Ankara’da gerçekleştirilen Alevi Çalıştayı’nda eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin hukuki statüsü, Alevifobi ile mücadele ve kültürel haklar ele alındı. Dört oturumun ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, kamu hizmetlerinden eğitime, inanç mekânlarından dilsel haklara kadar çeşitli alanlarda düzenleme talepleri sıralandı.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan araştırmacı yazar Mesut Özcan, Alevi toplumunun geleceğinin kendi ortak aklı ve özgür iradesiyle şekillenmesi gerektiğini vurguladı.
Özcan: “Geleceğimizin dışarıdan şekillendirilmesini kabul etmiyoruz”
Alevilerin siyasi müdahale, parti aidiyeti veya dış yönlendirmeden bağımsız biçimde bir araya geldiğini belirten Özcan, şöyle konuştu:
“Uzun yıllar sonra ilk kez Aleviler, herhangi bir siyasi müdahalenin, parti aidiyetinin veya dış yönlendirmenin gölgesinde kalmadan yalnızca Alevi kimliğini, Alevi inancını, tarihsel hafızasını ve ortak geleceğini esas alarak bir araya geliyor.”
Alevi toplumunun geleceğinin siyasi hesapların konusu yapılmasına karşı olduklarını ifade eden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler, Alevi toplumunun geleceğinin başkaları tarafından tanımlanmasını, siyasi hesapların konusu hâline getirilmesini veya dışarıdan şekillendirilmesini kabul etmiyoruz. Alevi toplumunun geleceğinin kendi ortak aklı, tarihsel hafızası, inançsal değerleri ve özgür iradesi doğrultusunda şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Yeni anayasa çalışmalarında eşit yurttaşlık talebi
Sonuç bildirgesinde, vatandaşlık hukukunun uygulanmasında inanç merkezli bürokratik iş ve işlemlere son verilmesi istendi.
Yeni anayasa çalışmalarında inanç temelli ayrımlar yerine hukuki ve seküler vatandaşlık bağının esas alınması gerektiği belirtilerek eşit yurttaşlık talebi dile getirildi.
Alevifobi için Meclis araştırması istendi
Bildirgede, 16’ncı yüzyıldan günümüze uzandığı belirtilen Alevifobi düşüncesiyle mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı. Eğitim kurumlarından kışlalara kadar bürokratik alanlarda bu yönde çalışmalar yürütülmesi ve konunun araştırılması için TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması talep edildi.
Eğitim, sağlık, savunma ve güvenlik birimlerinde kullanılan proje, araç, mekân ve envanter isimleri de bildirgede ele alındı. Osmanlı-Safevi savaşlarını hatırlattığı belirtilen “Çaldıran” ve “Yavuz Sultan Selim” gibi isimlerin kullanılmasına son verilmesi istendi.
Cemevleri ve ziyaretgâhlar için anayasal güvence çağrısı
Alevi meselesinin yalnızca cemevlerinin altyapı ve tanınma sorunlarından ibaret olmadığı ifade edilen bildirgede, inanç mekânlarının hukuki statüsüne ilişkin taleplere yer verildi.
Cemevleri ve ziyaretgâhların inançsal, kültürel ve toplumsal işlevlerine uygun hukuki statüye kavuşturulması ve bu statünün anayasal güvence altına alınması çağrısı yapıldı.
Suriye’deki hak ihlalleri için ayrı komisyon talebi
Suriye’deki gelişmelerin de değerlendirildiği bildirgede, “Sünni üstünlükçü devlet inşasına” destek veren politikaların Alevi toplumunun yaşam hakkını tehdit ettiği savunuldu.
Türkiye’nin Suriye’de yaşanan hak ihlallerine seyirci kalmaması gerektiği belirtilerek gelişmeleri yerinde incelemek ve değerlendirmek üzere TBMM bünyesinde resmî görevle çalışacak bir komisyon oluşturulması istendi.
Zazaca, Kurmanci ve Arapçanın korunması istendi
Çalıştayın sonuç bildirgesinde, Türkçe dışındaki etnik dillerin ve bu dillerde üretilen edebiyatın yasal koruma altına alınması talebi de yer aldı.
Bu kapsamda Zazaca, Kurmanci ve Arapçanın korunmasına yönelik düzenlemeler yapılması istendi. Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında da Alevifobi ile mücadeleye yönelik özel çalışmalar yürütülmesi gerektiği belirtildi.



