CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi verdi. “Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?” diye soran Özel, 7 soruya 15 günlük Anayasal süresi içinde yanıt istedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Tunç’un yanıtlaması istemiyle TBMM'ye verdiği 7 soruluk önergesinin gerekçesinde, Türkiye'nin, 19 Mart 2025 tarihinde, demokrasiyi hedef alan sivil darbe teşebbüsü olarak nitelendirdiği bir girişime maruz kaldığını belirtti.

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, çok sayıda belediye başkanı ve bürokratlara uzanan soruşturma süreçlerinin, demokrasiye, adalete ve ekonomiye ağır zararlar verdiğini kaydeden Özgür Özel, "Soruşturma safhalarında masumiyet karinesinin ihlal edildiği, 163 gün geçmesine karşın iddianamenin hala yazılmadığı ve tutukluluk hallerinin, somut deliller sunulmamasına rağmen sürdürüldüğü görülmektedir. Bu süreçte, milletimizin adalete olan inancını zedeleyen hukuk dışı pek çok durum yaşanmaktadır. Siyasi parti genel başkanlarının yazılı soru önergesi vermesi, siyasi tarihimizde çok örneği olan bir durum değildir. Ancak siyasi alanda size yönelttiğim tüm sorulara, 'Türkiye bir hukuk devletidir' şeklinde yanıt verdiğiniz için yazılı önerge halinde yöneltmek durumunda kaldığım sorularımın, Anayasa’nın 98’inci maddesinde öngörülen 15 günlük süre içinde yanıtlanmasını talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

"Mehmet Pehlivan tutuklanmış, Mücahit Birinci aynı gün serbest bırakılmıştır. Bu iki durum arasındaki farkın sebebi nedir?"

Özel, Adalet Bakanı Tunç'un yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

"1136 Sayılı Kanunun 58’inci maddesi gereğince, avukatlar hakkında görevleri nedeniyle soruşturma açılması Adalet Bakanlığı’nın iznine tabidir. Buna rağmen, İBB soruşturmaları kapsamında 6 avukat, avukatlık fiilleriyle suçlanmış, Adalet Bakanlığı izni olmadan haklarında soruşturma açılmış, gözaltı işlemleri yapılmış, Avukat Mehmet Pehlivan ise tutuklanmıştır. Ancak bir tutukluya gidip hazırladığı ifade metnini imzalamaya zorladığı ve 2 milyon dolar talep ettiği şikayete konu olan, eski Adalet ve Kalkınma Partisi MKYK üyesi Avukat Mücahit Birinci hakkında soruşturma açılmadan önce Bakanlıktan izin istenmiştir. Mücahit Birinci 13 gün sonra ifadeye çağrılmış, bir gün gözaltında tutulmamış, aynı gün serbest bırakılmıştır. Bu iki durum arasındaki farkın sebebi nedir? Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?

Avukat Mehmet Pehlivan, savcılık tarafından çağrılması üzerine ifade vermeye gitmiş ancak, “kaçma şüphesi” iddiasıyla tutuklanmıştır. Buna karşın, bazı tutuklularla görüşerek, soruşturma savcısı ile konuştuğunu söyleyip, istenilen ifadeyi vermeleri durumunda tahliye olacakları vaadinde bulunduğu belirtilen Avukat Mehmet Yıldırım, Antalya’da yurt dışına kaçmak üzereyken yakalanmasına rağmen tutuklanmayarak ev hapsine alınmıştır. Savcılık 'tutuklama yasağı' gerekçesiyle bu kararın verildiğini açıklamıştır. Ancak tutuklama yasağı, cezası 2 yılın altında olan suçlarda uygulanmaktayken, Mehmet Yıldırım’a yönelik 'nüfuz ticareti' suçunun üst sınırı 5 yıldır ve takdirle 7 yıla kadar uzatılabilmektedir. Kendi ayağıyla adliyeye gelen Mehmet Pehlivan üst sınırı 4 yıl olan bir suç iddiasıyla tutuklanırken, yurt dışına kaçarken yakalanan Mehmet Yıldırım’ın üst sınırı 7 yıl olan bir suçtan tutuklanmamasının gerekçesi nedir? Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?

"HSK’yı neden toplantıya çağırmıyorsunuz?"

