Erdal Sağlam
ABD'nin İran'a saldırılarının yeniden başlaması, piyasaların keyfini kaçırdı. Petrol fiyatlarında umulan düşüşün olmama ihtimali artarken, içeride enflasyon ve faiz için yapılan son iyimser hesapların tutma ihtimali de azalıyor.
ABD'nin İran'ı yeniden vurmaya başlaması sürpriz oldu. Süren çatışmalara, karşılıklı tehditlere rağmen, çatışmaların sürmeyeceği beklentisinin hakim olduğu görülüyor. Hem ABD'nin hem İran'ın, savaşı artık bitirmek zorunda oldukları görüşü ağırlıkta. Ancak özellikle Hürmüz Boğazı anlaşmazlıkları, normale dönmeyi engelliyor.
Piyasalarda, 'Trump'ın Kasım seçimlerine kadar savaşı bitirip benzin fiyatlarını düşürmek istediği' fikri hakim. Ancak bu kez de seçimin ardından da ABD'nin İran'a saldırılarının yeniden alevlenebileceği, dolayısıyla çatışmaların yeni yılla birlikte tekrar başlayabileceği ihtimali konuşulmaya başladı. Bu da piyasaların orta dönem için hesaplar yapmalarını engelliyor.
Tüm dünya piyasalarında, karamsarlık olmasa da tedirginlik yaratan son çatışma haberleri, Türkiye ekonomisi açısından çok daha belirgin biçimde hissediliyor. Ateşkesin ardından 71 dolara kadar düşen brent petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi, özellikle enflasyon açısından umutların kırılmasına neden oldu.
İlk anda hızla düşen petrol fiyatlarının 60 dolarlara kadar ineceği, bunun da içeride tüm fiyatlara olumlu etki yapabileceği konuşulmaya başlamıştı. Ancak şimdi '70 doların altına inmeyeceği' tahminlerini duymaya başladık.
Düşen ham petrol fiyatlarının ürün fiyatlarına hemen yansımadığı görülürken, son hafta içinde petrol ürünü fiyatlarında, motorin başta olmak üzere, yeni zamlar yapılmak zorunda kalındı. Çatışmaların devamı ürün fiyatlarındaki gerileme yaşanmasını engelliyor ve süreci uzatıyor. Ukrayna'nın Rusya'daki rafinerilere yaptığı saldırıların da motorin fiyatlarını yükselttiği belirtiliyor.
ENFLASYONDA YÖN YUKARI
Tüm bu gelişmeler ışığında Mayıs ve Haziran'da gerileyen enflasyonun Temmuz'da yönünü tekrar yukarı çevirdiğini görüyoruz. Öncü verilere göre, Temmuz enflasyonu yüzde 1,8-1,9 gibi tahmin ediliyor. Geçen yıl Temmuz'daki yüzde 2,06'lık oranın altında bir rakam, yıllık manşet oranların biraz düşmesini sağlayabilir ama Merkez Bankası'nın faiz kararlarında etkili olan mevsimsellikten arındırılmış oranların yeniden yükselmesi söz konusu olabilir.
Mayıs ve Haziran'da mevsimsellikten arındırılmış enflasyon oranı yüzde 2'nin altına düşmüştü. Temmuz ayında yüzde 2'nin altında kalması için; manşet enflasyon oranının yüzde 1,3'ün altında kalması gerekiyor. Halbuki manşet enflasyon için tahminler, mevsimsellikten arındırılmış aylık oranın yeniden yüzde 2'nin üzerine çıkma ihtimalini artırıyor.
Buna bağlı olarak, faiz indirimlerinde uzun zamandır beklenen indirimlerin de gecikmesi sözkonusu olabilir. Merkez Bankası'nın faiz kararlarında etkili olan enflasyonun yeniden yükselmesine rağmen indirim kararı almasının zorlaşacağı ortada. Bu da son dönemde artan faiz şikayetlerinin yeniden büyümesine yol açabilir. Şikayetlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkez Bankası ve Bakan Şimşek üzerindeki 'faiz indirin' baskısını artırma ihtimali yüksek.
FAİZ İNDİRİMİ EYLÜL'DE BİLE ZORLAŞIR
Merkez Bankası yönetimi, savaşın başlamasıyla birlikte yüzde 40 olarak uygulamaya başladığı fonlama faizini, hala yüzde 37'lik politika faiz oranına indiremedi. Bu ayki toplantıda, 'fonlama faizini indirmeye başlayabileceğini' anons etmesi bekleniyor. Son savaşla ilgili gelişmeler ve enflasyon eğilimi, buna izin vermese de Merkez Bankası'nın başka çaresi kalmamış gözüküyor.
Ağustos ayında toplantı olmadığı için, Merkez'in politika faizini ise ancak Eylül'de indirme ihtimali var. Ancak küresel gelişmeler iyi gitmediği, enflasyonda beklenen düşüş sağlanamadığı takdirde, 'Eylül'de bile politika faizinde indirim tehliye girebilir' diyebiliriz.
Tüm bunlarla birlikte, iktidarın CHP'li belediyelere dönük yargı baskısının devam ettiğini, son olarak Çankaya Belediye Başkanı'nın gözaltına alınmasıyla gördük. Bununla birlikte Özgür Özel ve arkadaşlarının dokunulmazlığının kaldırılması, ardından gözaltına alınacakları konusunda spekülasyonların hız kazandığı da ortada. Dolayısıyla küresel gelişmeler ve içerideki ekonomik sıkıntılara, siyasi çatışma havasının eklenebileceğini söylenilebilir.
Bakan Şimşek'in Temmuz ve Ağustos aylarında enflasyonda, belirgin bir yıllık düşüş sağlayamaması, faizlerin yeterince indirilememesi, AKP içindeki ekonomiye ilişkin rahatsızlıkları da büyütecektir.
İki aylık sıcak yaz dönemi, belirsizliği artırıp, hesap yapmayı iyice güçleştiren siyasi ve ekonomik gelişmelerle yaşanacak.




