Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen tarihi NATO Ankara Zirvesi'nin ikinci gününde, küresel dengeleri yerinden oynatacak kritik gelişmeler yaşanıyor. Devlet ve hükümet başkanlarını "Kuzey Atlantik Konseyi Toplantısı"nda bir araya getirecek dev oturum öncesinde gazetecilerin karşısına geçen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'daki ilk günü "büyük bir başarı" olarak nitelendirdi. Alınan radikal kararlar ve açıklanan yeni stratejik girişimlerle ittifakın caydırıcılık kapasitesinin hiç olmadığı kadar güçlendiğini belirten Rutte, konuşmasının başında ev sahibi Türkiye'ye özel bir parantez açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Türk hükümetine ve Ankara halkına gösterdikleri muazzam ev sahipliği ve kusursuz organizasyon dolayısıyla teşekkürlerini sunan Genel Sekreter, geçtiğimiz yıl Lahey'de belirlenen sert hedeflerin Ankara'da tek tek uygulamaya geçirildiğini aktardı.
İlk gün düzenlenen NATO Savunma Sanayi Forumu kapsamında milyarlarca dolarlık yeni projelerin ve stratejik iş birliklerinin hayata geçirildiğini anımsatan Rutte, müttefik ülkelerin savunma bütçelerinde tarihi bir kırılma yaşandığını ifade etti. Rusya tehdidinin ve küresel istikrarsızlığın müttefikleri daha fazla sorumluluk almaya ittiğini belirten Genel Sekreter, bütçe ortaklığında gelinen son noktayı çarpıcı verilerle paylaştı.
"Yüzde 5 Hedefi Doğrultusunda Bu Yıl Zaten Yüzde 4'e Ulaştık"
İttifak üyesi ülkelerin savunmaya ayırdığı kaynakların muazzam bir hızla arttığına dikkat çeken Mark Rutte, "Yüzde 5 hedefi doğrultusunda, bu yıl zaten yüzde 4'e ulaştık ki bu gerçekten olağanüstü bir gelişmedir. Bu elbette yalnızca Başkan Donald Trump sayesinde olmadı. Rusya'dan kaynaklanan tehdit de bunun önemli nedenlerinden biridir. Ancak dürüst olmak gerekirse, Başkan Trump'ın Avrupa'daki müttefikleri ve Kanada'yı bunu yapmaları yönünde teşvik etmesi gerçekten yardımcı oldu ve bunun sonuçları görülüyor. Sonuç olarak çok daha güçlü bir NATO ve daha güçlü bir NATO'nun içinde çok daha güçlü bir Avrupa ortaya çıkıyor" şeklinde konuştu.
Ankara'daki büyük liderler zirvesinin ikinci gün oturumundaki stratejik beklentilerini de sıralayan Rutte, masadaki iki kritik dosyanın altını çizdi. Tüm müttefiklerin iki ana konuda ortak ve tavizsiz bir duruş sergilemesini beklediğini ifade eden Genel Sekreter, Orta Doğu ve deniz güvenliği üzerinden dünyaya net mesajlar gönderdi.
"İran'ın Hiçbir Zaman Nükleer Silah Kapasitesine Sahip Olmaması Gerektiğidir"
Ankara Zirvesi'nin sonuç bildirgesine girmesi beklenen hayati maddeleri sıralayan Rutte, "Bugün müttefiklerin iki konuyu açıkça teyit etmelerini bekliyorum. Birincisi, İran'ın hiçbir zaman nükleer silah kapasitesine sahip olmaması gerektiğidir. İkincisi ise seyrüsefer özgürlüğü ilkesidir. Hürmüz Boğazı'nın yeniden tamamen açık olması stratejik açıdan son derece önemlidir. Bu, 32 müttefikin tamamı için hayati öneme sahiptir. Bugün de müttefiklerin ortak şekilde Rusya'nın NATO topraklarına yönelik uzun vadeli tehdit olduğunu kabul etmelerini bekliyorum. Rusya'nın uzun vadeli tehdit olduğunun açıkça kayda geçirilmesini bekliyorum" ifadelerini kullandı.
