En düşük emekli maaşının yirmi bin liraya çıkarılmasını öngören düzenleme Meclis’te görüşülürken Diyarbakır’da emekliler isyan etti. Emekliler, kira, fatura ve gıda giderleri karşısında maaşların eridiğini belirterek “Sadaka değil, yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz” dedi.
“Yirmi bin lirayla nefes bile alamıyoruz”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda en düşük emekli aylığının yirmi bin liraya çıkarılmasına ilişkin kanun teklifi görüşülürken Diyarbakır’da emekliler, maaşlarının açlık sınırının dahi altında kaldığını söyleyerek tepki gösterdi.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan emekliler, insanca yaşayabilmek için emekli maaşlarının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması gerektiğini vurguladı.
“Emekliler yaşamıyor, sadece hayatta kalmaya çalışıyor”
Emekli Kadri Kızmaz, emeklilerin bugün yalnızca nefes almaya çalıştığını belirterek, “Emekliler bu ülkede yaşamıyor, sadece hayatta kalmaya çalışıyor. Açlık sınırının altında maaşlarla insan onuruna yakışır bir hayat mümkün değil. Bu verilen zamlar lütuf değil, zorunluluktur” dedi.
Kızmaz, barınma ve fatura giderlerine dikkat çekerek, Diyarbakır’da bile en düşük kiraların yirmi bin liradan başladığını, elektrik, su ve doğal gaz eklendiğinde giderlerin otuz bin liranın üzerine çıktığını söyledi.
“Güçleri yetse Azrail’le sözleşme yapacaklar”
Kızmaz, sosyal güvenlik sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunarak, “Utanmasalar Azrail’le sözleşme yapıp emeklileri öldürün para ödemeyelim diyecekler. Bu para lütuf değil, bizim yıllarca peşin ödediğimiz primlerin karşılığıdır” ifadelerini kullandı.
Emeklilerin milli gelirden pay alması gerektiğini vurgulayan Kızmaz, “Adil bir devlet vatandaşının refahını gözetir. Ama bugün emekliler ölüme terk edilmiş durumda” diye konuştu.
“28 çeyrek alıyordum, şimdi dört tane bile alamıyorum”
Mehmet Çiftçi ise emekli olduğunda maaşıyla yirmi sekiz çeyrek altın alabildiğini, bugün ise dört çeyrek bile alamadığını belirterek, “O zaman ev alabiliyorduk, şimdi şehirler arası yolculuk bile yapamıyoruz. Yirmi bin ya da otuz bin lira olması hiçbir şeyi değiştirmiyor” dedi.
“Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz”
Emekli Ömer Öğüt de verilen zamları “sadaka” olarak nitelendirerek, “Kira mı ödeyelim, mutfak mı, fatura mı? Torunlar okula gidiyor, utanıyoruz harçlık veremiyoruz. Seyyanen zam şart, yoksa bu maaşlarla yaşamak mümkün değil” diye konuştu.
“Kartonla ısınıyoruz”
Ramazan Seviş ise yaşadıkları yoksulluğu şu sözlerle anlattı:
“Sobalı evde oturuyoruz, odun yok, karton yakıyoruz. Altı kişiyiz. Kızım dershaneye gidiyor. Bu parayla nasıl geçinelim? Kim geçiniyorum diyorsa yalan söylüyordur.”




