Bir kentin hikâyesi yalnızca sokaklarında değil, mutfağında, hafızasında ve anlattığı öykülerde saklı kalıyor. Bu derin anlayışla yola çıkan Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), bu yıl Kars'ta sinema ile gastronomiyi aynı zeminde buluşturarak sanatsal bir köprü kuruyor. Festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün; Kars'ın festival rotasına nasıl dahil olduğunu, yerel kültürün programa nasıl yön verdiğini ve sinema ile mutfağın ortak köklerini ANKA Haber Ajansı'na özel açıklamalarla anlattı.
Festivalin Urla, Londra ve Çeşme'den sonra Kars'a uzanmasını düz bir çizgi olarak görmediklerini belirten Ergün, kültürün haritalardaki yön duygusuna sadık kalmadığını vurguladı. Bir tarifin sınırı geçtiğini, bir ezginin başka bir dilde yaşadığını söyleyen Ergün, Kars'ın yüzyıllardır kültürel temasın yaşandığı çok özel bir coğrafya olduğunu ifade etti.
Kars'ı sadece ne ürettiği üzerinden değil, "nasıl ürettiği" üzerinden ele aldıklarını aktaran ünlü direktör, peynirin, balın ya da kaz kültürünün ardında iklimle kurulmuş köklü bir müzakere ve kuşaklar boyunca sınanmış büyük bir bilgi birikimi yattığına dikkat çekti. Hızın erdem sayıldığı modern dünyada Kars'ın, bazı şeylerin ancak bekleyerek ve sabırla mümkün olduğunu tüm dünyaya hatırlattığını ekledi.
"Biz Kars'ta Ev Sahibi Olmaya Çalışmıyoruz, Misafir Olduğumuzu Unutmuyoruz"
Hazırlık sürecinde yerel halkla kurdukları ilişkiye değinen Ergün, şehre dışarıdan gelip insanları sadece davet etmeyi gerçekçi bir iş birliği olarak görmediklerini belirtti. Kars'taki yerel üreticilerin, kadınların, gençlerin ve kültür insanlarının festivalin dışarısında değil, tam merkezinde yer aldığını söyleyen direktör, "Misafir olduğumuzu unutmadan birlikte bir şey kurmaya çalışıyoruz" diyerek yerel entegrasyonun önemini çizdi.
"Tanıtım" kelimesine her zaman mesafeli yaklaştıklarını aktaran Gülper Ergün, bir şehri sürekli tüketim nesnesine dönüştürmenin onu gerçekten görmeyi engellediğini savundu. Sinemanın bir yere bakış süremizi uzattığını belirten Ergün, Kars'ı sadece güzel görüntülerden oluşan bir destinasyon olarak sunmak yerine, şehirle izleyici arasında tüketim odaklı olmayan, kalıcı ve merak uyandıran derin bir bağ kurmayı hedeflediklerini açıkladı.
UGFF'nin gelecekteki rotaları arasında Amsterdam ve Barcelona gibi dünya metropollerinin yer aldığını müjdeleyen Ergün, büyüme kriterlerinin haritada çoğalmak değil, gittikleri her yeni şehirde festivalin ana fikrini zenginleştirebilmek olduğunu söyledi.
"Sinemayı ve Gastonomiyi Birbirine Bağlayan Şey Hikâye Değil, Seçimdir"
Gastronomi ve sinemanın ilk bakışta farklı disiplinler gibi görünse de insanın yaratıcılığını yansıtan ortak bir temele sahip olduğunu ifade eden Ergün, "Bir yönetmen kadrajın içine neyi alacağına karar verir. Bir mutfak da yüzyıllar boyunca benzer seçimlerle oluşur: Neyi saklayacağız, neyi paylaşacağız? İkisi de elindeki dünyayı olduğu gibi kabul etmiyor; onu dönüştürüyor" şeklinde konuştu.
Festival boyunca izleyicileri koltuklarına sabitleyen klasik bir yapıdan uzak durduklarını belirten Kurucu Direktör, asıl heyecan verici sürecin film bittikten sonra başladığını anlattı. Bir sahnenin insanın damağında çağrışımlar bırakmasını istediklerini ve festivalin zihinlerde yeni sorular açmasını hedeflediklerini vurguladı.
Kars edisyonunda da SineSınıf ve GastroSınıf buluşmalarının, profesyonellerle gençleri buluşturan atölyelerin, özel söyleşilerin ve tadım etkinliklerinin geniş yer tutacağını duyuran Gülper Ergün, ışıklar sönüp salonlar boşalsa bile zihne düşen soruların kendi yolculuğuna Kars sokaklarında devam edeceğini belirterek tüm sanat ve lezzetseverleri festivale davet etti.





