Erdal Sağlam

Türkiye’nin enflasyonu tek haneye düşürme umudu giderek kayboluyor, 3 yıla yaklaşan ekonomik program süresince, ancak 30’lu seviyelere düşürülebildi. Bu yıla ilişkin ilk veriler karamsarlığı artırırken, yıllık enflasyonun önümüzdeki aylarda yeniden yükselme tehlikesi bulunuyor.

Merkez Bankası önümüzdeki hafta 2026 yılının ilk Enflasyon Raporunu açıklayacak. İktisatçıların bir bölümü yüzde 16’lık enflasyon hedefinin değişmeyeceğini tahmin ederken, bazı iktisatçılar Merkez Bankası’nın hedefi yüzde 19’a yükseltmesini bekliyor.

Aslında hedef değişikliğinden bağımsız olarak, enflasyonun bu yıl sonunda yüzde 20’nin altına inme ihtimali, neredeyse imkansızlaşıyor. Çok yüksek gelen ocak ayı enflasyon rakamından sonra şubat ayına ilişkin ilk öncü veriler de yüksek fiyat artışlarının sürdüğünü gösteriyor.

Son dönemde sağlıklı bir öncü veri niteliği kazanan, Web-Tüfe platformunun belirlemelerine göre; son veriler şubat ayında yüzde 2.89 oranında enflasyon beklentisini gösteriyor. Bu rakam, platformda sürekli yenileniyor ve son olarak 25 Şubat’ta nihai tahmin verisi ortaya çıkacak. Gıda fiyatlarındaki artışın hala devam ettiği görülürken, dünya petrol fiyatlarına bağlı akaryakıt fiyatlarında devam eden artış ve ramazan ayına ilişkin tüketici beklentilerinin artacak olması, mevcut tahminin düşme ihtimalini azaltıyor.

Baz etkisi nedeniyle, bu oranın TÜİK rakamlarına aynen yansımasa halinde, şubat sonu itibarıyla yıllık enflasyonun düşüş trendine son verip, yeniden yükselişe geçtiğini göreceğiz. Geçen yıl şubatta yüzde 2.27 oranında aylık artış gerçekleşmişti. Eğer bu rakamın üzerinde bir şubat ayı enflasyonu görürsek, otomatik olarak, yıllık enflasyon yeniden yükselişe geçmiş olacak.

2025 Mart ayındaki aylık enflasyon rakamının yüzde 2,46 olduğunu gözönüne alırsak, bu yükselişin mart sonunda da devam etme ihtimali bulunuyor. Yükselişe geçecek yıllık enflasyonun, ancak yaz aylarında yeniden düşüş trendine girme ihtimali belirecek.

Hedef değişmezse faiz indirimi de biter

Bu tabloya rağmen Merkez Bankası’nın bu yıl için belirlediği yüzde 16’lık hedefi değiştirmeme ihtimali var. Şubatta yükselişin başlaması enflasyon beklentilerini daha da artıracak, fiyatlama davranışlarını olumsuz etkileyecek. Bazı iktisatçılar, "İlk toplantıda hedef değişikliği saygınlığını azaltacağı için, Merkez Bankası faiz indirimi yerine artışına başlayacağını ilan etsin" diyerek, kararlı tutum takınmasını istiyorlar.

Buna karşılık, mevcut tabloda yüzde 16’lık hedefin korunmasının inanırlığı, güveni ve şeffaflığı iyice bozacağı, bu nedenle hedef revizyonunun şart olduğunu belirten iktisatçılar da var. Bu takdirde ise Merkez Bankası’na “çalışan ve emekli maaşları için ilk hedefi düşük tuttu” suçlaması gelecek.

Merkez Bankası’nın hedefi 16’da koruması halinde mart ayında faiz indirimi yapması imkansızlaşıyor. Hatta bu hedefe ulaşmak için faizlerin artırılması gerekiyor. Yüzde 19’a hedefin revize edilmesi ise Merkez Bankası’na Mart’ta faiz indirimi yapma imkanı sağlayabilir.

Tümüyle teknik bir karar alınması halinde ise "hedefin yüzde 19’a çıkarılması, buna rağmen mart ayındaki faiz toplantısında faizin değiştirilmemesi gerektiği" belirtiliyor. Çünkü yüzde 19’a ulaşmak için bile, mevcut enflasyon eğiliminin faizlerin indirilmesine izin vermediğini belirten çok sayıda iktisatçı var.

Piyasaların beklentisi yüzde 24 civarında bir enflasyon rakamıyla 2026'nın tamamlanması

Asgari Ücret İçin Mart Çağrısı
Asgari Ücret İçin Mart Çağrısı
İçeriği Görüntüle

Hedef değişikliği olsa da olmasa da piyasaların mevcut beklentisi yüzde 24 civarında bir enflasyon rakamıyla 2026 yılının tamamlanması yönünde. Bunun ardından, büyük ihtimalle 2027 sonbaharında erken seçime gidilmesi ve yeni yılla başlayacak seçim ekonomisi uygulamalarıyla, enflasyonla mücadelenin sona ereceği beklentisi bulunuyor.

O nedenle yakın ve orta dönem içinde, Türkiye’de enflasyonun tek haneye inme ihtimalinin olmadığını söylemek mümkün. 2023 yılında programa başlanırken, 2025’de enflasyonun tek haneye ineceği hedefinin bulunduğunu düşünürsek, programın ne kadar başarısız olduğu, kendiliğinden ortaya çıkıyor.

3 yıllık program süresince yoksullaşmanın arttığı, programın faturasının daha çok, dar ve sabit gelirliye çıktığı açık. Çekilen bunca sıkıntıya rağmen tek haneye indirilemeyen enflasyon, bundan sonra da aynı sıkıntıların süreceği anlamına geliyor.

Kaynak: ANKA