Gerekçeli kararda, Kahramanmaraş Belediyesi'nde görev yapan dönemin imar müdürleri, müdür yardımcıları ve mimarlarının imar planına aykırı ruhsatlandırma ile denetim süreçlerindeki ihlalleri tek tek sıralandı. Mahkeme heyeti, 115 kişinin öldüğü ve 10 kişinin yaralandığı faciada müteahhitler Mesut Başkır ve Özcan Çakmak'a 'iyi hal' indirimiyle 15 yıl 6'şar ay hapis cezası verirken, 15 sanık hakkında beraat, 6 kamu görevlisi hakkında ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verdi.
"Gerekçeli Kararda Açık Bir Çelişki Vardır"
ANKA Haber Ajansı’na konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, karardaki çelişkiye vurgu yaptı. Kararın giriş bölümünde suç tarihinin 6 Şubat 2023 olarak yer aldığını hatırlatan Sözüer, kamu görevlileri için 1998-2004 yılları arasındaki işlem tarihlerinin esas alınarak davanın düşürülmesini eleştirdi.
Prof. Dr. Sözüer, eylemlerin yalnızca 'görevi kötüye kullanma' olarak nitelendirilemeyeceğini, ölüm neticesinin gerçekleştiği tarihin esas alınması gerektiğini savunarak, "Eğer suç bilinçli taksirle öldürme veya yaralama olarak kabul edilecekse, suç neticenin gerçekleştiği 6 Şubat 2023'te tamamlanır ve zamanaşımı da bu tarihten başlar" ifadelerini kullandı.
"Asıl Sorun Sorumluluğun Hangi Suçtan Kurulduğu"
Deprem davalarında temel sorunun zamanaşımı kuralından ziyade suçun niteleme şekli olduğunu belirten Sözüer, mevzuata aykırı ruhsat veren, yıkım kararlarını uygulamayan veya denetimsizlik yapan kamu görevlilerinin sorumluluğunun 'öldürme ve yaralama' suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Deprem riski taşıyan kentlerde kural dışı yapılaşmaya göz yuman yetkililerin neticelerden sorumlu tutulması gerektiğini kaydetti.
Sözüer, yargılama süreçlerinin toplumdaki cezasızlık algısını büyüttüğüne de dikkat çekerek, devletin deprem mağduru aileler için özel bir kanun çıkararak mağduriyetleri gidermesi gerektiğini söyledi.




