İBB Davası'nda Buğra Gökce'den Tarihi Savunma: Ya Çıkarsız Yatan Biriyim Ya da Örgüt Yok!
İBB Davası'nda Buğra Gökce'den Tarihi Savunma: Ya Çıkarsız Yatan Biriyim Ya da Örgüt Yok!
İçeriği Görüntüle

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Yeni Yol Grup Toplantısı'nda ekonomi, adalet, mülakat mağduriyetleri ve son dönemde iş dünyasını sarsan yargı operasyonlarına ilişkin ezber bozan açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin bizzat iktidar eliyle üretilen büyük bir krizin ortasında olduğunu savunan Babacan, hükümetin hedef saptırarak suçlu yaratmaya çalıştığını ifade etti.

Gündemin en sıcak maddesi olan beyaz et üreticisi firmalara yönelik gözaltı ve kayyum kararlarını sert bir dille eleştiren DEVA Partisi lideri, bu tür polis tedbirlerinin üretimi bitireceğini ve ülkeyi daha büyük bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıya bırakacağını vurguladı.

"Mülakat, torpilin kibar adıdır"

Konuşmasında adalet kavramının sadece adliyelerden ibaret olmadığını, asıl adaletin fırsat eşitliğiyle başlayacağını söyleyen Ali Babacan, gençlerin mülakat sistemiyle nasıl elendiğini şu sözlerle aktardı:

"Bir mülakat uygulaması var ki KPSS'den gençlerimiz kaç alırsa alsın, 80 alsın, 90 alsın önemli değil. Eğer kendi zihin dünyalarına, kendi siyasi görüşlerine uymuyorlarsa gençler o mülakatlarda maalesef eleniyorlar. Mülakat torpilin kibar adıdır, derhal kaldırılmalıdır. Erdoğan 2023 seçimlerinden önce 'mülakatı kaldıracağız' dedi, 50+1'i cebe koyunca sözünü unuttu. Seçimi aldatarak kazandılar ama helalinden kazanmadılar."

"Ücretli öğretmenlik sistemi açık bir zulümdür"

Yıllarca hiçbir güvencesi olmadan çalışan ücretli öğretmenlerin hak gasbına uğradığını ifade eden Babacan, "Düşünün ki 10 yıl, 20 yıl ücretli öğretmenlik yapıyor ama emeklilik hakkı yok. Bu şartlarda çalışmak ancak memleket sevgisiyle olur. Bu öğretmenlerimizin maaşları makul seviyeye getirilmeli ve emeklilik hakkı verilmelidir. Bunun yapılmaması açıkça zulümdür, hak gasbıdır" diyerek hükümete çağrıda bulundu.

"Hazır giyimde 390 bin kişi kapının önüne konuldu"

Ekonomik krizin faturasını işçilerin ödediğini belirten Babacan, istihdamda yaşanan gizli felaketin rakamlarını paylaştı. Sıkıntıların her geçen gün daha geniş kitleleri vurduğunu söyleyen Babacan, şu acı bilançoyu açıkladı:

"Çalışıp hakkını alamayanların sesini duyuyoruz ama bir de işten atılanlar var. Hazır giyim sektöründe işten çıkarılanların sayısı 390 bine ulaştı. Sadece İstanbul Kuyumcukent'te 19 bin kişi son bir yıl içerisinde işten çıkarıldı. İşten çıkarıldığında bir anda maaş sıfır, insanımız kendini kapının önünde buluyor."

"Polis tedbirleriyle, kayyumlarla enflasyonu düşüremezsiniz"

Kırmızı et fiyatlarının fırlamasıyla vatandaşın tek protein kaynağı olarak beyaz ete yöneldiğini, ancak iktidarın başarılı olan tavukçuluk sektörünü de emir-komuta zinciriyle batırmaya çalıştığını söyleyen Babacan, sektöre yönelik operasyonun perde arkasını anlattı:

"Ramazan başında 'enflasyon yüksek, zam yapmayın' diye talimat verdiler. Söz dinlemeyince 'ihracatınızı yasaklayalım da görün' dediler. Bu çekişme en sonunda yargı operasyonuna ve kayyuma vardı. Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu varken, fiyat sorununu organize suç kapsamına alıp insanları gözaltına alırsanız güveni sarsarsınız. Polis tedbirleriyle, kayyumlarla enflasyon düşmez. Yarın bu tesisler kapanırsa arkadan daha büyük bir enflasyon dalgası gelir, vurur."

"Gizli saklı 130 milyar doları kim sattı?"

Enflasyonun kökeninde dış güçlerin değil, iktidarın kendi yanlış politikalarının yattığını vurgulayan Ali Babacan, Merkez Bankası rezervlerine yönelik o meşhur soruyu yeniden gündeme taşıdı:

"Merkez Bankası'nın arka kapısından 130 milyar doları gizli saklı kim sattı? Bunları unutmayalım. Kendi patlattıkları enflasyonla şimdi sözüm ona mücadele etmeye çalışıyorlar. Dışarıdan gelip de başkaları Türkiye'de enflasyonu oluşturmadı. Bu ülkede enflasyonun suçlusu da sorumlusu da iktidarın kendisidir. Başka hiçbir yerde aramayın."

Kaynak: ANKA