Ankara'da Dev Zirve İçin Güç Birliği: 13 Federasyon Tam Kadro Katılacak!
Ankara'da Dev Zirve İçin Güç Birliği: 13 Federasyon Tam Kadro Katılacak!
İçeriği Görüntüle

Türkiye'de yatırımcıların birinci tercihi olan altına ilişkin kritik bir değerlendirme geldi. Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, kısa ve orta vadeli fiyat hareketlerini analiz ederek altın fiyatlarının orta vadede yükseleceğine dikkat çekti.

Yılmaz, ABD-İran savaşının sona ermesinin ardından oluşacak yeni koşullarda da altının dolar cinsinden diğer finansal araçlara kıyasla güvenli liman olma özelliğini koruyacağını ifade etti.

"Brent Petrol Yüzde 6, Altın Yüzde 8,8 Arttı"

ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, altın ve Brent petrol fiyatlarındaki eş zamanlı yükselişe dikkat çekerek fiyat dinamiklerini paylaştı:

"24 Ağustos itibarıyla altın fiyatları ağustosta temmuz ayı ortalamasına göre yüzde 8,8, Brent petrol fiyatları da yaklaşık yüzde 6 arttı. Ağustosta Brent petrol ve altın fiyatlarının eş zamanlı yükselmesi, özellikle savaşın ilk aylarında gözlenen fiyat hareketlerinden farklılaşan bir yapı gösteriyor. Bununla birlikte iki varlıktaki yükselişi, aynı makro-jeopolitik ortamdan beslenen fakat farklı fiyatlama kanalları üzerinden çalışan iki kritik gelişmenin sonucu olarak değerlendirmek mümkündür."

"Hürmüz Boğazı'ndaki Taşımacılık Tam Olarak Normalleşmedi"

Brent petrol fiyatlarında öne çıkan temel unsurun fiziksel arz riskindeki artış olduğunu belirten Yılmaz, taşımacılık hatlarındaki tıkanıklıklara işaret etti. Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılığın tam olarak normalleşmemesi, ABD-İran görüşmelerinde yeniden ortaya çıkan tıkanma, tanker ve deniz taşımacılığına yönelik risklerin gelecekteki petrol arzına ilişkin belirsizliği artırdığını vurguladı.

"Dolar Zayıfladı, Altın Yükseldi"

Altının savaş sürecinde petrolden farklı bir fiyatlama mekanizmasıyla hareket ettiğini kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, piyasalardaki son durumu şu sözlerle özetledi:

"Jeopolitik belirsizliğin yarattığı güvenli liman talebine, ağustos ayında ABD dolarının zayıflaması ve uzun vadeli ABD tahvil getirilerindeki gerileme de eklenmiş ve bu gelişmeler altın fiyatlarındaki yükselişi hızlandırmıştır. Faiz getirisi sağlamayan bir varlık olması nedeniyle ABD tahvil getirilerinin gerilemesi altının alternatif maliyetini azaltırken, doların zayıflaması da dolar cinsinden fiyatlanan altını uluslararası yatırımcı açısından daha cazip hale getirmiştir."

"Sıcak Savaşın Sona Ermesiyle Riskler Tamamen Bitiyor Diyemeyiz"

Brent petrolün ağırlıklı olarak küresel büyüme ve fiziksel arz üzerinden fiyatlandığını, altını ise reel faizler, doların değeri ve merkez bankası tercihlerinin belirlediğini aktaran Yılmaz, ağustostaki yükselişin savaşın geniş bir makro-finansal risk alanı içinde fiyatlandığını gösterdiğini dile getirdi. Bu istikrarsızlık unsurlarının sıcak savaşın sona ermesiyle tamamen ortadan kalkmasını beklemenin oldukça iyimser bir yaklaşım olacağını savundu.

"Gelişmeler Altının Orta Vadede Güvenli Liman Talebini Destekleyecek"

Askeri çatışmaların bitmesi durumunda petrol üzerindeki doğrudan savaş priminin azalabileceğini ifade eden Yılmaz; enerji arz güvenliği, yaptırımlar, ticaret savaşları ve jeopolitik parçalanmanın yarattığı belirsizliklerin farklı tonlarda devam edeceğini belirtti.

"Merkez Bankaları Net Altın Talebini Yüzde 62 Artırdı"

Merkez bankalarının rezerv tercihlerine de değinen Yılmaz, rakamsal veriler paylaştı:

"Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme eğilimi de bu görünümü destekleyen yapısal faktörlerden biridir. Dünya Altın Konseyi'nin 2026 Merkez Bankaları Altın Rezervleri Anketi'ne göre rezerv yöneticilerinin yüzde 89'u küresel merkez bankalarının altın rezervlerinin önümüzdeki 12 ayda artmasını beklerken, yüzde 45'i kendi kurumlarının rezervlerini artıracağını öngörmektedir. Bu beklenti fiili alımlarla da desteklenmektedir; merkez bankalarının net altın talebi 2026'nın ikinci çeyreğinde 289 tona ulaşarak yıllık bazda yüzde 62 artmıştır."

ABD-İran savaşı ve öngörü sorunu nedeniyle kısa vadede altının değer kaybettiğini hatırlatan Yılmaz, bu etkilerin azalması ve piyasaların yeni koşullara uyum sağlamasıyla altının daha güvenli bir liman olma özelliğini koruyacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: ANKA