Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda fon krizine ilişkin düzenleme, iktidar ve muhalefet arasında sert tartışmalara neden oldu. YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, düzenlemenin yatırımcıların mağduriyetini artıracağını savunarak, “Türkiye çok derin bir devlet kriziyle karşı karşıyadır” dedi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul gündemine geçilmeden önce grup başkanvekilleri güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fon krizinde denetim sorumluluğu, yatırımcıların zararlarının karşılanması, kamu görevlilerine yönelik soruşturmalar ve gece yarısı verilen kanun teklifi önergesi tartışmaların odağında yer aldı.

Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ve beraberindeki heyet de TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile birlikte Genel Kurul çalışmalarını kordiplomatik locasından bir süre takip etti.

Günaydın: “Türkiye çok derin bir devlet kriziyle karşı karşıya”

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, fon krizinin yalnızca ekonomik boyutuyla değerlendirilemeyeceğini belirterek, yaşananların devlet kurumlarına yönelik güveni de sarstığını savundu.

Günaydın, “Türkiye çok derin bir devlet kriziyle karşı karşıyadır. Mesele yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanabilecek bir soygundan ibaret değildir. Soygunun boyutu çok büyüktür ama ona eşlik eden bir devlet krizi vardır” dedi.

Fon krizinin boyutunun 840 milyar liraya, yaklaşık 20 milyar dolara ulaştığını ve 450 bin yatırımcının mağdur olduğunu söyleyen Günaydın, 17 Eylül'den bu yana borsada 5,5 trilyon liralık kayıp yaşandığını ifade etti.

AYM'den Eylem Yasağı Hakkında İhlal Kararı: İdarenin Somut Gerekçe Sunması Şart
AYM'den Eylem Yasağı Hakkında İhlal Kararı: İdarenin Somut Gerekçe Sunması Şart
İçeriği Görüntüle

Yaşananların sanayi üretim kapasitesini ve yatırım gücünü düşürdüğünü, piyasalara duyulan güveni sarstığını belirten Günaydın, şu ifadeleri kullandı:

“Asrın soygunu sırasında ağır yaralanan yurttaş dün gece TBMM'de öldürüldü. Bu kadar açık söylüyorum, ağır yaralı kurtulmuştu soygundan, dün gece öldürüldü. Dün gece hepimiz aslında öldük, hepimiz ağır yaralandık.”

“İktidar milletvekilleri düzenlemenin mali hacmini bilmiyor”

Günaydın, fon krizine ilişkin düzenlemenin etki değerlendirmesi yapılmadan Meclis'e getirildiğini savundu. İktidar milletvekillerinin de düzenlemenin kaç kişiyi ve ne kadarlık mali hacmi ilgilendirdiğini bilmediğini ileri sürdü.

Yatırımcıların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çeken Günaydın, emekli bir yurttaşın kendisine gönderdiği mesajı şöyle aktardı:

“Emekli oldum. Şu kadar para aldım. Bu parayla bir artı bir ev alabilmem bile mümkün değildi. Fona yatırdım ki, belki para kazanırım da ev alırım. Şu anda kiradaki evim yanıyor, çoluğum çocuğum aç.”

Günaydın'dan Merrill Lynch iddiası: “8 milyar lira götürdü”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in İngiliz vatandaşlığına ve geçmişte Merrill Lynch'te çalışmış olmasına değinen Günaydın, şirketin fon krizindeki rolüne ilişkin iddialarda bulundu.

Merrill Lynch'in 8 milyar lira götürdüğünü ileri süren Günaydın, şirketin Türkiye'de Destek Faktoring, Özata Denizcilik, Katılımevim, Odine ve Peker GYO ile çalıştığını söyledi.

Söz konusu şirketlerin fonlarının değer kazanması ve Merrill Lynch'in alım satım zamanlamasına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu savunan Günaydın, şöyle konuştu:

“Vatandaş içeride kitli kalırken Merrill Lynch haberi alıyor, tam zamanında çıkıyor. Peki, arkadaşlar benim merak ettiğimi siz bir kere daha merak etmiyor musunuz? Vatandaşın duyamadığını, memleketin vatandaşının, yurttaşının Türkiye'de duyamadığını Merrill Lynch İngiltere'den, Amerika'dan o uzun kulağıyla nasıl duyuyor?”

