Özgür Özel, Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde Climate Home News haber platformu için yazdığı makalede Türkiye’nin çevre politikalarını değerlendirdi. Zirveye ev sahipliği yapmanın önemli bir fırsat olduğunu belirten Özel, bu fırsatın somut hedefler, şeffaf denetim ve ölçülebilir sonuçlarla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden Akdeniz’de bulunduğuna dikkat çeken Özel, plastik atık ithalatından ormanların korunmasına, iklim finansmanından belediyelerin sorumluluklarına kadar birçok başlıkta önerilerini sıraladı.
“Yarım milyon tonu aşkın plastik atık aldı”
Özel, zirvede “sıfır atık” vurgusu yapılırken Türkiye’nin geçen yıl Avrupa’dan yarım milyon tonu aşkın plastik atık aldığını, bunun büyük bölümünün Mersin ve Adana’ya gittiğini belirtti.
Avrupa Birliği’nin OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklayan düzenlemesinin 21 Kasım’da yürürlüğe gireceğini aktaran Özel, OECD üyesi Türkiye’nin bu yasağın kapsamı dışında kaldığına dikkat çekti.
Özel, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum bizi göründüğünden çok daha fazla düşündürmeli. Türkiye’nin kendi karnesi sağlam olmadıkça bunların hiçbiri fazla bir ağırlık taşımayacak. Kendi doğasıyla ve kendi vatandaşıyla çatışma halindeki bir yönetimin, gezegeni koruma konusundaki kararlılığına dair dünyaya güven vermesi zordur.”
Atık sevkiyatlarına denetim, ithalata üst sınır
İthal edilen her plastik atık sevkiyatının denetlenmesini isteyen Özel, toplam atık ithalatına üst sınır getirilmesini önerdi. Dere yatakları ve içme suyu havzalarında yeni yapılaşmanın durdurulması, imar planlarının kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanması gerektiğini söyledi.
Çevresel etki değerlendirmesi süreçlerinde halkın katılımının izin kararlarından önce sağlanmasını isteyen Özel, emisyonları, yenilenebilir enerji kapasitesini, orman kaybını ve iklim değişikliğine uyum harcamalarını içeren bağımsız denetimli bir iklim karnesinin her yıl yayımlanması çağrısında bulundu.
COP31 için üç somut öneri
İki haftalık müzakerelerin iklim krizinin çözümü için gereken bütün imkânları sağlayamayacağını belirten Özel, zirvede ölçülebilir adımlar atılabileceğini ifade etti.
Özel’in önerileri arasında, 2030 ve 2035 için ulusal ara hedefler içeren, gönüllülük esasına dayalı ve yıllık olarak raporlanan bir fosil yakıtlardan çıkış yol haritası bulunuyor.
Ormanların korunmasına yönelik taahhütlerin güçlendirilmesini ve ilerlemenin izlenmesini isteyen Özel, 2035’e kadar yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefine yönelik gelişmelerin de bir finansman yol haritasıyla desteklenerek her yıl raporlanmasını önerdi.
Türkiye ve Avustralya için ortaklık önerisi
Akdeniz ve Pasifik’in kıyı aşınması, yeraltı sularına tuzlu su karışması, tarımsal kayıplar ve azalan balıkçılık gibi ortak sorunlar yaşadığını belirten Özel, Türkiye ile Avustralya’nın bir “Akdeniz-Pasifik İklim Dayanıklılığı Ortaklığı” başlatabileceğini ifade etti.
Bu ortaklığın kıyı kentlerini, bilim insanlarını, kalkınma bankalarını ve ada hükümetlerini bir araya getirebileceğini kaydetti. Ortak uydu verileri, erken uyarı sistemleri, kıyı taşkınlarına karşı koruma çalışmaları ve su tasarruflu tarım uygulamalarını başlangıç projeleri olarak sıraladı.
“Türkiye’nin gösterebileceği ilerlemeler de var”
Türkiye’nin 2053 net sıfır taahhüdünü ve güneş ile rüzgâr enerjisi kapasitesindeki artışı hatırlatan Özel, ülkenin doğal kaynaklarına ve sanayi altyapısına işaret etti. Bununla birlikte enerji kaynaklarının uzun vadede nasıl bir dağılıma sahip olacağının belirsiz olduğunu savundu.
Türkiye’nin COP26’da Glasgow Liderler Deklarasyonu’nu imzalayarak 2030’a kadar orman kaybını durdurma ve tersine çevirme sözü verdiğini belirten Özel, COP31’in bu sözün nasıl yerine getirileceğini göstermek için fırsat sunduğunu söyledi.
Belediye başkanlarına yönelik işlemleri iklim politikalarıyla ilişkilendirdi
İklim değişikliğine uyum çalışmalarının kentlerde hayata geçirildiğini vurgulayan Özel, su, taşkın koruması, atık yönetimi ve kentsel planlamanın büyük ölçüde belediyelerin sorumluluğunda olduğunu belirtti.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı dâhil 50’den fazla seçilmiş muhalefet belediye başkanının tutuklandığını veya görevden uzaklaştırıldığını ifade eden Özel, bu durumun çevre ve iklim politikalarını da ilgilendirdiğini savundu.
“Başarı, ayakta kalan ormanlarla ölçülecek”
İklim krizinin Türkiye’de günlük yaşamın parçası haline geldiğini belirten Özel, 2021’de Manavgat’ta yaşanan yangınları, geçen yıl İzmir çevresindeki yangınlar nedeniyle 50 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kalmasını ve ekim ayında İstanbul’da yaşanan selleri örnek gösterdi.
Antalya’daki zirvenin başarısının gelecekteki sonuçlarla değerlendirileceğini söyleyen Özel, makalesini şu sözlerle tamamladı:
“Antalya’nın başarısı önümüzdeki yıllarda önlenen sera gazı emisyonlarıyla, hayata geçirilen yatırımlarla ve hâlâ ayakta kalan ormanlarla ölçülecek. Bu taahhütlerin şeffaf biçimde ve uluslararası standartlara uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini yakından takip etmek ise bizim sorumluluğumuz.”




