Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, Samsun'da basın mensuplarıyla bir araya gelerek iç ve dış politikaya dair önemli değerlendirmelerde bulundu. NATO Zirvesi'nden ekonomik krize, Gazze'deki insanlık dramından basın özgürlüğüne kadar geniş bir yelpazede konuşan Kılıç, iktidarın uluslararası arenadaki müzakere politikasını sert sözlerle hedef aldı.
Yaklaşık bir aydır Türkiye gündemini meşgul eden NATO Zirvesi’nin organizasyon boyutunu başarılı bulduğunu belirten Kılıç, zirvede görev alan tüm kamu bürokrasisine ve emniyet teşkilatına teşekkür etti. Ancak zirve bittikten sonra Türkiye’nin hayati çıkarlarının adeta bir magazin malzemesine dönüştürüldüğünü belirterek durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
"Trabzon tereyağından Denizli yoğurduna, Kayseri mantısından Tokat yaprak sarmasına kadar hangi liderin ne yediği konuşuldu; fakat Türkiye'nin yıllardır çözüm bekleyen savunma sorunları aynı ilgiyi görmedi" diyen Kılıç, müttefiklik hukukunun tam anlamıyla işletilmediğini savundu. Türkiye'nin hak ettiği güçlü konumun korunması gerektiğini söyleyen Kılıç, milli görüşün tam da bu noktada millet adına en güçlü itirazı yükseltmek olduğunu ifade etti.
"Türkiye'nin Güvenliği Magazin Gündemine Feda Edilemez"
Türkiye’nin uzun yıllardır maruz kaldığı CAATSA yaptırımlarının ve savunma sanayiindeki engellerin zirve sürecinde yeterince masaya taşınmadığını belirten Kılıç, Washington yönetiminin ikiyüzlü politikasını şu sözlerle eleştirdi:
"Türkiye parasını ödediği F-35 savaş uçaklarını hala teslim alamadı. F-16 modernizasyon süreci tamamlanmadı, Patriot hava savunma sistemleri verilmedi. Kendi savunma sanayimiz için geliştirdiğimiz ANKA platformlarının motorları konusunda da Amerika Birleşik Devletleri verdiği sözleri yerine getirmedi. İşte konuşulması gereken asıl meseleler bunlardı; ancak kamuoyu bunları değil, zirvenin menüsünü konuştu. ABD, İsrail'e gösterdiği hassasiyeti maalesef NATO müttefiki Türkiye'ye göstermiyor."
"Gazze'de Yaşanan İnsanlık Dramına Sessiz Kalınmamalıdır!"
Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan’ın TBMM’de dile getirdiği önerilerin ve sert diplomatik uyarıların hükümet tarafından ABD yönetimine eksiksiz iletilmesi gerektiğini söyleyen Kılıç, bunun Türkiye'nin masadaki elini güçlendireceğini belirtti. Zirve şaşası devam ederken Gazze'de çocukların katledilmeye devam ettiğinin altını çizen Kılıç, müttefiklik ilişkilerinin Gazze’deki vahşete göz yumma noktasına gelmesine itiraz ettiklerini aktardı.
Konuşmasının devamında iç siyasete ve yolsuzluk soruşturmalarına da değinen Suat Kılıç, hukukun hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin herkese eşit işletilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Belediyeler ve STK’lara yönelik operasyonların zamanında yapılması gerektiğini söyleyen Kılıç, özellikle deprem yardımlarıyla ilgili iddiaların yıllar sonra gündeme getirilmesini ve denetim mekanizmalarının geciktirilmesini eleştirdi.
"Emeklinin Alım Gücü Artmadı Açlık Sınırı Karşısında Maaşlar Yetersiz Kaldı"
Dış politikanın ardından ülke ekonomisindeki yangına dikkat çeken Suat Kılıç, temmuz ayında yapılan zamların emekliyi rahatlatmadığını, aksine açlığa mahkum ettiğini belirtti. Kanun teklifiyle en düşük emekli aylığının 23 bin 520 liraya yükseltildiğini hatırlatan Kılıç, mutfaktaki yangını şu çarpıcı verilerle özetledi:
"En düşük emekli aylığı 23 bin 520 liraya çıktı ama dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 40 bin liraya dayandı. Bu tablo karşısında emeklinin geçim sıkıntısı görmezden gelinemez. Bugün ülkemizin en büyük banknotu olan 200 lira, dört kişinin yemek yediği bir restoranda bırakılan sıradan bir bahşiş kadar bile değer ifade etmiyor. Sadece üç litre benzin alınabilen bir banknottan söz ediyoruz. İşte paranın pullaşması dediğimiz acı gerçek tam olarak budur."
"Türkiye'de Milyonlarca Vatandaş Sosyal Yardımlarla Yaşamını Sürdürüyor"
Ülkedeki yoksulluğun boyutlarının sistemik bir krize dönüştüğünü ifade eden Kılıç, Türkiye genelinde 20 milyonun üzerinde vatandaşın düzenli ya da dönemsel sosyal yardımlara muhtaç bırakıldığını açıkladı. "Her dört kişiden biri düzenli, her üç kişiden biri ise belirli aralıklarla sosyal yardım alıyorsa, bu tablo gelişmiş bir ekonomiyi değil, yoksullukla mücadele eden bir ülkeyi gösterir" diyerek hükümete acil ara zam ve refah payı çağrısında bulundu.
"Gazetecilik Suç Değildir"
Toplantının son bölümünde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Suat Kılıç, son dönemde medyanın üzerindeki baskılara ve "Gazetecilik suç mudur?" sorusuna net bir dille yanıt verdi:
"Gazetecilik elbette suç değildir! Gazetecilik; devletin eğitimini verdiği, basın kartıyla tanımladığı saygın bir meslektir. Üniversitelerde iletişim fakültelerinde bu mesleğin eğitimi akademik olarak veriliyor. Bir gazeteci suç işleyebilir; ancak bu gazeteciliğin suçu değildir, o kişinin kendi suçudur. Aynı şekilde bir avukatın ya da bir mühendisin işlediği bireysel suç nasıl bütün meslek grubunu bağlamazsa, gazeteciler için de aynısı geçerlidir."




