Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 25 Ağustos 2026 tarihinde ilan ettiği Kavala/Türkiye (No:2) kararını değerlendiren resmi bir açıklama yayımladı. TBB’nin de üçüncü taraf olarak görüş sunduğu davada AİHM; özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma, ifade ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel hakların ihlal edildiğine hükmetmişti.
"Mahkûmiyet Kararı Geçersiz ve Hükümsüzdür"
AİHM kararlarının kesinliğine ve bağlayıcılığına dikkat çekilen açıklamada, Osman Kavala'nın 18 Ekim 2017'den bu yana özgürlüğünden yoksun olduğu hatırlatıldı. TBB İnsan Hakları Merkezi tarafından yapılan değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:
"AİHM, en nihayetinde ve bir kez daha AİHS m.46 hükmü kapsamında Osman Kavala'nın gecikmeksizin serbest bırakılmasına, Sözleşme hukuku uyarınca geçersiz ve hükümsüz olarak değerlendirilmesi gereken Osman Kavala hakkındaki mahkumiyet kararının sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve tespit edilen ihlallerin etkili bir şekilde giderilmesine karar vermiştir."
"Kararların Uygulanmaması Hukuk Devleti İlkesine Zarar Verir"
Yüksek mahkeme kararlarına karşı sergilenen direncin hukuk devletini zedelediği kaydedilen açıklamada, daha önce verilen diğer hak ihlali kararlarına da atıfta bulunuldu. Yürütme ve yargı organlarının yükümlülüklerini hatırlatan TBB, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"AİHM'nin Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Şerafettin Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararları bakımından da aynı sorun sürmektedir. Yürütme ve yargı mercilerinin yüksek mahkeme kararlarını uygulamaması, hukuk devleti ilkesine telafi edilmesi mümkün olmayan zararlar vermektedir."
"Bu Yükümlülük ve Taahhütler Takdire Bağlı Değildir"
Siyaseticiler, gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri üzerindeki ceza muhakemesi baskılarına değinilen metinde, uluslararası taahhütlerin net olduğu belirtildi. TBB İnsan Hakları Merkezi, açıklamasını yetkili makamlara yapılan şu çağrıyla tamamladı:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu sözleşmelerden doğan bu yükümlülük ve taahhütler takdire bağlı değildir. AİHM ve AYM kararlarının gereğinin derhal yerine getirilmesi; HSK'nin özerkliğinin güvence altına alınması ve tüm Kurul kararlarına karşı etkili yargısal denetim yolunun açılması; adil yargılanma hakkı, ifade ve basın özgürlüğü ile masumiyet karinesine yönelik ihlallere son verilmesi için yetkili icra ve yargı makamlarını anayasal ve uluslararası yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz."