Günaydın, milletvekillerine yönelik eleştirisini de şu sözlerle sürdürdü:

“Üzülen insan burada irade koyar. Üzülen insan suçluyu suçsuzdan ayırır, vatandaşın aleyhine olacak kanuni düzenlemelere vicdanını evde bırakarak el kaldırmaz.”

Gül: “Fon krizinde kim suçluysa hesap sorulacak”

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, fon krizine ilişkin soruşturmaların sürdüğünü belirterek, sorumluluğu bulunan herkesin hesap vereceğini söyledi.

Gül, milletin malına haksız yere el konulmasına karşı mücadele ettiklerini ifade ederek, “Hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak bu haksız kazançları yapan her kimse adli mercilerin soruşturmaları neticesinde hesapları sorulacaktır” dedi.

Günaydın'ın fon krizine ilişkin listenin açıklanması çağrısına yanıt veren Gül, soruşturmanın savcılık tarafından sürdürüldüğünü belirterek, “Yaklaşımımız, kim olursa olsun bu suçluların sonuna kadar hesap vermesi hususu yakın takibimizdir” ifadelerini kullandı.

“Tüm faillerin üzerine gidilecek”

Soruşturmaların henüz tamamlanmadığını vurgulayan Gül, gözaltı işlemlerinin devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Bugün de yine gözaltılar oldu. Bugün de yine soruşturma anlamında atılan adımlar var, bu bitmiş bir süreç değil. Bugün gerek Cumhurbaşkanımızın talimatıyla DDK gerek adli makamlarımız gerek bakanlıklarımız bu konuda soruşturmayı sürdürüyor. Tüm soruşturmalar devam ettikçe, işte bugün de görüyoruz, kamuoyu da biliyor, tüm faillerin üzerine gidilerek tüm bu işi yapanlardan hesabın sorulması bizim temel yaklaşımımızdır.”

Gül, fon krizinde yanlış yapanların siyasi veya idari konumuna bakılmaksızın hesap vermesi gerektiğini belirterek, “Biz, hiç kimse üç beş kuruş para kazanacak diye milletin dualarıyla kurulmuş, milletin dualarıyla yol yürümüş bir hareket olarak bu işte yanlış yapan her kimse gözünün yaşına bakmayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve AK Parti'ye kimsenin yük olmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Gül, “Kim yanlış yaparsa, kimin yanlış yaptığı tespit olduysa bunun karşısında dururuz” ifadelerini kullandı.

“Herhangi bir kişinin üzerinin örtülmesine izin vermeyiz”

Günaydın'ın, Hayati Yazıcı'nın oğluna ilişkin sorusuna da yanıt veren Gül, soruşturmaların devam ettiğini belirtti.

Gül, “Bitmiş bir soruşturma olsa hep beraber ben de size katılırım ama devam eden bir soruşturma var, eksik bir şey oldu; bir kişinin üzeri kapatıldı, ona asla izin vermeyiz, AK Parti de izin vermez, hükûmetimiz de izin vermez, Sayın Cumhurbaşkanımız izin vermez. Yanlışa yanlış, doğruya doğru deriz biz” dedi.

Sivil toplumdan ve kamuoyundan gelen eleştirilerin önemine de değinen Gül, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yaklaşık iki yıl önce yaptığı çağrılar ve verdiği desteğin Türkiye tarihinde unutulmayacağını söyledi.

Gül, Bahçeli'nin çağrılarını çok önemli bulduklarını ifade ederek, süreci devlet aklı, millet vicdanı ve devlet ciddiyetiyle başarıya ulaştırmaya kararlı olduklarını belirtti.

“Her samimi ikaz bizim için çok kıymetlidir”

Sivil toplumdan gelen uyarı ve eleştirileri önemsediklerini belirten Gül, şöyle konuştu:

“Bizim anlayışımız, Hazreti Ömer'e 'Yanlış yaparsam ne yaparsınız?' diye sorduğunda 'Sizi doğrulturuz' diyen bir anlayış. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımız da dün söyledi, iyiliği emretme, kötülükten sakındırma yolunda her türlü uyarı, ikaz için biz memnun oluruz.”

