Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kasım Kılıç, iklim değişikliği, zirai don ve uluslararası rekabetin Malatya kayısıcılığını tehdit ettiğini belirterek bilimsel araştırmaların hızlandırılması çağrısında bulundu. Geç çiçeklenen ve dona dayanıklı kayısı çeşitlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, bodur anaç üretiminin yaygınlaştırılmasını, modern bahçecilik sistemlerine geçilmesini ve araştırma sonuçlarının doğrudan üreticilere aktarılmasını istedi.
Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü'nde yürütülen projelerin sektörün geleceği açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Kılıç, üreticilerin, ihracatçıların, meslek odalarının ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
ZİRAİ DON KAYISI ÜRETİMİNDE BÜYÜK KAYBA NEDEN OLDU
Malatya'da 11-12 Nisan 2025 tarihlerinde yaşanan zirai don, kayısı üretiminde ciddi kayıplara yol açtı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2024 yılında 690 bin 730 ton olan yaş kayısı üretimi, 2025 yılında 2 bin 558 tona geriledi.
Malatya Valiliği verilerine göre, zirai dondan etkilenen 39 bin 392 çiftçiye, toplam 808 bin 946 dekar alan için yaklaşık 4 milyar 346 milyon lira ödeme gerçekleştirildi.
Malatya Valiliği Hasat Komisyonu tarafından 2026 yılı yaş kayısı rekoltesi ise 341 bin 55 ton olarak tahmin edildi.
GEÇ ÇİÇEKLENEN VE DONA DAYANIKLI KAYISI ÇEŞİTLERİ GELİŞTİRİLMELİ
Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmaların önemine dikkat çeken Kasım Kılıç, ilkbahar donlarına ve hastalıklara dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından zorunlu olduğunu belirtti.
Enstitüde TÜBİTAK 1004 programı kapsamında yürütülen ve 2027 yılında tamamlanması planlanan projeyle geç çiçeklenen, dona ve Şarka hastalığına dayanıklı kayısı çeşitlerinin belirlenmesi hedefleniyor.
Kılıç, bilimsel araştırmaların yalnızca laboratuvar ortamında kalmaması, elde edilen sonuçların yeni kurulacak kayısı bahçelerinde uygulanması ve üreticilere aktarılması gerektiğini vurguladı.
“KAYISIDA BODUR ANAÇ ÜRETİMİNE GEÇMELİYİZ”
Geleneksel kayısı bahçelerinde ağaçların geniş alan kapladığını belirten Kılıç, bodur ve yarı bodur anaçlarla modern yetiştiricilik sistemlerine geçilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni üretim modelleriyle uygun koşullarda dekara 40 ağaca kadar dikim yapılmasının hedeflendiğini aktaran Kılıç, bu yöntemlerin bakım, budama, ilaçlama ve hasat işlemlerini kolaylaştırabileceğini ifade etti.
Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü'nde 2022 yılında başlatılan bodur ve yarı bodur klonal anaç geliştirme çalışmalarının yanı sıra 2025-2029 dönemini kapsayan yeni araştırmalar da devam ediyor.
Kılıç, modern bahçecilik uygulamalarının yaygınlaşmasının kayısı üretiminde verimlilik ve rekabet gücü açısından önem taşıdığını belirtti.
DOKU KÜLTÜRÜ LABORATUVARININ KAPASİTESİ ARTIRILMALI
Modern kayısı yetiştiriciliğinde sağlıklı ve güvenilir fidan kullanımına dikkat çeken Kılıç, Kayısı Araştırma Enstitüsü bünyesindeki doku kültürü laboratuvarının kapasitesinin artırılmasını istedi.
Yeni geliştirilen anaçların kontrollü koşullarda çoğaltılması ve hastalıklardan ari fidan üretiminin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Kılıç, üreticilerin güvenilir dikim materyaline ulaşmasının önemine işaret etti.
AKÇADAĞ'DAKİ ARAŞTIRMA: RAKIM ARTTIKÇA DON ZARARI AZALABİLİYOR
Malatya'nın Akçadağ ilçesindeki 6 bin 140 kayısı bahçesinin değerlendirildiği bilimsel araştırma, zirai don zararında rakım ve çeşit seçiminin etkili olduğunu ortaya koydu.
