TBMM'nin yeni yasama yılının başlaması dolayısıyla Tören Salonu'nda TBMM Başkanlığınca bir resepsiyon verildi. Resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, YENİ Parti Grubu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Genel Kurul'da konuşmaya başlamadan önce salondan ayrılmasına ve muhalefetin eleştirilerine yönelik önemli açıklamalarda bulundu.
Kurtulmuş, Meclis'teki temsil oranlarına ve muhalefetin söz hakkına dikkat çekerek, bu yöndeki suçlamaların gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.
"Hiç Şık Olmadı"
Siyasette asgari nezaketin önemine vurgu yapan TBMM Başkanı Kurtulmuş, YENİ Parti milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması öncesinde salondan ayrılmasını eleştirdi.
Kurtulmuş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Siyaset tabii ki farklı fikirlerin var olduğu, farklı fikirlerin kıyasıya fikri mücadele verdiği bir alandır. Bu siyasi mücadele içerisinde en temel hususlardan birisi de siyasi nezakete uymak gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir numaralı koltuğunda oturan, şu anda milletin oylarıyla seçilmiş olan Cumhurbaşkanı her ne kadar bir partinin mensubu olarak buralara kadar geldiyse de esasında Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün yurttaşlarının Cumhurbaşkanı'dır. Gönlümüz arzu ederdi ki bu sefer de YENİ Parti mensubu milletvekili arkadaşlar Cumhurbaşkanı'nın konuşmasını dinleseler ve böyle bir yola tevessül etmeselerdi. Hiç şık olmamıştır. Demokrasi bakımından bunlar bir protesto mahiyetinde görülebilir ama demokratik nezaket içerisinde kabul edilemez."
"Herkes Her İşe Bir Mazeret Üretebilir"
Kurtulmuş, muhalefetin Cumhurbaşkanı'nın partili kimliğini gerekçe göstermesi ve yeni anayasa tartışmalarına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
"Herkes her yaptığı işe karşı bunun bir kılıfını bulur, buna bir mazeret üretebilir. Türkiye'de geçmiş dönemlerde de farklı siyasi kanaatlere sahip olan Cumhurbaşkanları oldu. Ama o zaman hatırlıyorum, Meclis'te de bütün siyasi partiler kemal-i edeple Cumhurbaşkanı'nı dinledikten sonra Meclis faaliyetlerine devam ettiler. Cumhurbaşkanı'nın partili olup olmaması meselesi de tam da bugün gündeme getirilen yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili bir konudur. Muhalefet, etkin bir muhalefet, akıllı bir muhalefet, yeni anayasanın yapılmasıyla ilgili bu konularda eğer teklifleri varsa bunların hazırlığını yapar ve anayasayla ilgili tartışmalar açıldığında da bunları gündeme getirir."
"Muhalefetin En Fazla Sözünün Çıktığı Parlamentosu TBMM'dir"
Muhalefetin sesinin kısıldığına dair iddiaların rasyonel olmadığını belirten Numan Kurtulmuş, parlamentodaki grup sayılarını işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şunu çok açık söyleyebiliriz ki, Türkiye demokrasisi dünyanın en olgun demokrasilerinden birisidir. Herhalde muhalefetin en fazla sözünün çıktığı parlamentolardan birisi de TBMM'dir. Bugün pratik olarak önümüzdeki hafta 6 Ekim'de Meclis başladığında Meclis'te yedi tane parti grubu sürekli söz alacak. Bunlardan ikisi iktidara mensup, beşi muhalefete mensup partilerdir. Dolayısıyla, zaten iktidarın önümüzdeki dönemde parlamentoda beşte iki söz hakkı var diye düşünmek lazım. 'Muhalefetin sesi kısılıyor. Muhalefet konuşamıyor' eleştirilerini doğru bulmam, rasyonel de değildir. Açık gerçeğe de aykırıdır."





