Çeşitli programlara katılmak üzere Malatya'ya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Malatya Valisi Seddar Yavuz ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ile birlikte Zeynel Abidin Vakfı'nı ziyaret etti. Vakıf bünyesinde düzenlenen lokma dağıtım programına katılan Bakan Tekin; deyişleri dinledi, semah gösterisini izledi ve toplumsal birlik ile anayasal eşit vatandaşlık konularına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Tekin, konuşmasında Türkiye'nin demokratikleşme süreci, inanç özgürlüğü ve Alevi-Bektaşi kültürüne yönelik eğitim çalışmaları konularına dikkat çekti.
"Eşit Vatandaşlık İlkesi Olmadan Demokrasi Güçlenmez"
Türkiye'de geçmiş dönemlerde yaşanan vesayet müdahalelerinin toplumsal birlik üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Bakan Tekin, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanmasının şart olduğunu vurguladı.
Tekin, "Vesayetin 10 yıllık periyotlarla demokrasiye müdahale ettiği, toplumsal ve milli birliğimizi sağlayamadığımız için topyekûn bir şekilde demokrasiye sahip çıkamadığımız, bölünmüş bir Türkiye ile karşı karşıyaydık. Devletin anayasal vatandaşlık bağlamında eşitlik ilkesini gözetmeksizin bazı insanları daha eşit, bazılarını daha az eşit kabul eden bir anlayışla hareket etmesi, o ülkede demokrasiyi güçlendirmez, milli birliği garanti altına almaz" dedi.
"1990'lı Yıllarda Hak Mahrumiyetleri Yaşandı"
90'lı yıllardaki toplumsal sorunlara değinen Bakan Tekin, devletin tüm vatandaşlarına eşit mesafede yaklaşmasının toplumsal barışın temeli olduğunu ifade etti.
Tekin, "1990'lı yılların Türkiye'sinde Kürtler, Aleviler, Sünniler herkes en temel hak ve hürriyetlerini yaşamaktan mahrum edilmiş durumdaydı. Eğer bir ülkede milli birliği teminat altına alacaksanız, bir ülkede demokrasiyi güçlendirecekseniz önce anayasal eşitlik temelinde vatandaşlık haklarını herkese eşit bir biçimde sunmanız gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
"Maarif Modelinin Odağına Milli Birliği Koyduk"
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin hazırlanma sürecinde anayasal eşit vatandaşlık ve kardeşlik ilkelerine öncelik verdiklerini dile getiren Bakan Tekin, müfredatın Alevi dedelerinin de katıldığı sempozyum ve çalıştaylarla desteklendiğini belirtti.
Tekin, "Önce milletin arasına yıllar içerisinde sokulmuş nifak tohumlarını bir atmamız lazım. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatının odağında milli birliğimizi, kardeşliğimizi ve anayasal eşit vatandaşlık temelinde çocuklarımızı, gençlerimizi yetiştirmek var" ifadelerini kullandı.
"Alevi-Bektaşi Kültürü İçin 13 Eğitim Modülü Hazırladık"
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen yeni eğitim paketinin ayrıntılarını paylaşan Bakan Tekin, hayat boyu öğrenme kapsamında 13 eğitim modülü hazırlandığını duyurdu.
Modüllerin 8 tanesinin 13 yaş üzeri bireyler, 4 tanesinin 7-13 yaş arası çocuklar ve 1 tanesinin de eğitmenler için tasarlandığını kaydeden Tekin, "13 yaş üzerindeki bireyler için hazırlanan eğitimlerde Alevilik ve Bektaşilikte temel esaslar, yol ve erkân, tarih, toplumsal kurumlar, Alevi-Bektaşi edebiyatı, ocaklar ve dergâhlar, hak âşıkları ve ulu ozanlar ile Alevi-Bektaşi müziği konuları ele alınıyor. Çocuklar için hazırlanan içeriklerde ise edebiyat, sanat, semah, temel kavramlar ve değerler yer alıyor" diyerek yeni modüllerin bu yıl itibarıyla Türkiye genelinde uygulanmaya başlandığını söyledi.
"Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Devrim Niteliğindedir"
2022 yılında kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının tarihi bir adım olduğunu vurgulayan Tekin, "Bu gerçekten yüzlerce yıllık yaşanmışlıklar açısından devrim niteliğinde bir karardı. Onlar çalışmalarını yürütüyorlar, biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu konuda üzerimize düşeni yapmak için çaba gösteriyoruz" şeklinde konuştu.
"Birlik ve Beraberliğe Her Zamankinden Fazla İhtiyacımız Var"
Milli birlik adımlarının zaman zaman sabote edilmek istendiğine dikkat çeken Bakan Tekin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Türkiye'nin şu anda birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Milli birliğimizi tesis etmek için herkesin üstüne düşen görevler var. Siyasetçiler, devlet adamları, vatandaşlar, din adamları, imamlar, dedeler, zakirler ve sivil toplum örgütleri olarak herkes sorumluluk almalıdır."




