Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Karar gazetesi yazarı İbrahim Kahveci'ye gönderdiği mektupta borsa manipülasyonları, fon krizleri ve İBB iddianamesindeki suçlamalara dair detaylı açıklamalarda bulundu.
İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kurumları getirdiği noktanın turnusol kâğıdının "Fon Vurgunu" olduğunu belirterek, İBB operasyonları ile borsadaki hareketlerin eş zamanlı yürütüldüğünü savundu.
"Bir Tarafta İBB Diğer Tarafta Borsa Vardı"
Fon vurgunu ile İBB operasyonlarının eşgüdümlü olduğunu ifade eden İmamoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bir tarafta İBB, diğer tarafta borsa vardı. İki süreç aynı tarihlerde başladı. Borsaya ve SPK'ya hiçbir müdahale yapılmadı. Aynı dönemde bana ve İBB'ye ise nefes aldırılmadı; belgesiz, delilsiz ve ispatsız operasyonlarla tutuklamalar art arda geldi. 19 Mart operasyonunun ardından borsa iki günde yüzde 16,3 değer kaybetti. Piyasa çökerken Tera'nın ağırlık verdiği hisse sepeti zirve yaptı. Butlan kararı açıklandığında borsa yine çöktü. Tera ise o sırada 1 milyar 870 milyon dolarlık alım yapıyordu."
Eski MASAK Başkan Yardımcısı ile bazı uzmanların uyarı yaptıkları için gözaltına alındığını hatırlatan İmamoğlu, Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanı'nın uyarısına rağmen adli adım atılmadığını, fon vurgununun ancak Eylül 2026'da ortaya çıkabildiğini söyledi.
"50 Milyarlık 'Yolsuzluk' İddiasında Tek Bir Bulgu Yoktur"
İddianamede yer alan suçlamaları "iftiraname" olarak niteleyen Ekrem İmamoğlu, Cebeci Dosyası ve dış kredilere ilişkin iddialara şöyle değindi:
"Dönemin Başsavcısı '560 milyon liralık yolsuzluk' diyerek yola çıktı. 560 kuruş dahi bulamayınca iftiranamesini toparlamak ve 160 milyarlık bir kapak oluşturmak istedi. Bunun için 110 milyarlık uydurma bir 'Cebeci Dosyası' hazırladı. Yanına da dış kredilerle ilgili 50 milyarlık skandal bir suçlama ekledi. İddianamede geçen bu 50 milyarlık 'yolsuzluk' iddiasında tek bir tutuklu ve tek bir bulgu yoktur."
"Kamu Bankalarından ve İller Bankası'ndan Tek Kuruş Kredi Almadık"
Görev süreleri boyunca kamu bankalarından finansman alamadıklarını vurgulayan İmamoğlu, metro yatırımlarının dış kaynaklarla yürütüldüğünü kaydetti:
"2019'da göreve geldiğimizde finansman bulunamadığı için durmuş metro şantiyeleri ve ağır bir borç yükü devraldık. Belediyenin kasasında yalnızca 7 milyon lira vardı. Görev dönemimiz boyunca kamu bankalarından ve İller Bankası'ndan tek kuruş kredi alamadık. Bulduğumuz dış kredilerin izinleri aylarca, hatta yıllarca bekletildi."
"Borçlarımızı Zamanında Ödememiz Bile Kamu Zararı Sayılıyor"
İddianamedeki 53,5 milyar liralık zarar hesabının anapara geri ödemeleri ve iştirak ödemelerinden oluşturulduğunu belirten İmamoğlu, İBB'nin hiçbir ödemede temerrüde düşmediğini ifade etti:
"Borçlarımızı zamanında ödememiz bile kamu zararı sayılıyor. Oysa İBB hiçbir kredi ya da tahvil ödemesinde temerrüde düşmedi. Kredi veren uluslararası bankaların hiçbiri şikâyetçi olmadı. 2023'te yaklaşık 715 milyon dolarlık yeşil tahvil ihraç ettik. Sayıştay'ın beş yıl boyunca bu işlemlerle ilgili tek bir bulgusu yoktur."
"65,1 Kilometre Raylı Sistem Hattını Hizmete Açtık"
Yatırımların sonuçlarına dikkat çeken İmamoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"65,1 kilometre raylı sistem hattını hizmete açtık. Görev süremde metro üretimini 14 kilometreye çıkardık ve önceki dönemin yaklaşık iki katına ulaştırdık. Metro yapımını 7,2 kilometreden 14 kilometreye çıkaran bir yönetim, bu yatırımlar için bulduğu finansman yüzünden milyarlarca liralık kamu zararıyla suçlanıyor. Biz İstanbul'un metroları durmasın diye kaynak bulduk, borçlarımızı ödedik ve yatırımlarımızı tamamladık."



