Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan "Türkiye'de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler" başlıklı rapor, Türkiye'deki nüfus yapısı ve doğurganlık oranlarındaki düşüşün sosyo-ekonomik boyutlarını ortaya koydu. Raporda, ailelerin çocuk sahibi olma kararlarının arkasında yatan ekonomik, mesleki ve bakım riskleri analiz edilirken, sistemik çözümler için "Güvenli Başlangıç Programı" önerildi.
Doğurganlık Hızı 1,42 Seviyesine Geriledi
Türkiye genelinde toplam doğurganlık hızı, 2014 yılında kadın başına 2,19 çocuk düzeyindeyken 2025 yılı verilerine göre 1,42 seviyesine kadar düştü. Nüfusun kendini yenileme eşiği kabul edilen 2,1 seviyesinin altında kalan il sayısı ise 76'ya yükseldi. Raporda, birinci çocuktan ikinci çocuğa geçiş oranının 2013'te 0,906 iken 2025'te 0,712'ye gerilediği ve bu durumun kalıcı nüfus kaybına işaret ettiği aktarıldı.
"Kayıpların Yüzde 75,9'u İkinci Çocuk Eşiğinde Yaşanıyor"
2021-2025 dönemindeki doğurganlık kaybının yüzde 75,9'u birinci çocuktan ikinci çocuğa geçişteki zayıflamadan kaynaklandı. Araştırma sonuçlarına göre, evlenen çiftlerin yaklaşık yüzde 70'i ilk üç yıl içinde ilk çocuklarını kucaklarına alsa da; yükselen bakım, eğitim ve konut maliyetleri nedeniyle ikinci çocuk kararı erteleniyor veya tamamen rafa kaldırılıyor.
Dar Gelirlinin Bütçesini Barınma ve Gıda Yutuyor
2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerine göre, en düşük gelirli yüzde 20'lik kesimin tüketim harcamalarının yüzde 38,7'sini konut ve kira, yüzde 29,2'sini ise gıda oluşturuyor. Bu iki temel ihtiyacın toplam harcamalar içindeki payı yüzde 67,9'a ulaşırken, yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 38,1 seviyesinde kalıyor. Ayrıca düşük gelir grubundaki kiracılık oranı son 10 yılda yüzde 24,5'ten yüzde 36,7'ye tırmandı.
"Çalışan Ailelerin Yüzde 83'ü Profesyonel Bakım Almıyor"
İstihdamda bulunan ve 15 yaş altı çocuk bakım sorumluluğu taşıyan ebeveynlerin yüzde 83'ü hiçbir profesyonel bakım hizmetinden yararlanamıyor. Kurumsal bakım merkezlerini kullananların oranı yüzde 14 düzeyinde kalırken, yüksek maliyetler erişimi kısıtlayan ana faktör olarak öne çıkıyor. Hanesinde üç yaşından küçük çocuk bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 iken, erkeklerde bu oran yüzde 90,9 olarak ölçüldü.
Yenilenme Eşiğinin Üzerinde Yalnızca Beş İl Kaldı
2,1 olan nüfus yenilenme eşiğinin üzerinde kalan iller yalnızca Şanlıurfa (3,15), Şırnak (2,53), Mardin (2,23), Diyarbakır (2,14) ve Siirt (2,11) oldu. Üç büyükşehirde ise doğurganlık oranları ulusal ortalamanın altında seyrediyor: Ankara 1,11, İstanbul 1,14 ve İzmir 1,10. Demografi literatüründe "en düşük-düşük doğurganlık" kabul edilen 1,30 eşiğinin altındaki il sayısı 2025 itibarıyla 38'e yükseldi.
"Bir Emekliye Düşen Sigortalı Sayısı 1,59'a Düşüyor"
SGK verilerine göre aktif/pasif sigortalı oranı Ocak 2026 itibarıyla 1,591 seviyesine geriledi. Türkiye'de yıllık kız çocuk doğum sayısı 2014'te 657 bin 160 iken 2025'te 435 bin 446'ya gerileyerek yüzde 33,7 oranında azaldı. Rapor, 2028-2030 yıllarına kadar bakım kapasitesinin artırılması, ikinci çocuk için kademeli gelir vergisi indirimi ve anneler için kamusal bakım kredisi gibi adımların atılması gerektiğini vurguluyor.





