Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) PISA 2025 sonuçlarını değerlendirme biçimini eleştirdi. Bakanlığın fen, okuma ve matematik alanlarındaki basamak yükselişini "başarı hikâyesi" olarak sunmasını kabul etmediklerini belirten Özbay, tablonun arkasındaki acı gerçeği paylaştı.
Duyurunun merkezinde fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18, matematikte ise 11 basamaklık bir yükseliş bulunduğunu hatırlatan Özbay, verilerin arka planındaki sosyoekonomik uçuruma dikkat çekti.
"Yoksul Çocukların Puanında Anlamlı Artış Yok"
Türkiye ortalamasının yükselmesinin temel sebebinin avantajlı öğrencilerin puanlarındaki artış olduğunu vurgulayan Kadem Özbay, yoksul çocukların matematik puanında anlamlı bir yükselme yaşanmadığını açıkladı. Özbay, son 10 yılda üst düzey başarıya ulaşan öğrenci oranındaki artışın neredeyse tamamının varlıklı ailelerin çocuklarından geldiğini belirtti.
Yapılan analizlere göre dezavantajlı öğrenciler ile avantajlı akranları arasında matematikte 4,8 yıl, fende 4,1 yıl, okuma alanında ise 3,7 yıllık öğrenme farkı bulunduğunu aktaran Özbay, Türkiye'nin son üç yılda yoksul ve varlıklı öğrenciler arasındaki uçurumun büyüdüğü üç ülkeden biri olduğuna işaret etti.
"Okul Türleri Arasında Derin Uçurum Var"
Türkiye'nin öğrenci başarısının giderek gittiği okula göre ayrıştığı 89 ülke arasında 3. sırada yer aldığını belirten Eğitim-İş Başkanı Özbay, okullar arasındaki makasın ürkütücü boyutlara ulaştığını ifade etti. Fen lisesine giden bir öğrenci ile meslek lisesine giden bir öğrenci arasında matematikte 10 yıl, fende 9 yıl, okumada ise 8 yıllık bir öğrenme farkı olduğunu kaydetti.
Türkiye'deki öğrencilerin üçte birinden fazlasının maddi yoksunluk yaşadığını dile getiren Özbay, 1,3 milyondan fazla çocuğun ise bu araştırmalara dahil dahi edilmediğini vurguladı.
"1,3 Milyondan Fazla Çocuk Bu Tabloda Yok"
MESEM kapsamında haftanın dört günü işletmelerde çalışan, açık liseye kayıtlı olup okulla bağı kopan ve okul dışına itilen çocukların tablonun dışında bırakıldığını belirten Özbay, sistemi şu sözlerle eleştirdi:
"Başarı, en başarılıların ne kadar yükseldiğiyle değil, hiçbir çocuğun geride bırakılmamasıyla ölçülür. Eğitim politikası, eşitsizlik koşullarında 'başarılı olabilenleri' ayıklayan bir mekanizma değil, eşitsizliği ortadan kaldıran bir kamusal müdahale alanı olmalıdır. Çocukları okul türleri arasında hiyerarşik biçimde konumlandıran sınav odaklı ayrıştırma sistemine son verilmelidir."





