Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Eskişehir'de düzenlenen “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları” programında, Türkiye'nin gündemindeki fon krizi, işçilerin alım gücü, vergi adaletsizliği ve 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'ne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Fon krizi üzerinden iktidara sert eleştiriler yönelten Çerkezoğlu, bir asgari ücretlinin 6 bin yıl çalışarak elde edebileceği gelirin bir grup insan tarafından dört ayda kazanıldığını savundu. Çerkezoğlu, “Bir avuç yandaş ülkenin bütün kaynaklarının başını tutmuş, birlikte fonlanıyorlar, birbirlerini denetliyorlar. Bu düzen böyle gitmez” dedi.

2027 yılı bütçesinde faiz ödemeleri ve sermayeye kaynak ayrıldığını, buna karşılık işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve emeklilerin ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirten Çerkezoğlu, “Ülke yoksul olduğu için değil, adaletsiz olduğu için geçinemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Eskişehir'de gelirde ve vergide adalet çağrısı

DİSK tarafından düzenlenen “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları”nın altıncısı, Eskişehir Ulus Anıtı önünde gerçekleştirildi.

“Hayat pahalı, emek ucuz, insanca yaşamak istiyoruz” yazılı pankart arkasında toplanan sendika üyeleri, “Gelirde, vergide, ülkede adalet istiyoruz”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” ve “Vergide adalet istiyoruz” sloganları attı.

Burada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve emeklilerin giderek ağırlaşan geçim koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Ücretlerin alım gücünün gerilediğini, vergi sisteminin ise çalışanlar üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını belirten Çerkezoğlu, şunları kaydetti:

“Adaletsiz vergi sistemi nedeniyle ocak ayında aldığımız ücreti martta, nisanda alamıyoruz. Biz biliyoruz ki gelirde, vergide, ülkede adaletsizlik olduğu için biz geçinemiyoruz. Ülkemizde kaynak olmadığı için değil, ülkemiz yoksul olduğu için değil, adaletsiz bölüştüğümüz için geçinemiyoruz.”

“Dokuz ayda 2 trilyon 254 milyar liralık gelir kaybı yaşandı”

Çerkezoğlu, DİSK Araştırma Merkezi'nin (DİSK-AR) enflasyon, vergiler ve ücretlerden yapılan kesintilerin çalışanların gelirleri üzerindeki etkilerini raporlarla ortaya koyduğunu söyledi.

Ekim ayı enflasyon verileri üzerinden yapılan hesaplamalara atıfta bulunan Çerkezoğlu, 2026 yılının ilk dokuz ayında işçilerin, emekçilerin ve emeklilerin gelirlerinde toplam 2 trilyon 254 milyar liralık kayıp yaşandığını belirtti.

Çerkezoğlu, “Biz işçiler olarak eylül ayının en az yarısını, 15 gününü enflasyon, vergi ve kesintiye çalıştık” dedi.

“28 bin liralık asgari ücretin alım gücü 21 bin liraya geriledi”

Asgari ücretin enflasyon karşısında değer kaybettiğini vurgulayan Çerkezoğlu, dokuz aylık süreçte 6 bin 828 liralık kayıp yaşandığını ifade etti.

28 bin lira olan asgari ücretin alım gücünün yaklaşık 21 bin liraya gerilediğini söyleyen Çerkezoğlu, çalışanların yaşadığı ekonomik sorunların siyasi tercihlerden kaynaklandığını savundu.

Çerkezoğlu, şöyle konuştu:

“Yaşadığımız bu açlığın, yoksulluğun, hayat pahalılığının ve her gün ücretlerimizin erimesinin nedeni ülkede kurulan düzendir. Bu bir tesadüf, rastlantı ya da sık sık değişen maliye bakanlarının veya ekonomi bürokratlarının beceriksizliği değildir. Ülkeyi yöneten siyasi iktidarın, 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucunu yaşıyoruz.”

Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleştiğini savunan Çerkezoğlu, “Ülkemiz yoksul olduğu için değil, ülkede adaletin terazisi bozulduğu için geçinemiyoruz. Bu düzenin bütün çarkları zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fon krizine sert tepki: “6 bin yıllık gelir 4 ayda elde ediliyor”

Türkiye'nin gündemindeki sermaye piyasaları kaynaklı fon krizine değinen Çerkezoğlu, gelir dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekti.

Bir asgari ücretlinin binlerce yıl çalışarak kazanabileceği gelirin kısa sürede belirli kişilerin eline geçtiğini öne süren Çerkezoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Düşünün ki bu ülkede bir asgari ücretlinin 6 bin yıl hiç durmadan çalışarak elde edebileceği bir geliri, bir avuç insan oturduğu yerde 4 ayda fonlanarak elde edebiliyor. Bu ülkede bir avuç azınlık, bir avuç yandaş ülkenin bütün kaynaklarının başını tutmuş durumda.”

Fon krizine ilişkin denetim ve sorumluluk mekanizmalarını da eleştiren Çerkezoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birlikte fonlanıyorlar, birbirlerini denetliyorlar. Haksızlıklar, hukuksuzluklar ortalığa döküldüğünde de hiç kimsenin hesap vermediği, hiç kimsenin sorumluluk almadığı bir düzen kurdular. O nedenle biz diyoruz ki bu düzen böyle gitmez.”

“2027 bütçesinde faize ve sermayeye kaynak var, emekçiye yok”

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'ni değerlendiren Çerkezoğlu, bütçenin gelir dağılımındaki adaletsizliği ortaya koyduğunu savundu.

