Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, sosyal medya hesabından enflasyon verileri üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını sert bir dille eleştirdi.
Ağıralioğlu, "Enflasyon düşüyor, diyorlar. Peki, milletimizin hayatı ucuzluyor mu? Vatandaşımız pazara çıktığında, markete girdiğinde, ay sonunda faturalarını ödemeye çalıştığında bu düşüşü hissedebiliyor mu? Biz ekonomiyi yalnızca açıklanan rakamlardan, çizilen grafiklerden değil, milletimizin sofrasından konuşmak mecburiyetindeyiz. TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 29,77 olarak açıklıyor. ENAG ise yüzde 45,12 diyor. İki hesap arasında 15 puandan fazla fark var. Gıdada fiyat artışı yüzde 27,73, konutta yüzde 40,24, ulaştırmada yüzde 36,39. TÜRK-İŞ'in açıkladığı açlık sınırı 38 bin lirayı, yoksulluk sınırı 123 bin lirayı aşmış" ifadelerini kullandı.
"Enflasyonun Düşmesi Başka, Hayat Pahalılığının Sona Ermesi Başkadır"
Hangi emeklinin veya asgari ücretlinin bu rakamlar karşısında rahat nefes alabildiğini soran Ağıralioğlu, Türkiye'nin Eylül 2026 verilerine göre karşılaştırılan 37 Avrupa ülkesi arasında en yüksek enflasyona sahip ülke konumunda olduğuna dikkat çekti.
Enflasyon ile hayat pahalılığı arasındaki farka vurgu yapan Ağıralioğlu şunları kaydetti:
"Elbette enflasyonun düşmesini isteriz. Elbette fiyat artışlarının yavaşlaması önemlidir. Ancak şunu birbirinden ayırmak zorundayız: Enflasyonun düşmesi başka, hayat pahalılığının sona ermesi başkadır. Dün 100 liraya aldığını bugün 130 liraya alan vatandaşımıza, 'merak etme, artık daha yavaş pahalanıyor' diyerek ekonominin düzeldiğini anlatamazsınız. Milletimizin ihtiyacı, pahalılığın hızının düşmesinden ibaret değildir. Milletimizin ihtiyacı, kazandığı parayla insanca yaşayabilmektir."
"Milletin Sofrası Büyümüyorsa Ekonomide Başarı Yoktur"
Üreticinin maliyet altında ezildiği, esnafın siftah yapmakta zorlandığı bir düzende sadece enflasyon grafiğine bakarak başarı ilan edilemeyeceğini belirten Ağıralioğlu açıklamalarını şöyle tamamladı:
"Siz bütün bunları görmezden gelip yalnızca enflasyon grafiğinin aşağı yönünü göstererek başarı ilan edemezsiniz. Bir ekonominin başarısı, yalnızca enflasyonun kaç puan düştüğüyle değil, milletin hayatının ne kadar iyileştiğiyle ölçülür. Siz rakamları düzelttik diyebilirsiniz. Ama milletimizin sofrasındaki eksilmeyi, cebindeki daralmayı, evindeki geçim sıkıntısını rakamların arkasına saklayamazsınız. Bizim ölçümüz bellidir: Milletin sofrası büyümüyorsa, vatandaşın alım gücü artmıyorsa, ekonomide başarıdan söz edilemez."





