CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında büyük yıkımın yaşandığı kentlerden Malatya’daki son durumu değerlendirdi. Ağbaba, “Hâlâ 4 bin esnaf konteynerlerde ticaret yapmaya çalışıyor. 45-50 bin insan konteynerlerde, 20-25 metrekarelik alanlarda yaşam mücadelesi veriyor. Büyük bir yoksulluk var” dedi.

ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Malatya’da barınmadan altyapıya, esnaftan kiracılara kadar birçok sorunun hâlâ çözülmediğini söyledi.

“İkinci deprem Malatya’yı adeta yerle bir etti”

Ağbaba, özellikle ikinci depremin Malatya’da yıkımı derinleştirdiğini belirterek şöyle konuştu:

“Malatya’daki binaları şehir merkezini adeta yerle bir etti. Tabii sadece şehir merkezini değil; hemen yanı başımızdaki eski Yeşilyurt, Gündüzbey, Yakınca, Barguzun, Konak’ta da çok önemli hasarlar oldu. Doğanşehir ilçemiz adeta yerle bir oldu. Polat beldemiz, Erkmen beldemiz, Kuruca Yakav beldemiz, Topraktepe, Ören büyük hasarlar gördü. Akçadağ’ın Başkuran Mahallesi’nde büyük hasar oluştu.”

“Sekiz gün ayakkabımı çıkarmadım”

Depremin ilk anından itibaren sahada olduklarını vurgulayan Ağbaba, ikinci depreme Malatya’da yakalandıklarını belirterek, “'Sorunlar nasıl çözülür' diye hiç durmadan çalıştık. Sekiz gün ayakkabımı çıkarmadım. Minibüste uyudum. Ne ihtiyaç varsa, merkez-ayrımı yapmadan Malatya’ya hizmet etmeye çalıştık” dedi.

“Her şey normalmiş gibi davranıldı”

Ağbaba, deprem sonrası Malatya’yı yönetenlerin uzun süre her şey yolundaymış gibi davrandığını savunarak, şunları söyledi:

“Bizde problem yok dediler. Sanki Malatya’da deprem olmamış gibi bir hava estirildi. Biz de sokak sokak gezerek, enkaz başlarında videolar çekerek, Türkiye’nin çok izlenen televizyonlarını Malatya’ya davet ederek şehrin ne hâle geldiğini bizzat gösterdik. Tüm Türkiye kamuoyuna duyurduk. AFAD’ın yayımlanmış bir genelgesi vardı, hatırlarsanız. 'Depremden az etkilenen illerin başında Malatya gelmektedir' diye. Onu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yırtıp attık. Yani depremin Malatya’yı ne hâle getirdiğini tüm Türkiye biliyordu.”

“Su yoktu, ekmek yoktu”

Deprem sonrası ilk günlerde yaşanan zorluklara dikkat çeken Ağbaba, şu ifadeleri kullandı:

“Su yoktu, ekmek yoktu. İlk gün Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne göndermiş olduk. 150 bin ekmeği dağıttık. 50 binini ben kendi elimle dağıttım, 100 binini Büyükşehir Belediyesi’ne verdim. Çadırlar, sular… Tunceli’den su getirdik. Elazığ’dan kurabiyeler, meyve suları, sarmalar, balıklar getirdik. Hemşerilerimizin o üzücü günlerinde bakkal yoktu, dükkânlar açık değildi, gıdaya erişim yoktu. Yardımcı olmaya, destek olmaya çalıştık. Çok zor günler yaşadık. Yoğun kar yağışı, yoğun soğuk vardı. Maalesef Malatya’da toplanma merkezlerinin olmadığını gördük.”

“2020 Elâzığ depreminden ders almadık”

2020 Elâzığ depreminden ders alınmadığını ifade eden Ağbaba,Bir şeyin altını çizmek lazım: Biz Malatya olarak Elazığ depreminden, Sivrice depreminden ders almadık. Tedbir almadık. O deprem aslında bizi uyardı. Eğer o gün tedbir alınabilmiş olsaydı, bu kadar ölümüz olmazdı, bu kadar bina yıkılmazdı. 2020 depreminde ağır hasar verilen binalarda oturmaya devam edildi. Bugün görüyorsunuz; kolonlar kesilmiş, farklı uygulamalar yapılmış. Bunların hiçbiri kontrol edilmedi” dedi.

“Çadır kentler ve aşevleri kurduk”

CHP’li belediyeler ve gönüllülerle sahada çalıştıklarını belirten Ağbaba, şunları söyledi:

“Malatya’da 12 yerde aşevi kurduk. Hoca Ahmet Yesevi’de, Seyran’da, Cemal Gürsel’de, Güzelyurt Bahçe Konteyner Kent’te; Polat’ta, Doğanşehir’de aşevleri kurduk. Çadır kentler kurduk. Hatırlayın, depremin 15. gününe kadar hâlâ çadır yoktu. Kendi imkânlarımızla, belediyelerin imkânlarını çağırarak çadır dağıttık. Hoca Ahmet Yesevi’ye, Seyran Mahallesi’ne, Özalper’e, Çavuşoğlu’na çadır kentler kurduk. Elbise, battaniye, ocak, ısıtıcı, jeneratör, odun, kömür dağıttık. İnsanlar enkazdan çıkan odunları yakıyordu. Yani bir milletvekilinin yapması gerekenin çok ötesinde, devlet gibi çalışarak Malatyalıların yanında yer aldık.”