Bütçenin hükümet tarafından Meclis'e sunulduğunu, bir aylık görüşme sürecinin ardından aralık ayında ele alınarak onaylanacağını belirten Çerkezoğlu, bütçenin toplumun ortak emeğiyle oluşturulan kaynaklardan meydana geldiğini vurguladı.

Çerkezoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Bütçe dediğimiz şey aslında hepimizin yarattığı toplam değerdir. Hepimizin olan, hepimizin emeğiyle ve alın teriyle yaratılan bu bütçenin nasıl kullanılacağına baktığımızda, bu adaletsizliği en açık hâliyle görüyoruz.”

2027 bütçesinde en büyük kaynağın faiz harcamalarına, faiz ödemelerine ve sermayeye ayrıldığını savunan Çerkezoğlu, şöyle devam etti:

“Bütçede faize, sermayeye kaynak var ama işçiye, emekçiye, kadınlara, gençlere ve emeklilere geldiğinde kaynak yok. O nedenle gelirde adalet, vergide adalet, ülkede adalet diyoruz. Ülke yoksul olduğu için değil, adaletsiz olduğu için geçinemiyoruz.”

“Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretler artırılmalı”

DİSK'in taleplerini de açıklayan Çerkezoğlu, önceliklerinin gelirde adalet olduğunu belirtti.

Çalışanları asgari yaşam koşullarına mahkûm eden ekonomik düzenin değişmesi gerektiğini savunan Çerkezoğlu, asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretlerin derhâl artırılmasını istedi.

Ücretlerin hedef enflasyona göre belirlenmesi politikasından vazgeçilmesi çağrısında bulunan Çerkezoğlu, çalışanların ekonomik koşullarının iyileştirilmesi için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

“Vergi dilimleri açıkça bir soygun hâlini aldı”

Gelir adaletinin sağlanabilmesi için vergi sisteminde de değişiklik yapılması gerektiğini belirten Çerkezoğlu, dolaylı vergilere tepki gösterdi.

Çalışanların ücretlerini almadan önce gelir vergisi ödediğini, kazandıkları parayı harcarken de dolaylı vergilerle karşılaştığını söyleyen Çerkezoğlu, vergi yükünün adaletsiz dağıldığını savundu.

Çerkezoğlu, şunları söyledi:

“Biliyoruz ki vergide adalet olmadan gelirde adalet olmaz. Bir yandan dolaylı vergiler, dünyanın en adaletsiz vergileridir. Hem ücretlerimizi almadan peşin peşin çok yüksek vergi ödüyoruz hem de kazandığımız geliri harcarken pazara, manava, markete gittiğimizde, bir kilo domates, bir kilo patates aldığımızda en zenginle en yoksul aynı vergiyi ödüyor.”

Sermaye kesimiyle ücretli çalışanların karşı karşıya kaldığı vergi uygulamalarını eleştiren Çerkezoğlu, “Bu ülkede sermaye, canı istediği zaman, canı istediği kadar vergi verirken bizler daha ücretimizi almadan peşin peşin vergimizi ödüyoruz. Üstelik çok yüksek ödüyoruz. Vergi dilimleri açıkça bir soygun hâlini aldı, o nedenle vergide adalet istiyoruz” dedi.

Emeklilerin geçim mücadelesine dikkat çekti

Emeklilerin ekonomik koşullarına da değinen Çerkezoğlu, emekli aylıklarının geçim için yetersiz kaldığını belirtti.

Emeklilerin önemli bir bölümünün yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmak veya iş aramak zorunda kaldığını ifade eden Çerkezoğlu, gelir dağılımındaki adaletsizliğin emeklileri de doğrudan etkilediğini vurguladı.

“Basın özgürlüğüne uzanan el kıdem tazminatına da uzanır”

Konuşmasında demokrasi, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konularına da yer veren Çerkezoğlu, belediyelere yönelik operasyonları ve basına yönelik müdahaleleri eleştirdi.

Seçme ve seçilme hakkının korunması gerektiğini belirten Çerkezoğlu, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasına ve yerlerine kayyum atanmasına karşı mücadele ettiklerini söyledi.

Gazetelerin ve televizyonların kapatılmasına, gazetecilerin gözaltına alınmasına karşı olduklarını ifade eden Çerkezoğlu, demokratik haklarla emekçilerin kazanılmış haklarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.

Çerkezoğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Demokrasi isterken demokrasinin en temel kurallarına sahip çıkıyoruz. Seçme ve seçilme hakkımıza sahip çıkıyoruz. Seçtiğimiz belediye başkanlarının hapse atılıp yerine kayyumların atanmaması için mücadele veriyoruz. Demokrasiye sahip çıkarken ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne sahip çıkıyoruz.”

TSK ve MSB'deki Sivil Memurlardan TÜİK Önünde Eylem: "Geçinemiyoruz, Haklarımızı İstiyoruz"
TSK ve MSB'deki Sivil Memurlardan TÜİK Önünde Eylem: "Geçinemiyoruz, Haklarımızı İstiyoruz"
İçeriği Görüntüle

Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin çalışma yaşamındaki haklara da tehdit oluşturacağını savunan Çerkezoğlu, şunları kaydetti:

“Gazetelerin, televizyonların kapatılmasına, her gün bir gazetecinin gözaltına alınıp sorgulanmasına karşı bu mücadeleyi hep birlikte büyütüyoruz. Biliyoruz ki demokrasinin en temel kurallarına, seçme ve seçilme hakkına, basın özgürlüğüne, haber alma hakkımıza, ifade özgürlüğümüze el uzatan bir düzen, en temel haklarımıza, kıdem tazminatımıza da el uzatacaktır.”

Haber etiketleri: Arzu Çerkezoğlu, DİSK, Fon Krizi, 2027 Bütçesi, Asgari Ücret

Kaynak: ANKA