Bahçeli’den Ankara’da Tarihi Rest: "NATO'da Sadece Bizde Yok, Bu Bir Milli Beka Meselesidir!"
Bahçeli’den Ankara’da Tarihi Rest: "NATO'da Sadece Bizde Yok, Bu Bir Milli Beka Meselesidir!"
İçeriği Görüntüle

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Türkiye'nin iç ve dış siyasetine yönelik çok konuşulacak bir salvolar zincirine imza attı. Ankara'da düzenlenecek kritik NATO Zirvesi öncesinde başkent sokaklarında ve çevre illerde uygulanan yasaklara dikkat çeken Arıkan, devletin getirilmek istendiği noktayı sert ifadelerle eleştirdi.

İktidarın ülkedeki ekonomik buhranı, tarım krizini ve toplumsal feryatları görmezden gelerek tüm mesaisini batılı liderleri memnun etmeye harcadığını savunan Saadet Partisi lideri, Ankara'daki manzaranın kabul edilemez olduğunu belirtti.

"Siz ABD'ye Gidince Kaç Park Kapatıldı?"

Ankara başta olmak üzere Afyonkarahisar, Karabük, Mersin, Eskişehir, Bolu ve Antalya gibi birçok şehirde peş peşe ilan edilen yasaklara isyan eden Mahmut Arıkan, iktidarın sivil anayasa söylemlerinin bu uygulamalarla tamamen çeliştiğini söyledi. Sırf protesto ihtimali yüzünden insanların günler öncesinden tutuklandığını ve matbaalara baskı yasakları gittiğini iddia etti.

İktidar yetkililerinin geçmişteki ABD ziyaretlerini hatırlatan Arıkan, "Biz iktidara sormak istiyoruz; siz birçok kez ABD'ye gittiniz, siz ABD'ye gidince kaç park kapatıldı? Kaç kişi günler öncesinden tutuklandı? Biz söyleyelim: Sıfır! Sizin aklınızdan ne geçiyor? Yoksa memleketi sıkıyönetime mi hazırlıyorsunuz? Siz vatandaşın en tabii anayasal hakkını elinden alacaksınız sonra da kalkıp sivil Anayasa teranesi anlatacaksınız. Hadi oradan!" ifadelerini kullandı.

"Bu İktidar Branda İktidarıdır"

Hükümetin sorunları çözmek yerine üstünü örtmeyi bir yönetim biçimi haline getirdiğini savunan Arıkan, miting alanlarından ve geçiş güzergahlarından çarpıcı örnekler verdi. Ülkenin gerçek yoksulluğu görünmesin diye yol kenarlarına çekilen devasa perdeleri eleştirdi.

Siyasi eleştirilerini bu kavram üzerinden derinleştiren Genel Başkan, "Neden branda iktidarı diyoruz? Çünkü bu iktidar, sorunları çözmeyi değil, örtmeyi marifet sayıyor. Sayın Cumhurbaşkanı Hatay'a gidecek branda, Adıyaman'a gidecek branda, şimdi de Trump gelecek diye bütün Ankara brandalarla örtülüyor. Ey AK Parti'liler, beceriksizliğinizi, ayıbınızı brandalarla örtemezsiniz" dedi.

"Sigaraya Karşılar, Ülkede Sigara Tüketiminde Rekor Kırılıyor"

Konuşmasında Adıyaman'dan getirdiği tütün yapraklarını kürsüden gösteren Arıkan, tarım politikalarındaki çöküşü çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. AK Parti öncesinde yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan yerli tütün üreticisinin adeta bitirildiğini, buna karşın tüketimin tarihi zirveye ulaştığını kaydetti.

Ekonomideki tezatlara da değinen Arıkan, "Bu elimde gördüğünüz sadece bir tarım ürünü değildir, bu ülkenin alın teridir. AK Parti iktidarından önce 500 bine yakın insan tütün üretiminden geçimini sağlıyordu, bugün bu rakam 35 binlere düştü. Üretim dip yaparken, Türkiye'de yıllık sigara tüketimi 160 milyar adedi aşarak tarihin en yüksek miktarına ulaştı. Faize karşılar, ülke faiz rekoru kırılıyor. Enflasyona karşılar, ülkede enflasyon rekoru kırılıyor" şeklinde konuştu.

