Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şubesi, emekli örgütlerinin ve KESK Şubeler Platformu’nun eş zamanlı eylemlerine destek vererek kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. SES Malatya Şubesi adına açıklamayı yapan Cansu Can, kamu emekçilerini ve emeklileri yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm eden sisteme sert tepki gösterdi.

Can, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, güvencesiz istihdam ve adaletsiz ek ödeme sisteminin yükü altında ezildiğini vurguladı.

"Pandemide ve Depremde Görev Yerimizi Terk Etmedik"

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının kriz dönemlerinde en ön safta yer aldığını hatırlatan Cansu Can, COVID-19 salgını ve 6 Şubat depremlerinde yaşanan fedakârlıklara dikkat çekti.

Can, Malatya başta olmak üzere deprem bölgesindeki emekçilerin kendi evlerini ve yakınlarını kaybetmelerine rağmen gece gündüz demeden halka hizmet verdiğini belirterek şu soruyu yöneltti:

21. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Antalya'da Başlıyor
21. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Antalya'da Başlıyor
İçeriği Görüntüle

"Kriz ve afet zamanlarında 'kahraman' ilan edilen sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, normal zamanda neden yoksulluğa mahkûm edilmektedir?"

"Seyyanen Ödemeler Taban Aylığa Yansıtılmalı"

Kamu çalışanlarının aldığı ücretlerin büyük bir kısmının "ilave seyyanen ödeme", "ek ödeme" ve "tazminat" adı altında emeklilik keseneğine dahil edilmediğini ifade eden Can, Temmuz 2023 düzenlemelerinin taban aylığa yeterince yansımadığını aktardı.

Emekliliğe yansıtılmayan her ödemenin gelecekteki maaşlardan çaldığını belirten Can, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayıları nedeniyle emekçileri mağdur ettiğini, aynı işi yapanlar arasında işe giriş tarihine göre ciddi eşitsizlikler yaratıldığını söyledi.

SES Malatya Şubesi'nin 8 Maddelik Talebi

SES Malatya Şubesi adına Cansu Can, acil çözüm bekleyen talepleri şu şekilde sıraladı:

  • İlave seyyanen ödeme başta olmak üzere tüm ek ödemeler eksiksiz biçimde taban aylığa yansıtılmalı ve emekliliğe esas kazanca dahil edilmelidir.

  • Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin teşvik ve ek ödemeleri artırılmalı, eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir.

  • COVID-19 salgını ve 6 Şubat depremleri başta olmak üzere kriz ve afetlerde ağır koşullarda çalışan emekçilerin hakları kalıcı düzenlemelerle güvence altına alınmalıdır.

  • Kamu emekçilerinin emeklilikte yoksullaşmasına neden olan 5510 sayılı Kanun’un antidemokratik düzenlemeleri yeniden ele alınmalı, aylık bağlama oranları insanca yaşam koşullarını sağlayacak düzeye çıkarılmalıdır.

  • Aynı unvan, görev ve kıdeme sahip emekçiler arasındaki işe giriş tarihinden kaynaklanan adaletsizlikler giderilmelidir.

  • Atama bekleyen sağlık ve sosyal hizmet emekçileri için yeterli ve güvenceli kadrolar oluşturulmalıdır.

  • Güvencesiz, sözleşmeli ve taşeron çalışma biçimleri yerine kadrolu ve güvenceli istihdam esas alınmalıdır.

  • Kamu emekçilerinin gerçek anlamda toplu pazarlık ve grev hakkını güvence altına alan, uluslararası standartlara uygun bir toplu sözleşme düzeni oluşturulmalıdır.

Cansu Can, açıklamasını "Emeğimiz pazarlık konusu değildir, emeklilik hakkımız gasp edilemez" diyerek tamamladı.