İstanbul’daki Alevi kurumları, gazeteci Kemal Öztürk ve eski HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın Alevilere ve Alevilik inancına yönelik açıklamaları üzerine harekete geçti. Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne giden kurum temsilcileri, her iki isim hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun ardından adliye binası önünde geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirildi.
Adliye önündeki programda Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç ifadelere sert tepki gösterirken, kurumlar adına hazırlanan "Alevileri Hedef Alan Söylemleri Kınıyor, Yargıyı Göreve Çağırıyoruz" başlıklı ortak açıklamayı Sevim Yalıncaklıoğlu okudu.
"Sizden de Niyetinizden de Korkmuyoruz"
Son dönemde Aleviliği kendi siyasal kabulleri üzerinden tanımlama ve toplumu ayrıştırma çabalarına dikkat çekilen açıklamada, hedef gösterme politikalarına kararlılıkla karşı durulacağı belirtildi. Metinde şu ifadelere yer verildi:
"Biz biliyoruz ki bu dile de, bu dönemde bu kadar cevval hareket etmelerine de kendi cürümleri yetmez, bu nedenle onları harekete geçiren merciye sesleniyoruz: Türkiye'de ve Orta Doğu coğrafyasında çıkmaza girdiğiniz her konuda Alevileri hedef göstermenizi ve toplumsal barışın önündeki engelmiş gibi lanse etmenizi görüyor ve bu tavrınızı şiddetle reddediyoruz. Aleviler sizden de niyetinizden de korkmuyor ve korkmayacak. Size göre dizayn olmayacak. İnandıkları ve mücadele ettikleri laik, demokratik bir hukuk devleti ilkesinden de asla vazgeçmeyecekler."
Alevilerin nasıl inanacağına başkalarının karar veremeyeceğinin altı çizilen açıklamada, Suriye Alevileri ile Anadolu Alevileri arasında bir ayrım bulunmadığı ve birine uzanan dilin tüm Alevi toplumuna uzanmış sayılacağı ifade edildi.
"Söylemler Yeni Bir Katliama Zemin Hazırlıyor"
Suriye'de yaşanan insanlık dramına ve HTŞ çetelerinin Alevilere yönelik baskılarına değinilen açıklamada, intikam söylemlerinin tehlikeli boyutlara ulaştığı vurgulandı:
"Suriye yönetimini gasbeden HTŞ çeteleri ve katil Colani tarafından soykırıma maruz bırakılan Suriye Alevilerinin, hayatta kalanlarının ise bu zulümle yaşamaya ve mücadele etmeye çalıştığı bir ortamda, bugün de Alevilerin katledilmesinin istenmesi yeni bir katliama zemin hazırlamaktadır. Baas rejiminden almak istedikleri intikamı Alevilere yönelik katliama çevirmeyi dile getiren herkes, bu katliamların fikren suç ortağıdır."
Söylemler karşısındaki sessizliğin katliam çağrılarını normalleştirdiğine dikkat çekilerek, yargı organlarının çifte standart uygulamaması gerektiği dile getirildi.
"RTÜK ve Medyaya Tepki: Boykot Hakkımızı Kullanıyoruz"
İktidara ve yayın denetim organlarına sorular yöneltilen açıklamada, ayrımcı söylemlere karşı gösterilen ilgisizlik eleştirildi. RTÜK’ün taraflı tutum sergilediği savunulurken, ekranlarını bu tür söylemlere açan medya kuruluşlarına karşı tavır alınacağı duyuruldu:
"Alevilerin inancı ve kimliği hedef alındığında neden faillere yönelik bir soruşturma açılmıyor? Gülmenin bile kuyu tipi hapishanelerine gönderildiği bir ülkede, Alevileri hedef alanlara neden alan açılıyor? Bir sözümüz de RTÜK'e: Kurum sözcülerimizin bir cümlesine üç gün kapatma cezası verdiğiniz hâlâ hatırımızda. Kemal Öztürk'ün Alevileri hedef alan katliam çağrılarına neden bir soruşturma açılmıyor? Ayrıca Alevi toplumu 'penguen medyasını' da unutmayacak elbette. Bu konuda tekzip yayımlamayan NTV'ye karşı boykot hakkımızı kullanıyoruz."
Alevi kurumları, yargı sürecinin ve bağımsız mahkemelerin alacağı kararların sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek açıklamayı sonlandırdı.