Adli ve idari soruşturmaların sürdüğünü belirten Gül, “Bu soruşturmalar neticesinde her kim suçlu çıkarsa, nerede, hangi mevkide, hangi makamda, hangi partide, hangi unvanda olursa olsun bunun yakasına ilk yapışacak olan bizleriz” dedi.

Soruşturmalarda herhangi bir kişiye yakınlığı nedeniyle ayrıcalık tanınmasına karşı olduklarını söyleyen Gül, “Gerek adli gerek idari mercilerde bir kişiye ayrımcılık, ayrıcalık, 'Şu şuna yakın, bu buna yakın' diye yapılıyorsa milletimizin de Gazi Meclisimizin de hakkı, anasının ak sütü olan millî irade onun yakasına yapışacaktır. Hiçbir şekilde hakkımızı, peşinen söylüyorum, helal etmeyiz. Kim yaptıysa yakasına soruşturmalarda adli, idari yapışılacak” ifadelerini kullandı.

Koçyiğit: “Fon vurgununu kim yaptı, liste neden açıklanmıyor?”

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, fon krizinin araştırılması için Meclis araştırma komisyonu kurulması yönündeki taleplerine iktidarın olumlu yanıt vermediğini söyledi.

Koçyiğit, sürecin yalnızca yürütme tarafından oluşturulacak bir kurul aracılığıyla yürütülmesini eleştirerek, milletvekillerinin denetim görevini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

“Özellikle, ısrarlı 'Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulsun' taleplerimize hâlihazırda iktidarın olumlu bir yanıtı yok. Özellikle, süreci Meclis'ten kaçırmaya çalışan, milletvekillerinden ve kamuoyundan kaçırmaya çalışan bir anlayış olduğunu görüyoruz” dedi.

Fon krizine ilişkin yasa teklifinin yalnızca tasfiye ve yatırımcılara ödeme yapılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Koçyiğit, sistemdeki yapısal sorunların da giderilmesini istedi.

“Gönüllü iade sistemi kabul edilemez”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in denetim açıklarına ve gönüllü iade sistemine ilişkin açıklamalarını eleştiren Koçyiğit, hangi önlemlerin alındığının açıklanmasını istedi.

Koçyiğit, şunları söyledi:

“'Gönüllü iade sistemi' diye bir şeyden bahsediyor. 'Biz hesaplar, IBAN'lar oluşturduk, burada hesaplar var. Tabii ki öncelikle gönüllü iadeyi esas alıyoruz. Gönüllü iade olmazsa o zaman Adalet Bakanlığı eliyle de harekete geçeceğiz' diyor. Şimdi, bunun da kabul edilebilir olmadığını ifade edelim. Daha önce vardı; bir markette 1 kilo baklava çalan çocuğa yıllarca hapis cezası veren sistemin kendisi şimdi fon vurgunuyla halkın parasını çalmış insanlara 'Ya, parayı gönüllü getir, iade et; biz de sana bir şey demeyelim ve helalleşelim' diyor.”

Fonların TEFAS üzerinden geniş halk kesimlerine açılmasının risklerine ilişkin değerlendirmelere de değinen Koçyiğit, manipülasyondan kazanç sağlayanların yargılanıp yargılanmayacağını sordu.

Koçyiğit, “Manipülasyondan kazanç sağlayanlar ne olacak? Bunlar adli süreçte yargılanacaklar mı? Yapısal olan bu sorun giderilecek mi? Gerçek anlamda şeffaf bir süreç yürütülecek mi? Bu listede kim var? Bu fon vurgununu kim yaptı? Neden liste hâlâ açıklanmıyor?” diye konuştu.

Koçyiğit ayrıca, Hükümet ve adli birimlerin fon krizini organize edenleri yalnızca bireysel failler olarak mı yoksa bir organizasyonun veya suç örgütünün parçası olarak mı değerlendireceğinin açıklanmasını istedi.

Poyraz: “455 bin yatırımcı perişan oldu”

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, fon krizine ilişkin kamu kaynaklarının kullanılmayacağı yönündeki açıklamaların, asıl sorumluların göz ardı edilmesine neden olabileceğini savundu.

