Ekonomik kriz ve durdurulamayan alım gücü kaybı, halkı borç batağına sürüklemeye devam ediyor. Tüketicilerin bankalara ve finans kuruluşlarına olan borç yükü her geçen gün katlanıyor. 2021 yılında sadece 1 trilyon 25 milyar TL seviyesinde olan toplam borç tutarı, yıl başından bu yana 1 trilyon 149 milyar TL artarak rekor kırdı. Güncel verilere göre bireysel kredi borçları 3 trilyon 548 milyar TL’ye, kredi kartı borçları ise 3 trilyon 461 milyar TL’ye ulaştı.
İstanbul’da İcra Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri'nin merkez üssü konumundaki Kuştepe semtinde mikrofon uzatılan vatandaşlar, borçlu yaşamın acı reçetesini açık yüreklilikle paylaştı. Sabit gelirle modern bir hayat yaşamanın artık imkansız olduğunu belirten vatandaşlar, sistemin tamamen borç üzerine kurulduğunu vurguladı.
"Borçlanmadan Yaşamak İçin Çok Yüksek Bir Gelir Gerekiyor"
Kuştepe'de geçim mücadelesini anlatan bir vatandaş, borçsuz bir hayatın hayal olduğunu söyledi. Sabit maaşla çalışanlar için borcun kaçınılmaz bir döngüye dönüştüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Normal yaşamak dediğimiz noktada, çok aşırı yüksek bir gelir olmadığı sürece borç kaçınılmaz oluyor. Ortalama sabit maaşla çalışan, ailesi olan bir insan için borçsuz yaşamak çok kolay değil. Gerçekten minimumda yaşamanız gerekiyor, ki ona da yaşamak denir mi bilmiyorum."
"Hukuki Süreçler Hızlanırsa Birçok Kişiye Haciz Gelecek"
Gelir adaletsizliğinin insanları hayatta kalmak için borçlanmaya ittiğini söyleyen bir başka vatandaş ise adliye koridorlarındaki dikkat çekici gözlemini paylaştı. İcra dairelerindeki ve yerel mahkemelerdeki süreçlerin toplumsal bir patlamayı önlemek adına kasıtlı olarak uzatıldığını iddia etti:
"Eğer gerçekten kesin kararlar hızla çıkarsa birçok kişiye haciz gelecek. Haciz geldiği zaman toplumda büyük bir infial olacak. Devleti yönetenler bunu engellemek için hukuki süreçlerin sonuçlanmasını geciktiriyor. İnsanlar fiili olarak varlıklarını kaybetmiş durumda ama davalar sonuçlanmadığı için bunun acısını henüz tam olarak hissetmediler."
"Ölene Kadar Borç Yiğidin Kamçısı Diye Koştur, Sonra Tık De Öl!"
30 yıl çalıştıktan sonra 29 bin lira emekli maaşı alan ve geçinebilmek için hâlâ çalışmaya devam ettiğini belirten bir emekli vatandaş, her ay sürekli ekside yaşadıklarını anlattı. Ev kiralarının el yaktığını ve ev sahiplerinin yasal sınırları dinlemediğini belirten vatandaş, sistemin insanı tükettiğini belirterek isyan etti:
"20 bin lira ev kirası veriyorsun, adam '30 bin lira istiyorum' diyor. Kazandığın parayla geçinmek zor. Sonra 'Borç yiğidin kamçısı'. Ölene kadar bu şekilde koştur, ondan sonra tık de öl. Ne anladın şimdi bu yaşamaktan? Haberlerde her şey toz pembe, 'Çok güçlüyüz' deniyor. Dışarıya karşı itibarımız artmış olabilir ama içeride ne yaşanıyor, bir de ona eğilmek lazım."
"Keşke Saray Biraz Daha Halkın İçerisinde Olabilse"
Ekonomik sıkıntılardan dolayı sosyal medyaya bile girmek istemediğini, toplumda pesimist bir hava oluştuğunu aktaran bir diğer vatandaş ise yetkililere ve siyasilere seslendi. Şehirler arası trende bir milletvekiliyle karşılaştığını ve ona sormak istediği soruyu şu sözlerle dile getirdi:
"Keşke saray biraz daha halkın içerisinde olabilse de gerçekten gerçekleri görebilse. Karşılaştığım milletvekiline şunu sormayı çok isterdim: 20 bin lira geliriniz var, 31 bin lira kira ödüyorsunuz. Ayın tamamını getirmek için geriye ne kadar para gerekiyor? Bu soruyu sormak isterdim ama ego bin 1500, ağzımı açsam içeri tıkacaklar diye korktum."




