DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlangıcı dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Türkiye eğitim sisteminin çocuk yoksulluğundan bütçe yetersizliğine, ticarileşmeden çocuk işçiliğine ve cinsiyetçi politikalara kadar çok yönlü krizlerle karşı karşıya olduğu savunuldu. Açıklamada, krizlerin çözümünde atılacak en anlamlı adımlardan birinin milyonlarca çocuğa kendi anadilinde eğitim imkânı tanımak olduğu ifade edildi.

Gümrük Kapılarında Uyuşturucuya Geçit Yok: 174 Kilo Uyuşturucu Ele Geçirildi
Gümrük Kapılarında Uyuşturucuya Geçit Yok: 174 Kilo Uyuşturucu Ele Geçirildi
İçeriği Görüntüle

Bugün Kürt çocukları başta olmak üzere milyonlarca çocuğun bu imkândan yoksun eğitim hayatına başladığı aktarılan açıklamada, "Oysa anadilinde eğitim, çocuğun kendi kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle özgür bir birey olarak gelişmesinin güvencesidir" değerlendirmesi yapıldı.

"Anadili Hakkı Bizleri Bölmez, Aksine Birleştirir"

Türkiye'nin son iki yıldır önemli bir süreçten geçtiğine işaret edilen açıklamada, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin eşit ve onurlu yurttaşlık temelinde bir arada yaşamayı hedeflediği kaydedildi. Demokratik, çoğulcu ve eşitlikçi bir iklimin farklı dillerin haklarının güvenceye kavuşmasıyla mümkün olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

"Bu nedenle anadilinde eğitim hakkının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması, barışın ve demokratik dönüşümün çok önemli adımlarından biridir. Eğitim hakkının çocuğun anadiliyle güvence altına alınması, nitelikli eğitim ve toplumsal barış açısından da elzemdir. Bugün mevcut olan iki saatlik 'seçmeli ders' hakkı, uzun yıllar süren mücadelenin ve dilin sahiplenilmesinin önemli bir kazanımıdır. Bu kazanımın üzerine inşa edilecek asıl adım, anadilini eğitimin dili hâline getirmek ve bunun güvencesini sağlamaktır."

"TBMM ve Tüm Kurumları Sorumluluk Almaya Davet Ediyoruz"

Son dönemde Kürt dil kurumlarına ve Kürtçe konuşanlara yönelik baskı ile saldırıların provokasyonlara alan açtığı vurgulanan açıklamada, toplumsal barış vurgusu öne çıkarıldı:

"Bunun önüne geçmek, demokratik birlikteliği ve kardeşliği güçlendirmek ancak diller arasında gerçek bir eşitliğin sağlanmasıyla mümkündür. Anadili hakkı bizleri bölmez, aksine birleştirir. Bu hak, toplumsal barışın mayasıdır ve devredilemez bir haktır. Başta TBMM olmak üzere idari ve sivil kurumları ve tüm toplumu, anadilinde eğitim hakkının tanınması için tarihsel bir sorumluluk almaya davet ediyoruz."

Kaynak: ANKA