Poyraz, denetim ve gözetim görevini yerine getirmesi gereken kamu kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Bu 'kamu kaynaklarının kullanılmayacağı' ifadesi üzerine de bu konuya ilişkin vatandaşın yüreğine su serptiklerini zannediyorlar ama aslında bunun arkasında bu süreci gözetlemek, denetlemek ve gerektiğinde müdahale etmek zorunda olanların, daha doğrusu görevi bu olanların, bu ortaya çıkan zararlara ilişkin onlara rücu edilmesini baypas eden, engelleyen bir hadise bu.”

455 bin yatırımcının mağdur olduğunu belirten Poyraz, denetimden sorumlu kamu görevlilerine ilişkin henüz herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi.

Poyraz, “Kamu görevlilerine ilişkin hâlâ görevden el çektirme, personelin emrini alma ya da onlarla ilgili soruşturmaya dâhil etme eylemine geçilmedi, bununla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nun süreci ve ön raporu bekleniyor” dedi.

Türeli: “Gece yarısı önergesiine ilişkin sorular yanıtsız kaldı”

CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, kanun teklifinin görüşmeleri sırasında gece yarısı verilen önergenin ciddi tartışmalara neden olduğunu belirtti.

Türeli, “Dün akşamki tartışmalarda sorduğumuz hiçbir soruya cevap alamadık, konu hâlâ netleşmiş değil” dedi.

Meclis İçtüzüğü'nde düzenlenen çalışma sisteminin yanlış uygulandığını savunan Türeli, tali komisyonların çalıştırılmadığını ve ihtisas komisyonlarında görüşülmeyen konuların Genel Kurul'a getirildiğini söyledi.

Teklifin Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşüldüğünü, ancak Adalet Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji Komisyonunun devreye girmediğini belirten Türeli, şöyle konuştu:

“Bunun içinde çok ciddi hukuki süreçler var, itirazlar var. Yarın ciddi bir yargılama konusu, mahkemelere gidecek, ciddi bir mahkeme iş yükü olacak mahkemelerde. Adalet Komisyonu bunu görüşseydi. Buna ilişkin, burada verilmiş olan hazırlanan bu çerçeve üzerine fikirler söylenmiş olsaydı bugün aslında tartıştığımız birçok şeyi belki tartışmazdık.”

İktidarın muhalefetin görüşlerine önem vermediğini savunan Türeli, “Burası kimsenin babasının çiftliği değil. Demokratik ülkelerde iktidar kadar muhalefet de vardır ve muhalefetin hakları da İç Tüzük'te düzenlenmiştir ayrıntılı bir biçimde. Biz de burada katkı yapmak istiyoruz, ülkeyi ilgilendiren her soruna katkıda bulunmak istiyoruz, çözüm yollarını söylüyoruz” dedi.

Özdağ: “Mehmet Uçum haddini çok aştı”

Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ ise Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un seçim tarihi ve anayasa değişikliğine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.

Uçum'un seçimlerin Nisan 2028'de yapılacağı ve anayasa değişikliği için 1 Ekim 2028 tarihine işaret ettiği yönündeki açıklamalarını eleştiren Özdağ, bu yaklaşımın parlamentonun yetki alanına müdahale olduğunu savundu.

Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Mehmet Uçum diye bir isim var, herhâlde tanıyorsunuzdur bu ismi. Bu isim Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve zaman zaman Anayasa değişikliği hakkında konuşuyor kendisi, zaman zaman seçimler hakkında konuşuyor. En son da dedi ki 'Seçimler Nisan 2028'de yapılacak.' Ve bu şahıs Parlamentonun önüne kendisini koyuyor.”

Özdağ, Uçum'un anayasa değişikliği sürecinde Millî Güvenlik Kurulu kararlarına atıfta bulunmasını da eleştirerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Cumhurbaşkanı, siz parti Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçerken bu parlamentonun çok güçlü olacağını söylemiştiniz; yok, Mehmet Uçum güçlüymüş yani bir Başdanışman güçlüymüş demek ki. Mehmet Uçum haddini çok aştı, aşırı derecede aşıyor. Ben buradan milletime diyorum ki bunlar parlamento falan tanımıyorlar. Tanıdıkları bir kişi var, o da Mehmet Uçum. Anladım ki Mehmet Uçum bunları yönetiyor.”

Haber Etiketleri: Fon krizi, TBMM, Gökhan Günaydın, Abdulhamit Gül, YENİ Parti

Kaynak: ANKA