Gazetecilerin bölgedeki sıcak çatışmalara ve askeri hareketliliğe yönelik sorularını da yanıtlayan Genel Sekreter Rutte, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin İran hedeflerine gerçekleştirdiği son bombardımanlara ve operasyonlara tam destek verdi. Washington'ın hamlesinin arkasında duran NATO lideri, sahadaki ateşkes ihlallerine işaret etti.
"ABD'nin İran'a Son Saldırıları Kesinlikle Gerekliydi"
Bölgesel gerilimi tırmandıran askeri hamleleri değerlendiren Rutte, "Bence bu kesinlikle gerekliydi. Çünkü bir ateşkes yürürlükteyken İran'ın esasen bu ateşkesi ihlal ettiğini görüyoruz. Dün gemilere yönelik saldırılarda neler yaşandığını gördük. Bu nedenle ABD'nin güçlü ve kararlı bir şekilde karşılık vermesi son derece önemlidir" dedi. İran'ın mevcut istikrarsızlaştırma politikasının bu askeri müdahaleyi kaçınılmaz kıldığını savunan Rutte, Beyaz Saray'ın transatlantik güvenliğine olan bağlılığından en ufak bir şüphe duymadıklarını, Washington'ın Avrupa'nın güvenliğini kendi öz ulusal çıkarı olarak gördüğünü hatırlattı.
Donald Trump'ın Amerikan askerlerini Avrupa kıtasından çekebileceği ve stratejik olarak Grönland'ı yeniden kontrol altına almak istediği yönündeki çok tartışılan iddialarına da açıklık getiren Genel Sekreter, bu spekülasyonların sahadaki realiteyle uyuşmadığını belirtti. ABD'nin müttefiklik taahhütlerinin sarsılmaz olduğunu söyleyen Rutte, durumun jeopolitik kazananını ve kaybedenini ilan etti.
"Bu Durum Putin Açısından Bir Kayıp, Başkan Trump Açısından Bir Kazançtır"
Trump'ın savunma politikalarını ve NATO vizyonunu savunan Mark Rutte, "Kendisi, ABD'nin NATO'ya bağlılığı konusunda tamamen kararlıdır. Bu konuda hiçbir şüphem yok. Ancak geçmişte olduğu gibi bugün de belli ölçüde bir beklenti vardı ve hala var. Buna rağmen ABD'nin NATO'ya bağlılığı kesindir. Çünkü NATO, ABD'nin kendi çıkarları açısından da gereklidir. Örneğin Rusya'nın nükleer denizaltılarının ABD kıyılarına ulaşmasını önlemek için NATO büyük önem taşımaktadır. Amerika'nın güvenliğini sürdürebilmesi için Atlantik'i, Avrupa'yı ve Arktik bölgesini güvence altına alması gerekir. Bu nedenle ABD'nin NATO'ya bağlılığı tamdır. Şimdi ise iyi haber şu ve bugünün en büyük kazanımı da budur: Bu durum Putin açısından bir kayıp, Başkan Trump açısından ise bir kazançtır. Çünkü Avrupalılar ve Kanadalılar tam da kendisinin uzun süredir talep ettiği şeyi yapıyorlar" dedi.
Zirvenin nihai hedefinin Ukrayna'ya yönelik kesintisiz lojistik, askeri ve finansal akışı korumak olduğunu vurgulayan Rutte, Kiev'e yönelik uzun vadeli taahhütlerin Ankara'da tazeleneceğini söyledi. Rusya lideri Vladimir Putin'e de net bir uyarı gönderen Genel Sekreter, NATO'nun tamamen bir savunma ittifakı olduğunu ancak üye ülkelerin topraklarının tek bir karışına dahi yapılacak tecavüze karşı 32 ülkenin ortak askeri güçle karşılık vereceğini hatırlattı. Liderler, zirvenin kalan kısmında bütçe paylaşımı, Orta Doğu denklemi ve yeni küresel güvenlik konseptini resmileştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kapalı oturuma geçiş yaptı.




