Dünya diplomasisi ve savunma sanayii, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 uzun menzilli hava savunma sistemlerinin geleceğine kilitlendi. Ankara ile Washington arasında F-35 krizini çözmek ve CAATSA yaptırımlarını aşmak için S-400'lerin bir Körfez ülkesine satılacağı iddiaları uluslararası basında geniş yankı uyandırırken, Rusya kanadından sessizliği bozan çok kritik bir hamle geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, başkent Moskova'da düzenlediği günlük basın toplantısında Türk ve dünya medyasının gündemini sarsan bu iddialara ilk kez doğrudan yanıt verdi.
Ankara'nın bu devasa askeri adım için Moskova'dan resmi bir onay ya da izin isteyip istemediği yönündeki soruları geçiştirmeyen Peskov, sürecin arka planındaki diplomatik trafiği doğruladı. Kremlin Sözcüsü, "Bu konuda yalnızca şunu söyleyebilirim; mesele son derece hassas. Türkiye ile bu konuda görüştük ve temaslarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullanarak iki ülke arasında perde arkasında yürütülen S-400 pazarlıklarının varlığını resmen itiraf etti.
"Putin ile Trump Arasında Yeni Bir Görüşme Olmadı"
Kremlin'deki basın toplantısında küresel liderlerin diplomatik temasları da masaya yatırıldı. Sözcü Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında son günlerde yeni bir doğrudan temasın gerçekleşmediğini belirterek, iki liderin en son 4 Temmuz tarihinde bir telefon görüşmesi yaptığını hatırlattı.
Moskova ile Washington arasındaki ikili diyalog kanallarının açık olduğunu ve teknik düzeyde temasların sürdüğünü ifade eden Peskov, iki lider arasında yeni bir zirve ya da görüşme için özel, aylar süren bir hazırlığa gerek olmadığını savundu. Kremlin Sözcüsü, "Buna ihtiyaç duyulduğu anda görüşme çok hızlı şekilde organize edilip gerçekleştirilebilir" diyerek esnek diplomatik yaklaşımlarının altını çizdi.
"Kiev Barış Sürecine İstekli Değil"
Ukrayna’da devam eden savaşa ve olası bir ateşkes sürecine de değinen Dmitri Peskov, Kiev yönetiminin şu aşamada barışçıl bir çözüme yönelme noktasında hiçbir niyet taşımadığını ileri sürdü. Rusya’nın kendi stratejik hedeflerine diplomatik masada ulaşmaya her zaman açık olduğunu ve Devlet Başkanı Putin’in de bu uzlaşmacı yaklaşımı desteklediğini belirten Peskov, sahadaki gerçeklerin ise buna izin vermediğini vurguladı. Kiev rejiminin barış sürecine katılmaya kesinlikle istekli olmadığını gördüklerini ifade eden Peskov, "Bu, Kiev rejiminin isteksizliği nedeniyle mümkün olmadığı için özel askeri operasyonumuzu sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.
Ukrayna ordusunun cephe hattındaki çatışmayı bilinçli bir şekilde tırmandırmaya çalıştığını belirten Peskov, Rus ordusunun sınır boyu güvenliği sağlamak adına oluşturduğu tampon bölgeleri genişletmeye devam edeceğini açıkladı. Bir gazetecinin, "ABD, Ukrayna'yı Rusya'nın enerji ve lojistik altyapısına yönelik düzenlediği saldırıları durdurmaya zorlayacak mı?" şeklindeki sorusuna ise Peskov, sert bir tonla "Bu, Beyaz Saray'a sorulması gereken bir soru" yanıtını verdi.
"Nükleer Santrale Saldırı"
Toplantının en çarpıcı ve korkutucu başlıklarından biri ise nükleer güvenlik uyarıları oldu. Ukrayna yönetimini ve ordusunu Rusya kontrolündeki Zaporijya Nükleer Güç Santrali'ne yönelik periyodik saldırılar düzenlemekle suçlayan Peskov, bu tür askeri faaliyetlerin küresel bir felakete yol açabilecek ölçüde "son derece tehlikeli ve provokatif" olduğunu belirtti.
Sivil tesislerin yanı sıra nükleer santralin ana enerji altyapısının hedef alındığına dikkat çeken Kremlin Sözcüsü, Rusya'nın bu nükleer tehdit karşısında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile anlık ve sürekli olarak temas halinde olduğunu kaydetti. Peskov, Moskova'nın, Kiev'in bu kabul edilemez ve tehlikeli adımlarına karşı uluslararası arenada UAEA'ya gerekli uyarıları ve raporları iletmeyi kararlılıkla sürdüreceğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.




