanbul Havalimanı..."
Açıklamada, üst ölçekli koruma kararlarının dev projelerle deline başladığına işaret edilerek şu ifadelere yer verildi:
"2009 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı, kuzeydeki orman alanlarını ve içme suyu havzalarını kentin gelişimini sınırlayan doğal eşikler olarak tanımlamış, kentin kuzeye doğru saçaklanmasının önlenmesini temel planlama ilkesi olarak benimsemişti. Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Havalimanı ile delinmeye başlanan bu üst ölçekli plan kararları, bugün Kanal İstanbul ve İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi (INRAIL) projeleriyle tümüyle işlevsiz bırakılmak istenmektedir."
"Kanal İstanbul Güzergahı Sazlıdere Barajı Havzasını Doğrudan Ortadan Kaldırmaktadır"
Kuzey ormanları ve su havzaları üzerindeki yapılaşma baskısının acilen sonlandırılması gerektiği belirtilen açıklama şöyle tamamlandı:
"Kanal İstanbul güzergâhı Sazlıdere Barajı havzasını doğrudan ortadan kaldırmaktadır. INRAIL güzergâhı Ömerli, Büyükçekmece, Alibeyköy ve Sazlıdere havzalarının koruma alanlarını tehdit etmektedir. Ulaşım yatırımlarının arazi kullanım kararlarının önüne geçirildiği bu yaklaşım, kuzeyde yeni bir yapılaşma baskısı yaratmakta, yağışı tutan ve yüzey akışını düzenleyen orman ve havza alanlarını kentin yeni gelişme alanlarına dönüştürmektedir. Bugün en yüksek yağışın Sarıyer Ayazağa, Ömerli ve Arnavutköy'de ölçülmüş olması, bu alanların korunmasının kent için ne denli yaşamsal olduğunu göstermektedir."





