Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağdaş Üngör, tüm dünyanın gözünü çevirdiği Pekin’deki Trump-Xi zirvesinin perde arkasını ANKA Haber Ajansı’na yorumladı. Küresel ticaret, Tayvan, yapay zeka ve Hürmüz Boğazı'ndaki İran krizi gibi kritik başlıkların masada olduğunu hatırlatan Üngör, henüz çığır açıcı somut bir ilerleme işareti görülmediğini vurguladı.

Kamuoyuna sadece Boeing siparişleri ve soya alımları gibi ticari detayların yansıdığını belirten Üngör, "Eğer stratejik konularda büyük bir kırılma olsaydı zaten paylaşılırdı" diyerek zirvedeki asıl amacın gerilimi düşürmek olduğunu ifade etti.

"İki Taraf da Sürpriz Gelişme İstemiyor"

Zirve boyunca tarafların sergilediği diplomatik dili analiz eden Prof. Dr. Çağdaş Üngör, şu değerlendirmelerde bulundu:

Hürmüz'de Dehşet Gecesi: İran "Vurduk" Dedi, ABD Abluka İlan Etti!
Hürmüz'de Dehşet Gecesi: İran "Vurduk" Dedi, ABD Abluka İlan Etti!
İçeriği Görüntüle

"Dışarıdan görünen tabloya göre, iki taraf da gerilimi düşürmek için çaba sarf ediyor. Xi Jinping, ABD ve Çin arasında çatışmanın şart olmadığını, iki ülkenin de işbirliği içinde kalkınabileceğini belirtti. Trump ise alışık olduğumuz skandal davranışlarını Pekin'de sergilemedi ve olumlu bir tutum takındı. Bunlar iki tarafın da gerilimi yönetmeye çalıştığını, sürpriz gelişme istemediğini gösteriyor."

"Pekin, Tahran'ı Korumak İçin Büyük Bir Risk Almayacaktır"

Orta Doğu ve Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilimin Çin'in enerji güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini belirten Üngör, Pekin'in bölgedeki rolünün sınırları olduğunu söyledi.

Çin’in petrol akışının kesilmemesi için statükoya dönülmesini ve arabuluculuk yapmasını beklediğini ifade eden Üngör, "Genel itibarıyla İran'ın yanında olduğu söylenebilse bile, Pekin Tahran rejimini korumak için büyük bir riski göze almayacaktır" dedi.

"Tayvan En Hassas Eşik: ABD, Pekin'e Güvence Vermiş Gibi Görünüyor"

Zirvenin ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın Fox News ve Air Force One'da gazetecilere yaptığı "9 bin 500 mil uzakta bir savaş istemiyoruz", "Çip endüstrimizi çaldılar" ve "Orası sadece 59 mil uzakta küçük bir ada" açıklamaları, Washington'ın Tayvan politikasında vites küçülttüğünü kanıtlar nitelikteydi.

Tayvan dosyasını iki ülke arasındaki en büyük sıcak çatışma potansiyeli olarak gören Üngör, küresel konjonktürün Washington’ı frenlediğini belirtti.

"Washington Yeni Bir Savaşı Göze Alamaz"

İran ve Ukrayna krizleri aynı anda devam ederken ABD'nin Çin ile yeni bir cephe açamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Çağdaş Üngör, şu kritik tespiti yaptı:

"Basına çok yansımasa da, Washington bu konuda Pekin'e güvence vermiş gibi gözüküyor. En azından Trump'ın Tayvan yönetimine bağımsızlık konusunda destek vermeyeceği açık. Zaten statükonun devamı ABD için çok kötü bir tablo değil. Ancak Çin bir gün Tayvan'ı ilhak etmeye kalkışırsa hesaplar değişir. O gün Beyaz Saray'da kimin oturduğuna bağlı olarak ABD de radikal adımlar atabilir. Savaşa kendi dahil olmasa bile Tayvan'ın kendini savunması için olağanüstü bir çaba sarf edeceği kesin."

"Türkiye İçin Manevra Alanı Daralıyor"

Devlerin küresel ticaret savaşının ve yükselen gümrük duvarlarının Türkiye’ye yansımalarının sert olacağı uyarısında bulunan Üngör, Çin'in batı pazarlarında daraldıkça rotayı gelişmekte olan ülkelere çevireceğini hatırlattı. Türkiye'nin 2000'li yıllardan bu yana Çin karşısında rekabet gücünü kaybettiğini söyleyen uzman, elektrikli araç, batarya ve yenilenebilir enerji sahalarında Çin'in hakimiyetinin Türkiye’nin ticaret açığını daha da büyüteceğini öngörüyor.

Dünyanın hızla çift kutuplu bir teknoloji ve savunma ekosistemine doğru kaydığına dikkat çeken Üngör, "İleri teknoloji ürünlerinde yaşanan ayrışma diğer ülkeleri taraf seçmeye zorluyor. Türkiye'nin özellikle savunma ve ileri teknoloji alanlarında baskıya maruz kalma ihtimali artıyor. Dünya iki kutupluluğa doğru giderse, Türkiye'nin manevra alanı daralacaktır" diyerek sözlerini noktaladı.

Kaynak: ANKA