TBMM Genel Kurulu'nda 467 oyla kabul edilerek yasalaşan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" sonrası siyaset arenasındaki yankılar sürüyor. Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Diyarbakır'daki Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlediği basın toplantısıyla yeni yasayı ve parti olarak verdikleri "evet" oyunun gerekçelerini kamuoyuna duyurdu.
Aslan, yasanın parlamentodaki kabulünün ardından iktidara adımlar atma çağrısında bulunarak, sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.
"Yasa Antidemokratik Usullerle Hazırlandı"
Yasanın hazırlanış biçimine sert eleştiriler yönelten EMEP Lideri Aslan, sürecin şeffaf yürütülmediğini belirtti. Türkiye'nin köklü meselesine dair yangından mal kaçırır gibi hareket edildiğini savunan Aslan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Kürt sorununun 50 yıllık çatışmalı sürecinin sona ermesi ve 100 yıllık bir soruna dair çözüm önerileri tartışmalarıyla birlikte dünkü yasa Meclis'ten geçti. Bu yasanın hazırlık sürecinin antidemokratik bir biçimde yürütüldüğünü, adeta yangından mal kaçırır gibi hazırlandığını biliyoruz. Başta partimiz olmak üzere, sosyalist güçler ve DEM Parti de bu konudaki eleştirilerini net şekilde ifade etti."
"Çözüm İsteyenlerle İmhayı Savunanlar Bir Tutulamaz"
Yasaya yönelik gelen eleştirilerin iki farklı cepheden yükseldiğine dikkat çeken Aslan, tutumların net ayrıştırılması gerektiğini vurguladı:
"Eleştiriler ikiye ayrılıyor. Bir taraf inkâr ve imhaya dayalı politikaları devam ettirmek isteyen, tekçi anlayışı savunan odaklardır. Diğer taraf ise Kürt sorununun demokratik ve halkçı bir biçimde çözülmesini, anayasal güvenceyi, ana dilde eğitimi, operasyonların durmasını, kayyumların görevden alınarak seçilmiş iradenin iadesini talep edenlerdir. Bir de süreci olabildiğince sündürerek kendi lehine çevirmeye çalışan iktidar anlayışı var."
"Bu Oy Saray Düzenine Değil, Barış Umuduna Verildi"
Yasa teklifine neden onay verdiklerini detaylandıran Seyit Aslan, oy tercihlerinin gerekçesini şu sözlerle özetledi:
"Bu yasanın antidemokratik olduğunu bugün de söylüyoruz. Ancak bir umut kapısı aralanacaksa, iktidarın elindeki argümanlar alınacaksa bu yasaya destek veririz dedik. Bu 'evet', Kürt halkının barış umudu büyüsün, cezaevindeki tutsaklar çıksın, gerillalar evlerine güvenli şekilde dönebilsin, kayyum politikaları son bulsun diyedir. Eşit haklar temelinde bir çözümün tartışılma zeminini oluşturması adına kullanılmış bir oydur. İktidarın veya saray düzeninin kendisine verilmiş bir onay değildir."
"Artık İktidarın Önünde Bir Engel Kalmadı"
Çatışmasızlık ortamının sürdüğünü ve yasal düzenlemenin ardından topun iktidara geçtiğini kaydeden EMEP Genel Başkanı, atılması gereken adımları sıraladı:
"Artık iktidarın atması gereken adımların önünde hiçbir engel kalmamıştır. Sorumluluk bütünüyle iktidarda, sarayda ve Cumhur İttifakı'ndadır. Silah bırakanların siyaset yapma hakları güvenceye alınmalı, cezaevlerindeki binlerce siyasal mahkûm serbest bırakılmalıdır. Hiçbir ayrım yapılmaksızın gazetecileri, siyasetçileri ve sendikacıları kapsayacak kapsayıcı bir siyasal genel af çıkarılmalıdır."
"'Terörsüz Türkiye' Söyleminden Kurtulmak Gerekiyor"
Sorunun kökenindeki sebepler ortadan kaldırılmadan kalıcı çözümün sağlanamayacağını belirten Seyit Aslan, barış mücadelesinin ortaklaşması gerektiğine işaret etti:
"Türkiye'nin artık 'Terörsüz Türkiye' veya 'Terörsüz Bölge' söylemlerinden kurtulması gerekir. Silahlı mücadeleyi ortaya çıkaran nedenler ortadan kalkmadığı, demokratik ve eşit haklar anayasal güvenceye kavuşmadığı sürece bu tartışma bitmez. Derdi barış ve eşitlik olan tüm kesimler, Türk ve Kürt halkı, işçiler ve emekçiler yanyana gelerek iktidarı adım atmaya zorlamalıdır."
"Faili Meçhullerin Hesabı Sorulmalı, Hakikat Komisyonu Kurulmalı"
Çatışmalı dönemin karanlık noktalarının aydınlatılmasını şart koşan Aslan, geçmişle yüzleşme çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı:
"50 yıllık çatışmalı dönemdeki faili meçhul cinayetler, yakılan köyler, asit kuyuları ne olacak? Halka ve Kürt halkına karşı işlenen suçların cezasız kalmaması gerekir. Kim işlediyse bu suçların hesabı verilmelidir. Hakikatlerin ortaya çıkarılması ve faillerin yargılanması şarttır. Sürecin tüm sorumluluğunu özgürlük isteyenlere yıkmayı asla kabul etmeyeceğiz."




