Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku için adalet arayışı sürüyor. KESK Tunceli Şubeler Platformu üyeleri, Sanat Sokağı'ndan Kışla Meydanı'na kadar gerçekleştirdikleri yürüyüşün ardından çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı.
Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şube Eşbaşkanı Serap Kahraman tarafından okunan açıklamada, dosyanın sıradan bir kayıp vakası olmaktan çıktığı vurgulandı. Kahraman, sürecin kamu kurumlarına kadar uzanan bir "suskunluk sarmalına" dönüştüğünü ifade etti.
"Bu Mesele Geniş Bir Koruma ve Cezasızlık Düzenidir"
Gülistan Doku olayının idari ve emniyet birimleri nezdinde sorgulanması gerektiğini belirten Kahraman, "Bu mesele; dönemin mülki idare amirlerinden üniversiteye, hastaneden emniyete kadar uzanan bir koruma düzeninin sorgulanmasını zorunlu kılmıştır," dedi.
Kentte yaşanan şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken platform, münferit olaylardan ziyade sistemli bir ihmaller zincirine işaret etti. Açıklamada, tüm şüpheli vakaların bağımsız ve tarafsız bir şekilde yeniden incelenmesi talep edildi.
"Veri Silme İşlemi Hangi Yetkiyle Yapıldı?"
Hastanelerdeki güvenlik kamera kayıtlarının silindiğine dair iddialara tepki gösteren KESK üyeleri, bu durumun açık bir "delil karartma" girişimi olduğunu savundu. Kahraman, "Kayıtların neden geri getirilemez şekilde ortadan kaldırıldığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu, kamu güvenine vurulmuş bir darbedir," ifadelerini kullandı.
"Gülistan İçin Hakikat Açığa Çıkarsa, Rojin ve Rojvelat İçin de Çıkacaktır"
Mücadelelerinin sadece Gülistan Doku ile sınırlı olmadığını belirten platform, benzer akıbeti paylaşan diğer kadınları da andı. Yapılan açıklamada, "Gülistan Doku için hakikat açığa çıkıyorsa; Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş ve Esma Kılıçaslan için de açığa çıkacaktır. Hiçbir makam ya da unvan cezasızlık zırhına dönüşmemelidir," denilerek kararlılık mesajı verildi.





