BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, eski Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin'in şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı. Savcılıkta verdiği ifadede suçlamaları reddeden Arı, yaptığı çalışmaların gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu belirtti.
Arı, hakkındaki iddialara ilişkin, “Kimsenin huzur ve sükûnunu bozma kastıyla hareket etmedim. Hakaret içeren herhangi bir paylaşımım da mevcut değildir. Yanıltıcı bir bilgi de paylaşmadım” ifadelerini kullandı.
Gazetecinin avukatları Taylan Arı, Hayati Küçük ve Kerem Altıparmak da suçlamaların hukuki unsurlarının oluşmadığını savunarak müvekkillerinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle soruşturulduğunu belirtti.
Savcılıkta fon soruşturmasına ilişkin paylaşım soruldu
İsmail Arı'ya savcılık ifadesinde, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan fon soruşturmasına ilişkin bir haberi sosyal medya hesabından paylaşıp paylaşmadığı soruldu.
Söz konusu haberin, fon soruşturmasında adı geçen ve yurt dışına kaçtığı iddia edilen eski bürokrat Osman Nacar ile eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in tanışıklığına ilişkin olduğu belirtildi.
Arı'ya ayrıca, böyle bir paylaşım yapmış olması durumunda Ebubekir Şahin'in fon soruşturmasıyla bağlantılı olduğuna ilişkin elinde herhangi bir belge bulunup bulunmadığı soruldu.
İsmail Arı, söz konusu paylaşımı yapıp yapmadığını hatırlamadığını, Ebubekir Şahin'in fon soruşturmasında adının geçip geçmediğini bilmediğini ve bu konuda haber hazırlamadığını ifade etti.
“Devlet tarafından korunan bir gazeteciyim”
Savcılık ifadesinde tehditler nedeniyle hakkında koruma kararı bulunduğunu belirten Arı, şunları söyledi:
“Halen aldığım tehditler nedeni ile Ankara Valiliği'nin hakkımda koruma kararı vardır. Yani devlet tarafından korunan bir gazeteciyim. Anayasa ile güvence altına alınan gazetecilik faaliyetim dışında hiçbir işim yoktur.”
Aynı konuyla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen dosya kapsamında daha önce ifadeye çağrıldığını anlatan Arı, sürecin ardından dosyanın Ankara'ya gönderildiğini belirtti.
“İfade vermeye kendim gittim, buna rağmen gözaltına alındım”
İsmail Arı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasından gönderilen talimat doğrultusunda Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından ifadeye çağrıldığını söyledi.
Bir polis memurunun kendisini şahsi telefonundan aradığını belirten Arı, daha sonra aynı polis memurunun izinli olduğunu bildirerek ifade için bir hafta sonra gelmesini istediğini aktardı.
Arı, süreci şu sözlerle anlattı:
“Beni şahsi telefonumdan polis memuru aradı. Daha sonra ben ifade vermeye gidecektim. Bana mesaj atarak 'Ben 1 hafta izinliyim, 1 hafta sonra gel' dedi. Tüm bu süreçlere avukatım da şahittir.”
Dosyanın daha sonra nasıl Ankara'ya geldiğini bilmediğini söyleyen Arı, Ankara Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki polislerin kendisini araması üzerine ifade vermeye gittiğini ifade etti.
Arı, “Gözaltına alınmamı gerektiren herhangi bir durum da söz konusu değildi. Buna rağmen gözaltına alındım” dedi.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçunun unsurları oluşmadı”
Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Arı, kimseye yönelik hakaret, tehdit veya huzur bozma amacıyla hareket etmediğini söyledi.
Arı, savunmasında şu ifadelere yer verdi:
“Kimsenin huzur ve sükûnunu bozma kastıyla hareket etmedim. Hakaret içeren herhangi bir paylaşımım da mevcut değildir. Yanıltıcı bir bilgi de paylaşmadım. Zaten yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun unsurları da oluşmamıştır. Halkı kesinlikle galeyana getirecek, kışkırtacak bir eylemim yoktur.”
Yedi yıldır gazetecilik yaptığını belirten Arı, mesleğinin temel amacının kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu vurguladı.
Hakkında daha önce çok sayıda soruşturma açıldığını ancak bunların büyük bölümünde takipsizlik kararı verildiğini söyleyen Arı, “Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Hakkımda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini talep ediyorum” dedi.
Avukat Taylan Arı: “Yapılan haberler gazetecilik kapsamındadır”
İsmail Arı'nın avukatı Taylan Arı, müvekkilinin Ebubekir Şahin hakkında ısrarlı davranış olarak değerlendirilebilecek sayı ve sıklıkta haber yapmadığını belirtti.
“Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma” suçunun oluşabilmesi için özel kastın bulunması gerektiğini ifade eden avukat Arı, gazetecilik faaliyetlerinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini savundu.
Taylan Arı, “Müvekkil gazetecidir. Yaptığı haberler gazetecilik kapsamındadır ve haber verme saiki taşımaktadır. Atılı suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır” dedi.
Avukat Arı, müvekkilinin şikâyetçinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyecek nitelikte herhangi bir olgu veya fiil isnadında bulunmadığını belirterek hakaret suçunun unsurlarının da oluşmadığını ileri sürdü.
Avukat Hayati Küçük: “Görüş istemesi gazetecilik yaptığının delilidir”
Arı'nın diğer avukatı Hayati Küçük, müvekkilinin haber hazırlama sürecinde Ebubekir Şahin'e WhatsApp üzerinden ulaşarak görüşünü almak istediğini belirtti.
Şahin'in bu talebe yanıt vermediğini, daha sonra rahatsız edildiği iddiasıyla şikâyetçi olduğunu ifade eden Küçük, söz konusu iletişimin gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Küçük, şu ifadeleri kullandı:
“Şikâyetçi buna geri dönüş yapmadığı gibi kendisini rahatsız ettiği savı ile şikâyette bulunmuştur. Burada bir ısrarlı takip gibi bir suç unsurundan bahsedilmekle birlikte esasen gazetecilik mesleğini hakkıyla yerine getirdiğini gösteren bir delil teşkil etmektedir.”
Avukat Küçük, Arı'nın kendisine sorulan sosyal medya paylaşımını yaptığını hatırlamadığını, paylaşımın yapılmış olduğu kabul edilse dahi Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığını ileri sürdü.
Avukat Kerem Altıparmak: “Neyin gerçeğe aykırı olduğu belirtilmedi”
Gazeteci İsmail Arı'nın avukatı Kerem Altıparmak ise eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in uzun yıllar kamu görevinde bulunduğunu ve halen Türk Telekom Genel Müdürlüğü görevini yürüttüğünü belirterek konunun kamusal önemine dikkat çekti.
Türkiye'de 16 Eylül 2026'dan itibaren gündeme gelen fon krizine değinen Altıparmak, söz konusu süreçte 20 milyar ile 100 milyar dolar arasında kamusal kayıp yaşandığına yönelik değerlendirmelerin bulunduğunu, üst düzey siyasetçiler ve kamu görevlilerinin de süreçte rol aldığına ilişkin iddialar ortaya atıldığını söyledi.
Bu konularda yapılacak haberlerin kamu yararı taşıdığını savunan Altıparmak, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun oluşabilmesi için gerçeğe aykırı bir bilginin bulunması gerektiğini vurguladı.
Şikâyette hangi bilginin gerçeğe aykırı olduğunun açıklanmadığını belirten Altıparmak, “Şikâyette neyin gerçeğe aykırı olduğu ifade edilmiş değildir” dedi.
Arı ve avukatları, soruşturma kapsamındaki iddiaların gazetecilik faaliyetleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.




