Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında Türkiye'deki basın hürriyeti ve ifade özgürlüğüne ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesinin ardından iktidarın önceliğinin denetlenmekten kaçınmak ve iktidarda kalmak olduğunu savundu.
Anayasa'nın 28'inci maddesindeki "Basın hürdür, sansür edilemez" hükmünü hatırlatan Özdağ, devletin vatandaşlarına karşı anayasal yükümlülükleri olduğunu belirtti. Son yıllarda yaşanan kısıtlamaların 28 Şubat dönemini aratır hale geldiğini öne süren Özdağ, muhalif gazetecilerin baskılarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
"Başörtüsü Yasağına Karşı Çıktığım İçin 3 Kez Uzaklaştırıldım"
Geçmişte yaşanan hak ihlallerine ve kendi mücadelesine değinen Özdağ, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde ödediği bedelleri anlattı.
Özdağ, "Başörtüsü yasağına karşı çıktığım, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkından mahrum edilemeyeceğini savunduğum için görev yaptığım üniversiteden üç kere uzaklaştırıldım. Mazlumun ve ezilenlerin yanında oldum. O dönemde mahkemelerde yargılandım ve beraat ederek üniversiteye tekrar dönebildim. Sayın Cumhurbaşkanı da o dönemin baskılara maruz kalan isimlerinden biriydi" dedi.
"O Dönemde Muhalif Siyasetçiler Ana Akım Medyada Yer Bulabiliyordu"
28 Şubat dönemindeki basın ortamı ile günümüzü kıyaslayan Selçuk Özdağ, o yıllardaki baskılara rağmen muhalif seslerin medyada yer bulabildiğini dile getirdi.
Özdağ, "O dönemin onca baskı ve hukuksuzluklarına rağmen muhalif siyasetçiler ve yazarlar ana akım medyada kendilerine yer bulabiliyorlardı. Sayın Erdoğan o dönemde ana akım medyada programlara katılabiliyor, kendisine yöneltilen her türlü eleştiriye cevap verebiliyordu. Şimdi dönsünler de o dönemlerde kendilerine ne kadar hoşgörülü davranıldığına şöyle bir baksınlar" ifadelerini kullandı.
"Şu Son Süreçte Yaşadıklarımız 28 Şubat Dönemini Hatırlatır"
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında yaşanan süreçlerin geçmişteki baskı ortamlarını aratmadığını belirten Özdağ, iktidarın medya tutumunu eleştirdi.
28 Şubat'ın mağdurlarının bugün farklı bir konumda olduğunu savunan Özdağ, "Sayın Erdoğan 'kirli manşetlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik' diyordu. Peki, bugün kendisi ne yapıyor? Kendi iktidarı medyaya karşı nasıl davranıyor? 28 Şubat'ın mağduru olan kendisi, bugünün mağruru olarak karşımızda duruyor" şeklinde konuştu.
"Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 163'üncü Sırada"
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün 2026 verilerini paylaşan Özdağ, ulusal medyanın büyük bir bölümünün tek bir merkezden şekillendiğini iddia etti.
Özdağ, "2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre Türkiye 180 ülke arasında 163. sırada yer alıyor. Ülkemiz bir önceki yıl 159. sıradayken dört basamak daha gerilemiştir. Türkiye'de ulusal medyanın yüzde 90'ı iktidarın kontrolündedir veya iktidarı desteklemektedir. Böyle bir medya yapılanması ortadayken herhangi bir muhalif siyasetçinin ana akım medyada kendine yer bulabilmesinin mümkünü var mı?" diyerek sözlerini tamamladı.