"Temmuz Ayındayız, Gelin Emekli Maaşını Asgari Ücrete Eşitleyelim"

Dünya Emekliler Günü vesilesiyle milyonlarca emeklinin yaşadığı geçim derdine de parmak basan Saadet Partisi lideri, TÜİK'in açıkladığı rakamları "makyajlı enflasyon" olarak nitelendirdi. Geçmiş kriz dönemleriyle bugünü kıyaslayarak hükümete acil çağrıda bulundu.

Tarihi bir oranlama yapan Arıkan, "Emekliyi enflasyona ezdirmedik diyorlar. Pazarın gerçeğini değil, kağıdın yalanını anlatan o makyajlı enflasyon mu? 2001'in o ağır kriz günlerinde, yazar kasaların fırlatıldığı günlerde bile en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,6 katıydı. O oranı bugüne taşıyabilseydik, en düşük emekli maaşı 45 bin lira olurdu. İktidara çağrımız şudur: Temmuz ayındayız, gelin bu ay, en düşük emekli maaşını asgari ücrete eşitleyecek kalıcı bir kanuni düzenleme yapalım" teklifini iletti.

"Yüzde Yüz Yerli Dediğiniz Jetin Motorunu Neden Trump Hediye Ediyor?"

Milli savunma sanayisi projeleri üzerinden yürütülen propaganda çalışmalarına da değinen Arıkan, ABD Başkanı Trump'ın ziyaretiyle ilgili basında çıkan iddiaları masaya yatırdı. Yerli projelerin bağımsızlığı konusunda uyarılarda bulundu.

Projenin milli yapısının tam manasıyla korunması gerektiğini söyleyen Arıkan, "Trump elinde büyük bir hediye paketi ile geliyor diyorlar. Ne varmış paketin içerisinde? KAAN jetlerinin motorları varmış. Yüzde yüz yerli ve milli dediğiniz jetin motorunu neden Trump bize hediye ediyor? Kaportası bizden, motoru Amerika'dan gelen bir jetin kullanım izni bizde mi, yoksa ABD'de mi olacak? Kaan jeti için TF35000 motoru çalışmalarını bir an önce bitirin ve ABD'ye muhtaçlığımızı ortadan kaldırın" çağrısı yaptı.

"Kıbrıs'ta Bir Çakıl Taşının Dahi Pazarlığı Yapılamaz"

Rum medyasında yer alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarına dair bazı harita ve taviz iddialarını gündeme taşıyan Arıkan, milli dava konusunda en küçük bir esnemenin felaket getireceğini hatırlattı. İktidardan bu konuda acil şeffaflık talep etti.

Sürecin NATO garantörlüğüne devredilmesi iddialarına sert çıkan Arıkan, "Sözde plana göre, Maraş ve Güzelyurt'un Rum tarafına bırakılması karşılığında KKTC için tanınma vaatleri masaya getiriliyor. Şehitlerimizin emaneti olan Kıbrıs'ta bırakın Maraş'ı, Güzelyurt'u, bir çakıl taşının dahi pazarlığı yapılamaz. Kıbrıs'ta verilecek en küçük taviz, sadece Kıbrıs değil, Türkiye için de bir beka meselesidir" uyarısında bulundu.

"Soykırımcı Arıyorsan Aynaya Bak"

Son olarak İsrail kabinesinin 1915 olaylarını sözde "Ermeni soykırımı" olarak tanıma kararına değinen Mahmut Arıkan, Netanyahu yönetimine tarihi hakikatler üzerinden çok sert bir yanıt vererek konuşmasını noktaladı.

Tarihi çarpıtanlara aynayı işaret eden Arıkan, "Kararın altında Filistin'de soykırım yaptığı tescillenen, 65 ülkede tutuklanması yönünde karar alınan soykırım suçlusu Netanyahu'nun imzası var. Çağımızın Hitler'ine hatırlatmakta fayda var; bizim ceddimiz size hiç benzemiyordu. Sizler Avrupa'da katledilirken size kucak açan devletimiz soykırımcı olsaydı bugün siz olmazdınız. Soykırım oldu dediğiniz 1915 yılında, ilk Cumhurbaşkanınız David Ben Gurion İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenciydi. Soykırımcı arıyorsan aynaya bak" dedi.

Kaynak: ANKA