2013-2023 yıllarına ait verilerin incelendiği çalışmada, düşük rakımlı bahçelerde don zararının daha yüksek olduğu, rakım arttıkça çiçeklenmenin gecikmesi nedeniyle zararın azalma eğilimi gösterdiği belirlendi.
Araştırmada, Şekerpare çeşidinin dona daha duyarlı olduğu, Çataloğlu çeşidinin ise incelenen koşullarda daha yüksek tolerans gösterdiği tespit edildi.
Bu bulgular, kayısı yetiştiriciliğinde bahçe kurulacak bölgenin özellikleriyle çeşit seçiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
“DÜNYA PAZARINDAKİ PAYIMIZI YENİDEN YÜKSELTMELİYİZ”
Malatya kayısısının uluslararası pazardaki konumuna da değinen Kasım Kılıç, üretim kalitesinin artırılması, yeni çeşitlerin geliştirilmesi ve ihracat pazarlarının genişletilmesi gerektiğini söyledi.
Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin (BİLSAM) Şubat 2026'da yayımladığı Malatya Kayısısı Gelecek Stratejileri Raporu'na göre, Malatya'nın dünya kuru kayısı ihracatındaki payı son 15 yılda yüzde 75-80 seviyelerinden yüzde 50-55 düzeyine geriledi.
Kılıç, Malatya'nın dünya pazarındaki payını yeniden yüzde 80-90 seviyelerine taşımanın sektörün ortak hedefi olması gerektiğini ifade etti.
“ŞAHSİ GEREKÇELERLE MUHALEFET ETMEK YERİNE BİRLİKTE ÇALIŞMALIYIZ”
Kayısı sektöründeki görüş ayrılıklarını da değerlendiren Kılıç, üreticilerin, ihracatçıların ve meslek kuruluşlarının ortak hedefler doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Yazıhan Ziraat Odası Başkanı'nın sektöre yönelik eleştirilerine değinen Kılıç, kişisel görüş ayrılıklarının Malatya kayısısının geleceği için yürütülen çalışmaları olumsuz etkilememesi gerektiğini söyledi.
Sorunların yalnızca eleştirilerle çözülemeyeceğini ifade eden Kılıç, sektörün bütün paydaşlarını Kayısı Araştırma Enstitüsü'nde yürütülen bilimsel projelere destek vermeye davet etti.
TÜRKİYE TOHUMCULUKTA 158 MİLYON DOLAR DIŞ TİCARET FAZLASI VERDİ
Türkiye'nin tohumculuk sektöründeki üretim ve ihracat kapasitesine ilişkin bilgiler de paylaşan Kılıç, TÜRKTOB'un 2025 yılı verilerine göre sektörün 540 milyon dolar ihracat, 382 milyon dolar ithalat gerçekleştirdiğini belirtti.
Tohumculuk sektörünün 158 milyon dolar dış ticaret fazlası verdiğini ifade eden Kılıç, sertifikalı tohum üretiminin 1 milyon 351 bin tona ulaştığını ve Türkiye'nin 117 ülkeye sertifikalı tohum ihraç ettiğini kaydetti.
İsrail ile doğrudan tohum ticaretinin, 2 Mayıs 2024 tarihinde tüm ürün gruplarında ticaretin durdurulması kapsamında sona erdiğini hatırlatan Kılıç, yerli çeşit geliştirme çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“MALATYA KAYISISININ GELECEĞİ ORTAK SORUMLULUĞUMUZ”
Malatya kayısısının yalnızca bir tarım ürünü olmadığını, kentin ekonomik ve kültürel kimliğinin önemli bir parçasını oluşturduğunu belirten Kılıç, bilimsel araştırmaların üretim sahasına aktarılmasının zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
Kayısı sektörünün iklim değişikliği ve uluslararası rekabet karşısında güçlendirilmesi için ortak çalışma çağrısında bulunan Kılıç, üreticilerden ihracatçılara, araştırma kuruluşlarından kamu kurumlarına kadar bütün paydaşların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Kılıç, Malatya kayısısının dünya pazarındaki gücünü yeniden artırmak için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.




