Doruk Madencilik’e bağlı Yunus Emre Termik Santrali’nde çalışan DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler, aylardır ödenmeyen maaşları ve hak gaspları nedeniyle başlattıkları hak arayışında polisin engeliyle karşı karşıya kaldı. Beypazarı’ndan Ankara’daki Yıldızlar SSS Holding binasına yürümek isteyen işçilere Oğuzkent-Ayaş hattında polis müdahale etti. Yaşanan arbedenin ardından DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin ile Genel Sekreter Emin Atsız gözaltına alındı. Polis ablukasına rağmen geri adım atmayan emekçiler, Ankara yolu üzerindeki bir akaryakıt istasyonunda bekleyişlerini ve kararlı direnişlerini sürdürüyor.
İşçiler yaşadıkları derin mağduriyeti ve karşı karşıya kaldıkları insanlık dışı koşulları anlattı. Yaşanan krizin arkasında şirketin devir süreci olduğunu vurgulayan 15 yıllık bir maden işçisi, sıkıntıların Doruk Madencilik’in işletmeyi almasıyla başladığına dikkat çekti. Üç buçuk aydır tek kuruş alamadıklarını belirten işçi, tek isteklerinin ya maaşlarının ödenip işlerinin başına dönmek ya da tazminatlarını alarak çıkışlarının verilmesi olduğunu söyledi.
"Ev Sahibi Evden Çıkarttı, Yuvam Yıkıldı"
İşini yapmasına rağmen evine ekmek götüremeyen bir başka emekçi ise verilen sözlere güvenerek ailesiyle Beypazarı’na taşındığını ancak üç aydır maaş alamadığı için hayatının karardığını belirtti. Kirasını ödeyemediği için ev sahibiyle karşı karşıya gelen ve eşiyle büyük tartışmalar yaşadığını aktaran çaresiz işçi, "Bu şirket yüzünden yuvam yıkıldı" diyerek elektriği, suyu ve doğalgazı kesilme noktasına gelen yüzlerce arkadaşının sesi oldu.
"12 Yaşındaki Çocuğum İşe Başlamak Zorunda Kaldı"
"Benden haraç keser gibi maaşımdan 15-20 bin lira para kestiler" diyen 3 yıllık bir başka çalışan ise bankalara 220 bin lira borçlandığını ve icralık olduğunu duyurdu. Maaşından kesilip bankaya yatırılmayan paralar yüzünden hesaplarına haciz konulduğunu ifade eden işçi, dramın boyutunu şu acı sözlerle gözler önüne serdi:
"Bir çocuğum üniversiteyi kazandı, kazandığı halde gönderemedim. Yedi aydır benimle konuşmuyor. Diğer çocuğum da 12 yaşında işe başlamış. Ben eve para gönderemedim diye çalışıyor çocuk. Doruk Madencilik’e soruyorum, kendi çocuğu çalışıyor mu? Bu adalet mi? Beni bankacılar aramasın, Sebahattin Yıldız'ı arasınlar!"
"Un Çorbası Savaşta Yenir, Bize Yemekhanede Onu Verdiler"
Mağduriyet sadece maaşsızlıkla sınırlı kalmıyor; iş sahasında iş sağlığı, güvenliği ve temel insani ihtiyaçlar da tamamen hiçe sayılıyor. Emekli olmasına rağmen tazminatı ödenmediği ve bir seneye yayıldığı için çalışmaya devam ettiğini belirten 16 yıllık bir işçi, cebinden eldiven ve maske almak zorunda kaldığını açıkladı. Yemekhane koşullarına da sert tepki gösteren emekçi, "Un çorbası benim bildiğim savaşlarda yenir, biz yemekhanede un çorbası yiyorduk. Bu kadar rezil bir şirket olamaz" diyerek tepkisini dile getirdi.
Tüm baskılara, polis ablukasına ve gözaltılara rağmen Beypazarı-Ankara yolu üzerindeki benzin istasyonunda bekleyen emekçiler, alacakları ödenene ve hakları verilene kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguluyor.



