Malatya Ticaret Borsasında Sandık Başındalar: Sandıklar Saat 17.00'de Kapanıyor
Malatya Ticaret Borsasında Sandık Başındalar: Sandıklar Saat 17.00'de Kapanıyor
İçeriği Görüntüle

Fon krizinin etkisiyle 13 milyar dolar eriyen döviz rezervlerindeki kanama durdu. Geçen haftanın ilk üç gününde yeniden giriş başladı, toplam 6.5 milyar dolarlık rezerv artışı oldu. Şimdi gözler '22 Ekim'de yapılacak toplantıda Merkez Bankası'nın kaç puan faiz indireceği'ne çevrildi.

Fon vurgunu ardından çıkan tartışmalar devam ediyor. Geçen hafta AKP grubu tarafından 'sorunlu fonların tasfiyesi' için TBMM'ye sunulan tasarının önümüzdeki hafta genel kuruldan geçerek yasalaşması bekleniyor. Fon yasasıyla ilgili SPK ve TMSF'ye, uygulamada alınacak kararlar konusunda geniş yetkiler tanındı. Bu süreçte hataları görülen adı geçen kurumların yönetimlerine büyük yetkiler verilmesi, 'bundan sonraki tasfiye sürecinde de siyasi kararların etkili olabileceği' konusunda endişe uyandırdı.

Kamuoyunda oluşan baskı üzerine, AKP yetkilileri 'kesinlikle kamu kaynaklarının kullanılmayacağını' sürekli söylüyorlar. Açıklamalara göre 1 milyon TL'ye kadar yapılacak ön ödemelerde, eğer fonun varlıkları bunu karşılamıyorsa, daha düşük ödeme yapılacağı, yine de kamu kaynaklarının kullanılmayacağı, özellikle belirtildi.

Küçük tasarrufçunun ön ödemelerle bir miktar rahatlatılması planlanırken, bir süre sonra, daha büyük miktardaki hesaplarda kalan paraların ne zaman verileceği, ağır sorumluluk getirilen fon yöneticileri ve sahiplerinin mal varlıklarına hangi ölçüde el konulacağı, tartışma konuları arasında yer alacak.

SİYASİ TARTIŞMA DEVAM EDECEK

Özetle; fon vurgunu ardından, büyük miktarlarda nemalanan AKP'ye yakın kişiler olmasının etkisiyle, bundan sonraki fon tartışmasının ekonomiden çok siyasi tartışmalara dönüşmesi kaçınılmaz olacak. Ödemelerin ardından, kimin ne zaman bu fonlara girip ne kadar kazandığı, kimlerden bilgi alınarak bu yatırımların yapıldığı, kazanılan fahiş karların oluşturulan havuz hesaplara yatırılıp yatırılmadığı konuşulmaya devam edecek. Tabii ki AKP'ye yakın isimlerin yargı konusu olup olmayacağı da uzun zaman konuşulacak.

Fon vurgununun ekonomiye, özellikle parasal dengelere etkisi de başka bir tartışma konusu. Fon krizinin patlamasının ardından yabancıların çıktığını, özellikle küçük tasarrufçunun fonlardan çıkıp ya TL hesaplara ya da döviz hesaplarına yöneldiğini gördük. İlk panik atlatıldıktan sonra dengelerin yeniden oturmaya başladığı söylenebilir. Fon krizi ardından iki haftada çıkan 13 milyar dolarlık rezervin yaklaşık yarısı geçen hafta ortası geri dönmüştü. Bundan sonra rezerv giriş çıkışlarının normal dalgalanmasına geri dönmesi, mevsimsel etkiyle birlikte küçük rezerv düşüşlerinin yaşanması normal karşılanacak.

Altın fiyatlarındaki düşüş nedeniyle, son haftada giren döviz kadar rezervde artış kaydedilemedi. Merkez'in geçen Cuma bilançosuna göre, brüt rezervler 174.7 milyar dolar, swap hariç net rezervler 45.3 milyar dolar olarak saptandı.

Döviz rezervlerinin yeniden toparlanmaya başlaması, Merkez Bankası'nın 22 Ekim'de yapacağı toplantıda faiz indirimi için elini rahatlatacak. Tabii ki bu tarihe kadar Ekim enflasyonuyla ilgili alınacak öncü veriler de Merkez'in faiz kararında etkili olacak. Web-TÜFE tahminleri Ekim enflasyonunu yüzde 2.6 civarında gösteriyor. Ekim'de gıda fiyatları yeniden yükselirken, akaryakıt fiyatlarındaki değişimin etkisi, dalgalanma sürdüğü için hesaplanamıyor.

FAİZDE 150 BAZ PUANLIK İNDİRİM

Aslında, oranı tabii ki önemli olacak ama Ekim enflasyonu biraz yüksek çıksa bile Merkez Bankası'nın faiz indirimini mutlaka yapmaya çalışacağı anlaşılıyor. İç talepteki durgunluk derinleşirken özellikle sanayi üretiminde yaşanan gerilemeler, faiz indirim baskısının artmasına neden oluyor. Son veriler Merkez Bankası yönetimi üzerindeki siyasi baskının artmasına neden oluyor.

Goldman gibi bazı yabancı bankalar, 'Merkez Bankası'nın gevşemeye başlaması için şartların uygun olmadığını' söyleseler de piyasalarda '1 veya 2 puanlık indirim' yoğun olarak konuşuluyor. Merkez Bankası yönetiminin, 'faizler hala çok yüksek kalmasına rağmen, 2 puanlık indirime cesaret edemeyeceği, o nedenle 1 puanlık indirimde karar kılacağı' çok konuşuluyor.

Ancak son günlerde bu iki oranın ortası, yani 150 baz puanlık indirim daha fazla konuşulmaya başladı. Bu yolla hem siyasi baskıya biraz uyulmuş olacağı, hem de 2 puanlık indirim yapılmayacağı için, 'durumun idare edilebileceği formül olarak 1,5 puanlık indirim yapılacağı' beklentisi öne çıkmaya başladı.

Faiz düşürülecek ama enflasyonla ilgili beklentiler düşürülebilmiş değil. Eylül sonu yüzde 30'un altına inen yıllık enflasyonun, Ekim'de, en geç Kasım'da yeniden yüzde 30'un üzerine çıkması beklenebilir.

Fon vurgununun ekonomiye etkisi yumuşasa da 'üreticiler, çalışanlar ve emeklilerin büyük sıkıntı çektiği mevcut iklimde, ortaya çıkan bu vurgun' tüm kesimlerde rahatsızlık yarattı.

Rahatsızlık ne sonuç verecek, bekleyip göreceğiz.

Erdal Sağlam

Kaynak: ANKA