Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul Valiliği’nin 1-10 Mart 2020 tarihleri arasında Suriye'deki Bahar Kalkanı Harekatı'nı eleştiren veya sona erdirilmesini amaçlayan tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamasına ilişkin yapılan bireysel başvuruyu karara bağladı. DİSK'e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası yöneticisi Erdoğan Demir’in yaptığı başvuruda Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Başvurucuya net 5 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmeden AYM, kararın bir örneğini Adalet Bakanlığı’na ve İstanbul 10. İdare Mahkemesi’ne gönderdi.
"İdare, Güvenlik Kaygılarını Somutlaştırmadı"
Yüksek Mahkeme’nin gerekçeli kararında, il idaresi ve toplantı yürüyüşleri kanunları kapsamında yasaklama yapılabilmesi için kamu düzenine yönelik ciddi emarelerin veya açık ve yakın bir tehlikenin bulunması gerektiği vurgulandı.
Valiliğin yasaklama kararındaki soyut ifadelere dikkat çekilen gerekçede, idarenin güvenlik kaygılarını somut bilgi ve belgelerle destekleyemediği kaydedildi. Kararda, "İdarenin, güvenlik kaygılarını somutlaştıracak spesifik, nesnel ve yeterli bir gerekçe sunmadığı sonucuna ulaşılmıştır" denildi.
"Rahatsız Edici Düşünceler de İfade Edilebilir"
Demokratik toplumlarda farklı görüşlerin ifade özgürlüğü güvencesine değinen Anayasa Mahkemesi, karar gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:
"Toplumun genelinin veya devlet politikalarını benimseyen bazı kesimlerin görüşleriyle çelişen, onları rahatsız eden veya endişelendiren düşünceler ve öneriler bakımından dahi bu düşüncelerin kolektif biçimde ifade edilmesine imkan tanınmalıdır. Koruma ve güvence, yalnızca toplum tarafından kabul gören düşünceler için değil, aynı zamanda kaba, şok edici veya rahatsız edici açıklamalar için de geçerlidir."
"Muhtemel Riskler Nedeniyle Yasaklama Yeterli Kabul Edilemez"
Eylemlerin doğrudan yasaklanması yerine daha hafif ve alternatif tedbirlerin değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden AYM, kamu düzeni gerekçesiyle hakların öngörülemez biçimde sınırlandırılamayacağını vurguladı.
Yasaklama kararını hukuka uygun bulan idare mahkemesi kararlarının da demokratik toplum düzeninin gereklerini karşılamadığını belirten Yüksek Mahkeme, müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca dayanmadığını kaydederek ihlal kararı verdi.