“En büyük sorunlardan biri kiracılar”

Kiracıların barınma sorununa dikkat çeken Ağbaba, şu değerlendirmeyi yaptı:

Elbistan Belediye Başkanı Gürbüz: “Adeta yeni bir şehir kuruyoruz”
Elbistan Belediye Başkanı Gürbüz: “Adeta yeni bir şehir kuruyoruz”
İçeriği Görüntüle

“Süreci izliyoruz, takip ediyoruz, hep sahadayız. Konut alanlarını geziyorum. Şu anda en büyük problemlerden biri kiracılar. Devlet önemli bir adım attı, 500 bin sosyal konut yapıyor ama bu yeterli değil. Daha fazla sosyal konut yapılması lazım. Kiracılar ne yapacağını bilmiyor, çaresiz bekliyor. Herkesin gelirine göre mutlaka ev sahibi yapılması lazım.”

“Yerinde dönüşüm hızlanmadı”

Rezerv alan problemlerinin devam ettiğini söyleyen Ağbaba, “Rezerv alan problemleri devam ediyor. Rezerv alandan iş yeri ya da daire olan insanlar başka yerlere yönlendirilmeye çalışılıyor. Yerinde dönüşüm istenildiği gibi başlamadı. 2023’te devlet yerinde dönüşüm için 1,5 milyon lira veriyordu. Bugün enflasyon nedeniyle bu miktar neredeyse yarı yarıya eridi. Eğer yerinde dönüşüm hızlandırılsaydı bugün şehir bambaşka bir seviyede olurdu” ifadelerini kullandı.

“Nicelik kadar nitelik de önemli”

Yapılan konutların niteliğine ilişkin eleştirilerini dile getiren Ağbaba, şunları kaydetti:

"Hükümet 'bu kadar konut yaptık' diyor ama nicelik kadar nitelik de önemli. Hâlâ yollar yok, su sorunu var, kanalizasyon sorunu var. Sosyal donatılar yok; ibadethane yok, sağlık ocağı yok, okul yok. Bunların da eş zamanlı yapılması lazım. Şehir maalesef nitelikli nüfusunu kaybetti. Fabrikalar nitelikli eleman bulamıyor. İnsanlar zor koşullarda başka illere gitti. Organize sanayide yaklaşık 15 bin kişilik istihdam kaybı olduğu söyleniyor. Onlarca fabrika, tekstil atölyesi kapandı, kapanmaya devam ediyor."

Kentte ticaret halen konteynerlerde

Kentte yaklaşık 4 bin esnafın hâlâ konteynerlerde ticaret yaptığını belirten Ağbaba, “Hâlâ 4 bin esnaf konteynerlerde ticaret yapmaya çalışıyor. 45-50 bin insan konteynerlerde, 20-25 metrekarelik alanlarda yaşam mücadelesi veriyor. Büyük bir yoksulluk var. Bir emekli bana dedi ki: 'Eti ancak komşunun etli yemeğinde görebiliyoruz'. Şehir merkezinde yapılan dükkânlar çok küçük. Ofislerde tuvalet yok. Eskiden 70-80 metrekare olan dükkânlar şimdi 8-10 metrekareye düşmüş durumda. İnsanların yıllarca biriktirerek aldığı dükkânların metrekareleri yüzde 20-30’a düşmüş. Dairelerin küçüklüğüne dair de ciddi şikâyetler var. Turgut Özal bölgesinde altyapı yok, yollar yok. Birçok mahallede benzer sorunlar var. İnsanlara “aynı yerden vazgeçtik” denilip arka sokaklara yönlendirme yapılıyor. TOKİ’den daire çıkıyor, oraya gitmeye zorlanıyorlar” dedi.

“Sesimizi yükseltmemiz lazım”

Malatya’nın zor günler geçirmesine rağmen yaşanan olumsuzluklara kimsenin ses çıkarmadığını dikkat çeken Ağbaba, “Bu konularda konuşan, müdahale eden çok az. Esnaf, odalar, meslek birlikleri ses çıkarmıyor. Dördüncü yıla giriyoruz, bir tane esnaf dükkânına girebilmiş değil. Hep beraber mücadele etmek, sesimizi yükseltmek lazım. Ankara’dan bakınca sanki deprem bölgesinde problem kalmamış gibi görünüyor. “Bir yıl içinde hepsini vereceğiz” dediler. Dördüncü yıla girdik, söylenen rakamlar tutmadı. Bir tane esnaf hâlâ dükkânına girebilmiş değil” diye konuştu.

Kaynak: ANKA