Adalet Bakanı olarak, aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanısınız. Pek çok açıklamanızda, yargının bağımsız ve tarafsız olduğunu ileri sürüyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bazı savcıların hukuk dışı uygulamalarına ilişkin HSK’ya resmi şikayette bulunduk. Bir savcının faili meçhul cinayetlerin simgesi olan Beyaz Toros fotoğrafı paylaşmasından, tutukluların aileleriyle tehdit edilerek 'itirafçı' olmaya zorlanmasına, savcılarla irtibatlı olduğunu söyleyen avukatların tahliye vadettiği tutuklulardan rüşvet istemesinden, 'itirafçı' olmayı reddeden tutukluların en uzak cezaevlerine sürülmesine kadar tüm iddiaları belgeleriyle HSK’ya sunduk. Bu şikayetlerin görüşülmesi için 6087 Sayılı Kanunun 29’uncu maddesine göre yetkili olmanıza rağmen HSK’yı neden toplantıya çağırmıyorsunuz? Açıklamalarınızda şikayet dosyası ile ilgili değerlendirmeler yapıp, iddiaları inkar edip, hüküm cümleleri kuruyorsunuz. Türkiye bir hukuk devleti ise HSK iddiaları araştırmadan bu hüküm cümlelerini nasıl dile getiriyorsunuz?

Önceki dönem milletvekili Sayın Aykut Erdoğdu, milletvekiliyken işlediği iddia edilen suçtan dolayı tutukludur. CMK 161’e göre, TBMM üyeleri hakkında görevleri süresince işledikleri suçlarla ilgili soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılabilir. Buna rağmen Aykut Erdoğdu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma yürüterek hukukun çiğnenmesine neden sessiz kalıyorsunuz? Seçilmiş Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, 11 yıl önce Adana’da işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul’da tutuklu bulunmaktadır. Ancak aynı suçlamaya muhatap olan MHP’li eski Kütahya Belediye Başkanının dosyası ayrılmış ve Kütahya’ya gönderilmiştir. Zeydan Karalar’ın soruşturmasının da Adana’da görülmesi gerekirken, bu açık hukuk ihlaline nasıl göz yumuyorsunuz? Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan, ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?

"Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler hakkındaki iddialara ilişkin neden işlem yapılmamaktadır?"

Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanlarına yönelik olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce 37, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce 97 yolsuzluk dosyası hazırlanmış, tamamı savcılıklara teslim edilmiştir. Ancak İçişleri Bakanlığı bu dosyalara el koymuş, hiçbir soruşturma yürütülmemiştir. Ülke genelinde Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler hakkında savcılıklara intikal eden ve kamuoyuna açıklanan yüzlerce yolsuzluk dosyası bulunmaktadır. Ancak bunlarla ilgili de yargı süreçleri işletilmemektedir. Yargı bağımsız ve tarafsız ise Cumhuriyet Halk Partili belediyeler hakkında bir şikayet beyanı, bir gizli tanık ifadesi gözaltı ve tutuklama gerekçesi sayılırken, Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler hakkındaki iddialara ilişkin neden işlem yapılmamaktadır? Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?

"Aziz İhsan Aktaş'ın ihale aldığı diğer belediyeler hakkında neden soruşturma açılmamaktadır?"

Fatih Karagümrük 2-1 Antalyaspor
Fatih Karagümrük 2-1 Antalyaspor
İçeriği Görüntüle

Suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla tutuklanan, daha sonra itirafçı olduğu gerekçesiyle serbest bırakılan Aziz İhsan Aktaş; TBMM, Yargıtay, Devlet Hava Meydanları, EÜAŞ, THY, Pamukkale ve Uludağ Üniversiteleri, kamu hastaneleri başta olmak üzere çok sayıda devlet kurumundan ve Trabzon, Kocaeli, Kahramanmaraş, Ordu, Elazığ, Isparta başta olmak üzere çok sayıda Adalet ve Kalkınma Partili belediyeden ihale almıştır. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden 88 ihale alan bu kişi Adalet ve Kalkınma Partili belediyeden toplam 300 ihale almıştır. Ancak bu kişinin beyanlarıyla soruşturma geçiren, gözaltına alınan ve tutuklananlar sadece Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanlarıdır. Eğer Türkiye bir hukuk devletiyse, amaç hukuku işletmekse, bu kişinin ihale aldığı diğer belediyeler hakkında neden soruşturma açılmamaktadır? Türkiye’de iktidara yakın olanlara farklı, diğer vatandaşlara farklı uygulanan ikili hukuk sistemi mi işletilmektedir?

Tüm bu somut vakalar ortadayken, Türkiye’de yargıya güven pek çok araştırmada yüzde 20’nin altına gerilemişken, Adalet Bakanı olarak millete karşı sorumluluk hissediyor musunuz, yaşananlardan rahatsızlık duyuyor musunuz?"

Kaynak: ANKA