DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, beraberindeki heyetle birlikte Madımak Katliamı’nın 33. yılında Sivas’ta düzenlenen anma programına katıldı. Madımak Oteli önünde yapılan anmada konuşan Hatimoğulları, katliamın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen acının hâlâ taze olduğunu söyledi. Hatimoğulları, Madımak davasında zaman aşımı kararı verilmesini ve sanıkların affedilmesini eleştirerek, Türkiye’nin Alevilere yönelik geçmiş katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.
“33 Canımızın Acısı Hâlâ Dipdiri”
Tülay Hatimoğulları, konuşmasında Madımak Katliamı’nın Türkiye tarihindeki en derin acılardan biri olduğunu belirtti. Aradan 33 yıl geçtiğini hatırlatan Hatimoğulları, davanın zaman aşımına uğramasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Hatimoğulları, “33 canımızın acısı hâlâ dipdiri. Çünkü bu davayla ilgili yargılananlar, bu davada zaman aşımına uğradığı için dava kapandı. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.
“Hakiki Bir Yüzleşme ve Resmi Özür Bekleniyor”
Hatimoğulları, yalnızca Sivas Katliamı’nın değil, Alevilere yönelik geçmişte yaşanan diğer acıların da yüzleşme konusu yapılması gerektiğini ifade etti. Koçgiri, Dersim, Çorum ve Gazi’de yaşananların da Türkiye’nin hafızasında derin izler bıraktığını söyleyen Hatimoğulları, bütün Alevi yurttaşların hakiki bir yüzleşme ve resmi özür beklediğini belirtti. Hatimoğulları, “Bu özür gerçekleşmeli” diyerek çağrısını yineledi.
“TBMM’de Hakikatle Yüzleşme Komisyonu Kurulmalı”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, TBMM’de “Hakikatle Yüzleşme Komisyonu” kurulması gerektiğini söyledi. Komisyonun, başta Sivas Katliamı olmak üzere Alevilere ve insanlığa karşı işlenmiş suçlarla ilgili hakikati ortaya koyması gerektiğini ifade etti. Hatimoğulları, devletin bu suçlarla yüzleşmesi ve resmi özrünü dilemesi gerektiğini vurguladı.
“Madımak Utanç Müzesi Olmalıdır”
Alevi yurttaşların Madımak Oteli’nin “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmesi talebinin 33 yıldır yerine getirilmediğini belirten Hatimoğulları, bu durumun hakikatle yüzleşmekten kaçınıldığını gösterdiğini söyledi. Hatimoğulları, Alevi kurumlarından aldıkları bilgiye göre Madımak Oteli’ne “Madımak Utanç Müzesi” tabelasının asıldığını aktardı. Bunun resmi kanallarla yapılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, Alevi yurttaşların vicdanında Madımak’ın zaten bir utanç müzesi olduğunu ifade etti.
“İnsanlığa Karşı İşlenmiş Suçlar Zaman Aşımına Uğramaz”
Hatimoğulları, konuşmasında Madımak davasındaki zaman aşımı kararına bir kez daha tepki gösterdi. İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımına uğramayacağını vurgulayan Hatimoğulları, Sivas’ta yaşamını yitirenlerle ilgili davanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, cezaevlerinde yaşlı ve hasta mahpusların ya tahliyeden kısa süre sonra yaşamını yitirdiğini ya da cezaevinde can verdiğini belirterek, Sivas davasından tutuklu olanların Cumhurbaşkanı’nın özel affıyla serbest bırakılmasını kabul etmediklerini dile getirdi.
“Suriye’de Aleviler Katlediliyor”
Hatimoğulları, konuşmasında Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırılara da dikkat çekti. Savaşın başladığı günden bu yana Alevilerin IŞİD ve uzantısı çeteler tarafından hedef alındığını söyleyen Hatimoğulları, bugün de Şam yönetimi ve çeşitli gruplar tarafından Alevilere yönelik saldırıların sürdüğünü savundu. İştibrak, Lazkiye, Hama ve Humus’ta Alevilerin katledildiğini belirten Hatimoğulları, kasabaların, köylerin, mahallelerin, tarlaların ve evlerin yakıldığını söyledi.
“Alevi Kadınlar Kaçırılıyor, Din Değiştirmeye Zorlanıyor”
Hatimoğulları, Suriye’den gelen son haberlere göre Alevi genç kadınların ve üniversiteli kadınların kaçırıldığını, din değiştirmeye zorlanmak istendiğini belirtti. Bunun kabul edilemez olduğunu söyleyen Hatimoğulları, Türkiye’de Madımak’ta yaşamını yitirenlerin anısına sahip çıktıkları gibi Suriye’deki Alevilerin de sesi olmaya devam edeceklerini ifade etti. Hatimoğulları, hak örgütlerini, Alevi kurumlarını ve uluslararası kamuoyunu Suriye’deki Alevilere daha güçlü sahip çıkmaya çağırdı.
“Biz Bu Topraklarda Çok Yakıldık, Çok Katledildik”
Hatimoğulları, Alevilerin tarih boyunca ağır acılar yaşadığını belirterek, Madımak’ta saz çalmaya, semah dönmeye, türkü ve deyiş söylemeye gelen insanların yakıldığını söyledi. “Türküleri yakıldı, sazı yakıldı, semahları yakıldı” diyen Hatimoğulları, buna rağmen Alevilik inancının dimdik varlığını sürdürdüğünü ifade etti. Devletin resmi asimilasyon politikalarına rağmen Alevilerin kendi inançlarıyla var olmaya devam ettiğini söyledi.
“Aleviler Kendi İnançlarıyla Var Olmaya Devam Ediyor”
Hatimoğulları, devletin kendi Alevisini yaratmaya dönük politikalarına karşı Alevilerin mücadele ettiğini belirtti. Alevi yurttaşların inançlarını koruduğunu ve bu inançla yaşamaya devam ettiğini vurgulayan Hatimoğulları, bu mücadelenin Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.
“Kürtler ve Aleviler En Büyük Dayanışmayı Kurmalı”
Hatimoğulları, Türkiye’de en çok acı çeken iki kesim olarak Kürtler ve Alevilerin barış ve demokratik toplumun inşası için güçlü bir dayanışma kurması gerektiğini söyledi. Bu topraklara barış geldikçe farklı halklardan ve inançlardan insanların eşit yurttaşlar olarak yaşayabileceğini belirtti. Hatimoğulları, herkesin kendi rengiyle, diliyle ve inancıyla özgürce yaşayabileceği demokratik bir cumhuriyetin inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.
“Unutmadık, Unutturmayacağız”
Hatimoğulları, konuşmasının sonunda Madımak’ta yaşamını yitirenleri saygı ve minnetle andı. Katliamlara karşı güçlü ve tek vücut bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, demokratik cumhuriyetin yolunun bu mücadeleden geçtiğini söyledi. Hatimoğulları, “Madımak’ta yitirdiğimiz 33 canımızı saygıyla, minnetle anıyorum. Onları unutmadık, unutturmayacağız” dedi.




