Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grubu'nun yeni yasama yılı öncesinde Bolu Abant'ta düzenlediği ve üç gün süren milletvekili değerlendirme kampı tamamlandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında gerçekleştirilen kampın ardından sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı. Bildirgede, Türkiye'nin mevcut yönetim anlayışı nedeniyle ekonomik, sosyal ve hukuki boyutları bulunan ağır bir krizle karşı karşıya olduğu savunuldu.
"Gazi Meclis Yürütmenin Onay Makamı Değildir"
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yetki yoğunlaşmasının yaşandığı belirtilen açıklamada, devletin temelinin milli egemenlik olduğu vurgulandı. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadroların en büyük mirası olduğu ifade edilen bildirgede, şu değerlendirmelere yer verildi:
"Gazi Meclis, yürütmenin kararlarını onaylayan bir makam değil; millet iradesinin tecelli ettiği, devletin yönünün belirlendiği asli kurumdur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortaya çıkan yetki yoğunlaşmasının vatandaşımızın ekonomik ve sosyal hayatını zorlaştıran sonuçlarını bugün açık biçimde görüyoruz. Hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk, eğitim, barınma, adalet ve güven sorunları artık yalnızca ayrı ayrı politika alanları değildir. Bunlar aynı zamanda bir yönetim ve güven krizinin sonuçlarıdır."
"Bunun Adı Güçlü Devlet, Güçlü Demokrasi ve Güçlü Türkiye'dir"
Yönetimde dengeli paylaşım ve denetim mekanizmalarının şart olduğuna dikkat çekilen kampa dair bildirgede, yetkinin tek elde toplanmaması gerektiği altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:
"Bunun adı güçler ayrılığıdır. Bunun adı bağımsız yargıdır. Bunun adı güçlü Meclistir. Bunun adı güçlü devlet, güçlü demokrasi ve güçlü Türkiye'dir. Türkiye'nin ihtiyacı, yetkinin tek elde toplandığı bir yönetim değil; yetkinin millet adına kurumlar arasında dengeli biçimde paylaşıldığı, birbirini denetleyen ve birlikte çalışan güçlü bir devlet düzenidir. Bu nedenle Türkiye'nin güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesini, TBMM'nin yasama ve denetim yetkisinin güçlendirilmesini, Başbakanlık ve hükümetin Meclis karşısında sorumlu olmasını, kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesini ve bağımsız yargının güvence altına alınmasını savunuyoruz."
"Kalkınma Anlayışımızın Merkezinde Üreten Türkiye Var"
Milli egemenliğin ekonomik bağımsızlıkla tamamlanacağı aktarılan bildirgede, kalkınma hamlesinin çiftçi, sanayici, genç ve emeklileri kapsayacak bir ekonomik düzenle mümkün olacağı ifade edildi. CHP'nin kalkınma vizyonunun merkezinde üreten Türkiye ve güçlü sosyal devlet anlayışının yer aldığı kaydedildi.
"Kamu Kaynakları Milletin Emanetidir"
Siyasette şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerine vurgu yapılan sonuç bildirgesinde, Siyasi Ahlak Yasası'nın tüm partilerin ortak iradesiyle çıkarılması gerektiği savunuldu. Çıkar çatışmalarının önlenmesi ve mal varlığı denetiminin etkinleştirilmesi gerektiği ifade edilerek, yargının siyasi iktidarın değil adaletin güvencesi olması gerektiği belirtildi.
"Dört Temiz Dayanaküzerinde Yükseleceğiz"
Dış politikada milli çıkarları ve ortak aklı esas alan bir duruş sergileneceği aktarılan bildirgede, hedefler şu sözlerle özetlendi:
"Biz Türkiye'yi yeniden; güçlü Meclisi, güçlü Cumhurbaşkanlığı, güçlü Başbakanlığı, bağımsız yargısı, üreten ekonomisi, güçlü sosyal devleti, temiz siyaseti ve milli iradeye dayanan yönetim anlayışıyla ayağa kaldırmak istiyoruz. Siyasetimizin dört temel dayanağı vardır: Temiz siyaset, bağımsız yargı, milli dış politika, üreten Türkiye. Türkiye'nin geleceğini kişiler değil, milletin iradesiyle güçlendirilmiş kurumlar belirlemelidir."





