İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik açılan ve kamuoyunun gözünü çevirdiği 59'u tutuklu 414 sanıklı dev davanın görülmesine İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam edildi. Davada "örgüt yöneticiliği" ve İmamoğlu'nun kurduğu iddia edilen yapının "gizli kasası" olmakla suçlanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, tutukluluğunun 16. ayında hakim karşısına çıkarak ezber bozan bir savunmaya imza attı. Hakkındaki suçlamaların tamamını reddeden Keleş, gözaltına alındığı ilk günden beri eşi benzeri görülmemiş hukuksuzluklarla karşı karşıya kaldığını iddia etti.

Cezaevi sürecinde "etkin pişmanlık" hükümlerinden faydalanması için kendisine sistematik olarak baskı uygulandığını belirten Fatih Keleş, bu baskılara boyun eğmediği için ailesinin ve yakınlarının organize bir şekilde hedef alındığını söyledi. Soruşturma aşamasında adliyede yaşanan gizli görüşmeleri tek tek deşifre eden Keleş, adalet değil vicdan imtihanından geçtiklerini vurguladı.

"İstanbul Adliyesi'nde Üç Soruşturma Savcısı Benimle Sohbet Adı Altında Görüştü"

Savunmasında etkin pişmanlığa zorlandığı süreci detaylarıyla anlatan Keleş, "İstanbul Adliyesi'nde üç soruşturma savcısı benimle 'sohbet' adı altında görüştü. Soruşturmada 'ikinci adam' olduğum, akrabalarımın da risk altında bulunduğu ve etkin pişmanlıktan yararlanmamın benim için doğru olacağı yönünde ifadeler kullanıldı. Ben kimseye iftira atamayacağımı, kimsenin günahını alamayacağımı açıkça söyledim. Bekledikleri yanıtı alamayınca beni tekrar cezaevine gönderdiler" dedi.

Bu görüşmenin ardından ailesine yönelik operasyonların başladığını ifade eden Keleş, önce ağabeyi Zafer Keleş'in, ardından oğlu Mustafa Keleş ile yeğeni Murat Keleş'in tutuklandığını söyledi. Cezaevine başka bir dosyanın avukatının dahi gelerek kendisine pazarlık teklif ettiğini öne süren Keleş, "Savcılığın istediği bazı şeyleri anlatmam halinde serbest kalabileceğimi, en azından aile bireylerimin serbest kalacağını söylediler. Reddedince bu kez Aziz İhsan Aktaş'a yönelik bir suikast planıyla ilişkilendirilmekle tehdit edildim" diye konuştu.

"Bir Babaya Evladı Üzerinden Baskı Yapıldı"

Ailesinin özgürlüğü üzerinden teslim alınmak istendiğini belirten Fatih Keleş, mahkeme salonunda duygusal anların yaşanmasına neden olan şu sözleri kaydetti: "Ben sadece tutuklu değildim, tutuklu bir evladın babasıydım. Bana yalnızca kendi hürriyetimle değil, oğlumun ve yakınlarımın özgürlüğü üzerinden seçim yaptırılmak istendi. Bir babaya oğlunun özgürlüğü karşılığında susması ya da konuşması dayatılıyorsa burada adalet değil, vicdan imtihanı vardır."

İftira atarak serbest kalan kişilerin beyanlarına sert tepki gösteren Keleş, "Benim, ağabeyimin, oğlumun, yeğenimin ve emekçi Hüseyin'in ortak bir özelliği var: Kimseye iftira atmadık. Bizim suçumuz akraba olmak, yol arkadaşı olmak, emekle çalışmak ve iftira atmamaksa bilinmelidir ki biz onurumuzu özgürlüğümüze tercih ettik. Biz başımız dik, alnımız açık şekilde o günü bekliyoruz" dedi.

İmamoğlu Silivri'de Mahkeme Salonunu Salladı: "Bana Casus Diyenin Ağzını Da Alnını Da Karışlarım!"
İmamoğlu Silivri'de Mahkeme Salonunu Salladı: "Bana Casus Diyenin Ağzını Da Alnını Da Karışlarım!"
İçeriği Görüntüle

"İddianamede Delilden Çok Söylem Var"

4 bin sayfalık devasa iddianameyi cezaevi koşullarında yalnızca 10 saat inceleyebildiğini ve savunma hakkının kısıtlandığını belirten İBB Spor Kulübü Başkanı, "İddianamede delilden çok söylem, hukuktan çok algı olduğunu görüyorum" ifadelerini kullandı. Kendisinin İmamoğlu'nun "gizli kasası" olarak nitelendirilmesinin tamamen soyut bir algı operasyonu olduğunu savundu.

Geçmişine ve siyasi kimliğine de değinen Keleş, "TÖB-DER'in kurucularından, bir Cumhuriyet aydınının evladıyım. CHP sevgisi bana babamdan miras kaldı. Partinin her kademesinde afiş de astım, sandık da bekledim. İBB Spor Kulübü Başkanlığı'na da Ekrem İmamoğlu tarafından atanmadım; farklı siyasi partilerin de oylarını alarak demokratik bir seçimle geldim" diyerek kurumsal yapıyı savundu.

"Madem 2 Milyar Dolar Toplandı, Para Nerede?"

Kulüp başkanlığı döneminde israfı bitirip mali disiplin sağladıklarını, olimpiyatlara onlarca sporcu göndererek tarihi başarılar elde ettiklerini hatırlatan Keleş, savcılığın resmi belediye görüşmelerini bile "örgütsel ilişki" saymasını eleştirdi. Keleş, "Eğer aynı kurum içinde çalışmak suçsa, kamusal görev yapmanın kendisi suç unsuru haline getirilmiş olur" dedi.

Mal varlığındaki her kuruşun 40 yıllık ticari hayatının sonucu olduğunu ve kayıt altında bulunduğunu belirten Keleş, iddianamedeki o meşhur iddiaya meydan okudu: "İddianamede yer alan '2 milyar dolarlık seçim havuzu' iddiası tamamen hayal ürünüdür. Karşımızda öyle büyük bir tablo çiziliyor ki havada uçuşan milyar dolarlar, gizemli bir sistem... Sayısız suç isnat ediliyor ama en temel soruya cevap verilmiyor: Peki iddia edilen bu para nerededir? Banka kaydı, somut izi nerede? Ceza hukuku varsayıma değil, somut ispata dayanır."

Kaynak: ANKA